Köşe Yazarları

Medyada da eksen kaydı

Özellikle teknik direktörlerle medyanın ilişkisi bi’hayli ateşli bi’süreçte devam eder bildik. Bu ilişikide herkes bir’birine muhtaçtır yine bildik. Bi’defa teknik direktör,  takım içi hiçkimsenin bilmediklerini bilir; Örneğin maç taktikleri, sakatlar, cezalılar ve de ‘kim, kiminle, kaç kere’ konularına çok hâkimdir. E hâl böyle olunca da medyanın en aradığı adam ilgili teknik adamdır. Diğer bi’deyişle spr medyası da okuyucusuyla iletişime geçmek için teknik direktörleri kullanır. Maç sonrası yurdum teknik direktörünün bi’basın toplantısı yapacak mekânı var mı? Yok maalesef. E her maç sonrası duygularını nasıl dile getirecek? Tabii ki de önce radyo, sonra da tv aracılığıyla meramını anlatmak isteyecek. E bu durum aktif mi? Süper(!) lig teknik direktörü için yarı’buçuk da olsa aktif ama alt lig teknik adamı için ‘saldım mevlâm çayıra’ modu hâsıl olur. E iş gene ertesi günkü gazetelere kalır. Okuyucu bu konularla ertesi gün haşır ve de neşir olur mu? Eh işte! “Eh” dedik, neden mi? Özsoy Müdür geçen gün gazetede; “Gel bak! Spor dünyamızın elektronik medyadaki tıklanma oranı ile magazin dünyasının tıklanma oranını gel mukayese et” dedi. Birlikte baktık; Örneğin bilmem hangi mankenin ‘sıcak yakınlaşma’ konusunu ilk günden 1000 küsur kişi takip etmiş, bizim gariban sporumuzun herhangi bir konusunu da 90-100 kişi takip etmiş. Özetle medyada eksen artık magazine kaymış durumda. Sporun merkezinde de eksen teknik alandan, dedikodu ve de tepki eksenine kaymış durumda. Ana fikir mi? Sonuçta totalde sporumuzu çok da takan yok. aslolan ilgili mankenin sıcak ya da soğu yakınlaşmasıymış yine anladık. Neyse, biz yine spor medyasını irdelenmeye devam edelim; Bi’defa teknik direktörlerin medyaya, medyanın da teknik direktörlere ihtiyacı vardır çorba parası aşkına. Yurdum gazeteleri, radyo dalgaları ve de televizyonları arttıkça bu ilşiki de gün geçtikçe daha da artıyor ve de eksene de teknik direktörlerin görevden alınmaları konuları çakılıyor. Örneğin efsane teknik direktör Roy Hodgson; “Günümüz spor medyası maçın o dakikasında neler olduğuyla ilgilenmeyen bir canavar! Eskiden maçın her dakikasıyla ilgilenirlerdi. Şimdilerdeyse tamamen tepkilere odaklanmış durumdalar. Artık her türlü atraksiyon tirajı arttırmaya yönelik. Özellikle de teknik direktörlerin kulüpten kovulma hâlleri de manşetlere taşınıyor. Artık medya başarı merkezli değil, başarısızlık merkezli çalışıyor. Bu da teknik insanlar üzerinde çok büyük bir baskı yaratıyor” demişti bi’açıklamasında. Efsane haklı; Artık ‘başarızısılık odaklı’ bir medya var. Başarıdan çok başarısızlığı gündeme getirip bu vûkû bulan olay üzerinden çakmalar hâlihazırda devam ediyor. Çocukluğumuzun efsane futbolcusu ve de günümüzün teknik direktörü Kevin Keegan; “Eskiden bir takım arkadaşımızla tartıştığımızda bunu takım arkadaşlarımızdan başkası bilmezdi. O dönemler bu konuyu kendi içimizde tutmak kolaydı. Mâlum o dönemler Twitter ya da Facebook da yoktu. Artık bu durum değişti. Herkes muhabir oldu. En küçük olayları bile sosyal medyada deşifre olur hâle geldi. Durum böyle olunca da takım içi paranoya ötesi bir güvensizlik ortamı doğdu” dedi. Usta haklı! Dedikodu merkezli bir sosyal medya dünyası egemen artık. Başlıkta belirttik ya; artık medyada da eksen kaydı…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı