CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve bir grup gazeteci dün CTP merkezinde bir araya geldik.
Yazılmaması kaydıyla anlatılanların dışında, edindiğim izlenimleri sizlere paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim, Sayın Talat’ı çok rahat gördüm.
Hükümetin gidişatı, Türkiye’den gelecek olan su ve de Kıbrıs konusunda düşüncelerini öğrenme fırsatı yakaladık…
Sayın Talat’ın tam arkasında yer alan ve bakanlıkların yapacaklarını gösteren takvimlenmiş pano oldukça dikkat çekiciydi. Her bakanlığın hangi icraatı ne zaman yapacağı kalem kalem yer alıyordu duvardaki bu tabloda…
Öncelikle “Gölge Başbakan” yakıştırmasına gülüp geçiyor… “Benim partide, Başbakan’ın ise hükümette yapacak o kadar çok işlerimiz var ki, bu tür dedikoduları ciddiye almıyoruz, herkes kendi yetki alanları içinde görevini yapıyor” değerlendirmesinde bulunan Talat, koalisyon hükümetin gidişatından mutlu olduğunu ve takvime bağlı olarak çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti…
28 Ekim’de yapılacak açılışla birlikte akmaya başlaması planlanan ve hem siyasi, hem de ekonomik olarak son derece hayati bir dönüm noktası olan su konusuna oldukça önem veriyor. TC ile KKTC arasında yönetim konusunda bazı sıkıntılar olmasına rağmen bunun aşılabileceğine inanan Talat, suyun yönetimini üstlenecek, özerk bir “Su Kurumu” oluşturulmasından, Yönetim Kurulu’nun ise, ağırlıklı olarak teknik bilgi ve birikime sahip isimlerden oluşmasından yana. Ülkeye verilecek suyun fiyatının her bölgede aynı olacağını, suyun belediyeler tarafından oluşturulan BESKİ tarafından satılması gerektiğini söyledi…. Ve su konusunda bugüne kadarki iktidarların “kulaklarının üzerine yattıkları” ve derslerine yeteri kadar çalışmadıkları eleştirisini de dile getirmekten çekinmedi…
Son günlerin olay adamı Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim’le ilgili görüşünün sorulması üzerine ise Talat, “Akim’le sıkıntım var. En büyük ‘müşteriye’ sahip bir kurumun başında olan birisinin, vatandaşla ilişkisinin çok daha iyi olması gerektiği kanısındayım. Kullandığı dili tasvip etmek mümkün değil ancak, zam talebi konusunda sayın Akim’le ayni fikirdeyim. Zam yapılmazsa bazı yatırımların da yapılamayacağını bilmemiz lazım. Hükümet ile bu konuda farklı düşünüyoruz belki ama, elektrik zammı konusunda son karar hükümetin olacak…” diye de vurguladı.
Kıbrıs konusu ve bölgelere başlattıkları bilgilendirme toplantıları konusunda ise, “Görüşmeler iyi gidiyor. 5 yıllık Eroğlu kaybından sonra, taraflar arasında ciddi yaklaşımlar var” değerlendirmesinde bulundu…
Demopulos kararı ile mülkiyet konusunda taşların yerinden oynadığı ve Rum tarafının kriterlere dayalı bir düzenlemeyi de kabul etme aşamasına geldiğini ifade eden Talat, Annan Planı’ndan sonra, kriterlerin şimdi daha da belirginleştiğini söyledi. Malların 25 maddelik kategorilere ayrılmasının bir ilk olduğunu, bu kategorilere göre bilgisayara verilecek mallar için tam bir döküm ortaya çıkacağını belirtti ve vurguladı; “Evlerini terkedecek vatandaşlar da olacak. Ancak, bu insanların terk ettikleri evlerinin yerine kendilerine başka yerlerin tahsis edilecek. Kimse açıkta kalmayacak”…
Talat, “Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim en büyük korkumuzun, mülkiyet konusunun çok uzaması olmalıdır” diye düşünüyor. Uzaması durumunda bizim ekonomimizin ciddi zararlara uğrayacağının kaçınılmaz olacağına inanıyor. İddia edildiği gibi, garantiler konusunun henüz tartışılmadığını, yönetim ve güç paylaşımı ile vatandaşlıklar konusunda ise ciddi ilerlemelerin olduğunu belirtti…
CTP konusu da soruldu. Genel Başkanlık için yeniden aday olma konusunda net bir cevap vermeyen Talat’ın aslında kurultay için bir takım hazırlıklar yaptığını da anladık. Bunlar kendisinin aday olup olmaması, ya da kimin kazanacağı ile ilgili değil, CTP’nin kurumsallaşmasına yönelik çalışmalar.
Son bir anektod; bir meslektaşın, “ yıllardır birçok liderin sonuca ulaştıramadığı Kıbrıs konusunu çözmek Sayın Akıncı’ya nasip olursa, tavrınız ne olur sorusuna Talat, “Tüm kalbimle Sayın Akıncı’yı kucaklarım” yanıtını verdi…
YERİN KULAĞI VAR
GÜLTEKİN DE SAĞLAM TORPİLLİ: Kamu Hizmeti Komisyonu’nda görev yapan Metin Gültekin, aynı zamanda sayın Eroğlu’na en yakın isimlerden birisi. Eroğlu’nun UBP’ye emaneti. Eğitim Bakanlığı’nda da görevi vardı. Kolej giriş sınavları tamamlandı, öğrenciler kayıt yaptı. Dün ani bir kararla Mağusa TMK için 28 ek kayıt kararı aldı. Neden? Metin Gültekin’e yakın bir isim için. Onca veli, onca öğrencinin çabası hiçe sayıldı. Torpilliler girene kadar, beş okulda da kontenjanlar açıldı. Yazık, hem de çok yazık.
ONLARIN DERDİ DEĞİL:
Kıbrıs konusunda ciddi gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, iktidar ortağı UBP’nin derdi başka. CTP bu konuda vatandaşı bilgilendirmek için köylere ziyaret başlattı, ortakları UBP’de köyleri geziyor ama onların derdi, Kıbrıs konusu değil, kurultayda kimin başkan olacağı. Köy köy gezip üyelerin oyunu alma telaşındalar. Onlar için varsa yoksa, o koltuğa kimin oturacağı. Kıbrıs konusunda nasıl olmasa birleri elini taşın altına koymuştur…
KRİZ YAŞANABİLİR:
Hüseyin Özgürgün’ün karşısında aday olan milletvekilleri, kazanmaları halinde CTP ile olan hükümeti bozma niyetindeler. 5 adayın tümü de bunu açık açık söylemeseler de, kabine değişikliği ve dönüşümlü başkanlık açıklamalarıyla, koalisyonda bir krizin yaşanabileceğinin sinyallerini veriyorlar…
CTP’DE DEĞİŞİM:
CTP yıl sonuna kadar tüzük kurultayını yapmaya hazırlanıyor.UBP’de olduğu gibi üye sisteminin getirilmesi düşünülen yeni tüzük henüz tam olarak tartışılmış değil. Ancak UBP’deki üyelik anlayışından oldukça farklı bir sistemin getirilmesi ve üyelere de bazı yükümlülüklerin yüklenmesi bekleniyor. Olağan Kurultay tarihinin de tüzük kurultayının ardından belirleneceği konuşuluyor…
ÖKÜZ ÖLDÜ, ORTAKLIK BOZULDU:
BKP Genel Sekreteri Korkmazhan, aylardır Cumhurbaşkanı Akıncı’dan talep ettikleri rendevuya cevap alamadıkların söyledi. Seçim döneminde Akıncı’ya verdikleri desteği de hatırlatan Korkmazhan, “Akıncı’dan kaynaklanan problemler var” şeklinde ağır eşeltirilerde bulunmuş. Hani bir laf var” öküz öldü, ortaklık bozuldu” diye, sizin durmda aynen öyle…
DENETİMİ ZOR:
Dün de yazdım, Çalışma Bakanlığı özel sektörde ücretlerin kıdeme bağlanması için çalışma yapıyor. Gayet güzel. Ancak bu insanlar sendikasız, bu insanlar sözleşmesiz. Devlet hangi mekanizmasıyla denetleyebilecek ki? Şu anda bile asgari ücretin altında işçi çalıştırılırken, bakanlığın bundan haberi var mı..?
ŞAFAK YILDIZI:
Şimdi de bu çıktı. Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz, Kıbrıs konusuna bir çözüm bulunması halinde, Kıbrıs’ın Avrupa’nın “Şafak Yıldızı” olabileceği yorumunu yaptı. İki liderin başarısının, halklarının vereceği desteğe bağlı olduğu yorumu yapan Schulz, bu birleşmenin AB’yi hangi karanlıktan kurtaracak yıldız olduğunu anlatmadı…
ZİRVEDEKİLER
Ocean Well Olumlu Karşılandı: Mağusa ve Limasol’da faaliyet gösteren bir Kıbrıslı Türk ile bir Kıbrıslı Rum işadamının kurdukları Ocean Well isimli gemi bakım ve onarım şirketi, ortaklık olarak değilse bile, kapasitesi bakımından bir ilk olacak. Zira daha önce de kurulan küçük ortaklıklar olduğunu biliyoruz. Haberi veren Cyprus Mail gazetesine gelen yorumlar ilginçti. Bir Kıbrıslı Rum “Bu, ‘Kıbrıs’ gemilerinin Mağusa’ya demirleyeceği anlamına mı geliyor. Yoksa Türkiye, pardon KKTC, ‘hayır’ demeye devam mı edecekler” yorumunu yaparken; bir Kıbrıslı Türk de buna yanıt olarak, “Hayır, Yunanistan, pardon ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mağusa limanını uluslararası şirket adıyla eşit ortak olarak kabul etmesi anlamına gelecek” diyordu. Habere her iki taraftan da gelen yorumların, büyük oranda olumlu olduğunu not etmekte yarar var…
DİPTEKİLER
Kışkırtmanın Alemi Yok: Türkiye’de meydana gelen terör olaylarını içimiz yanarak izliyoruz. Ancak KKTC de en az Türkiye kadar hassas. Her etnik gruptan insan var. Sosyal medyada, okulların açılacağı tarihe dikkat çekenleri görüyor ve endişe ediyoruz. Tam da bu dönemde, sokak gösterileriyle toplumu provoke etmenin, ne Türkiye’ye, ne de hayatını kaybedenlere bir faydası var. Herkes sağduyulu davranmalı. Kaş yapayım derken, göz çıkartmayalım…
































