Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MEHMET MOREKET, TUFAN ERHÜRMAN VE GERÇEKLER…

Sevgili Mehmet Moreket, kendi köşesinde, CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman’ın, mecliste, gazetecilerle ilgili yaptığı bir konuşmayı eleştiren görüşleri yayınlandı.

Moreket özetle; “Genelleme yapmanız doğru değildir” anlamına gelecek cümleler kullandı.
Bu konu, son dönemde, bizim mesleği itibarsızlaştırmaya yönelik bir operasyona dönüştü.
Özellikle de  “sosyal medya” denilen kalitesiz ve düzeysiz ortamlarda gazeteci olmayanların yazdıkları örnek gösterilip “aha tüm gazeteciler böyledir” genellemesi yapma gibi gazetecilik itibarı ve onurunu ayaklar altına alacak “şeyler” yapılmaktadır.
Erhürman’ın buna alet olacak şekilde bir Facebook yorumu yapmasına üzüldüm.
Fakat benim üzülmem “birşeyi” değiştirmiyor.
Tıpkı, ona destek verme dürtüsüyle, kaba-saba yorumlar yapanların içinde bulunduğu durumu değiştirme gibi bir “birşey” yapamayacağım gibi.
Yazarın kendisine “tekzip” gönderme yerine (ki iyi bir hukukçu olarak tanınan Erhürman’ın “tekzip” müessesini çok iyi biliyor olması gerekir) Facebook denilen kalitesiz sosyal medya ortamında Mehmet Moreket’e cevap verdi.
Bu kendi tercihidir. (Doğru bir tercih olmadığını Erhürman gibi bir hukukçuya yakışmadığını ve de Havadis’e küfürler yağdırılmasına vesile olduğunu belirtmek isterim.)
Erhürman adına Facebook denilen kalitesiz soysa medya ortamında Moreket’e şu yanıtı verdi:
Sayın Mehmet Moreket’e Açık Mektup
Sayın Moreket, Havadis gazetesinde, bugünkü sayfanızda, benimle ilgili olarak, “Meclis’te yaptığı konuşmada, gazetecilerin hukuktan anlamadığını, yanlış değerlendirmeler yaptığını söyledi … Erhürman bu genellemeleri çok sık yapıyor” şeklinde bir yorumunuz yayımlandı. Oysa bu konuda yaptığım konuşmayla ilgili, gazetenizin 15 Aralık 2015 tarihli sayısında, TAK’tan alınarak yayımlanan haberde, benim ağzımdan, konuyla ilgili olarak şunlar yer alıyor: “Erhürman, medyada hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargının kararlarını doğru yorumlayacak basın mensubunun az olduğunu … ifade etti”.
1. Her şeyden önce benim bir genelleme yaptığımın söylenemeyeceği kanaatindeyim. Çünkü hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargı kararlarını doğru yorumlayacak basın mensubunun az olduğunu söylemek, uzmanlaşmış ve yargı kararlarını doğru yorumlayacak hiçbir basın mensubu bulunmadığını söylemekten çok farklıdır. Genelleme ancak ikincinin söylemesi halinde yapılmış sayılır.
2. Buna ek olarak hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargı kararlarını doğru yorumlayacak basın mensubunun az olduğunu söylemek başka şeydir, sizin yorumunuzda yer aldığı şekilde “gazetecilerin hukuktan anlamadığını, yanlış değerlendirmeler yaptığını” söylemek başka bir şey. Ben, gazeteciler hukuktan anlamaz, yanlış değerlendirmeler yapıyorlar demedim. Bu alanda uzman olan ve yargı kararlarını doğru yorumlayan az sayıda gazeteci var dedim. İkisi arasında çok ciddi fark olduğu kanaatindeyim.
Kaldı ki, sizin de bildiğiniz gibi, ben bu konuşmayı yaparken, yargı kararlarının Meclis’te değerlendirilmediğini, basında da hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargı kararlarını doğru yorumlayabilecek basın mensubu az olduğu için, bunların olması gerektiği kadar kamuoyunun gündemine gelemediğini söyledim ki bu düşüncemin doğru olduğu kanaatindeyim.
Özetle, “medyada hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargının kararlarını doğru yorumlayacak basın mensubunun az olduğu” yönündeki bir görüşü, “gazeteciler hukuktan anlamaz, yanlış değerlendirmeler yapıyorlar” şeklinde yorumlamak kanaatimce aşırı yorum, hatta yanlış yorumdur. Bu düşüncemi saygılarımla paylaşmak istedim.

       ***

Erhürman’In bu yanıtının altına da ailesel bağlantıları da olan birçok “Facebook kullanıcısı” kaba-saba yorumlar yaptı.
Hepsine verilecek ayrı bir yanıtımız vardır.
Sanılmasın ki Facebook denilen kalitesiz ortamı kullanmıyoruz diye suskunluğumuz ikrardan gelir.
Bu memleket o kadar küçüktür ki “bilmek omuzlarımızda ağır bir yüktür” atasözüyle yaşıyoruz.
Fakat tercihimiz Facebook’ta küfür yarışı yapmak değildir.
Bu tercihimiz bir zafiyet olarak algılanıyor.
Varsınlar öyle algılasınlar.
Bu da onların bir kusurudur.
Tufan Erhürman hocama gelince;
Genelleme yapıp, somut örnekler vermeyip, bir meslek grubunu eleştirmek Kıbrıs Türkünün en kötü hastalığına dönüştü.
Kendisi bu hastalığı çok iyi biliyor diye sanıyordum.
Fakat yanılmışım.
İçinde bulunduğu ve geçimini sağladığı siyaset kurumu ile ilgili “genelleme” yapsaydık, değil sadece kendisi hiçbir mesai arkadaşı o koltuklarda oturmazdı.
Siyasetin içinde bulunduğu bedbaht durumu bizden çok daha iyi biliyor olması gerekir.
Biz, “bütün siyasetçiler aynıdır” popülizmi ve sığlığına düşmedik.
Kendisinin de böylesi bir popülizm ve sığlık deryasında yüzmemesini tavsiye ederiz.
Vesile olduğu küfürleri de şimdilik sineye çekiyoruz.
Ama bunun da bir haddinin olduğunu herkesin bilmesi artık şart oldu.