Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Meclis görevini 14 yıl aksatmış…

Dün Meclis’te Sayıştay’ın Tapu ve Kadastro Dairesi’nde 1997 senesinde yaptığı denetim raporu görüşülüyor. Rapor 1999 tarihli. Yani Sayıştay, iki senede raporunu hazırlamış. O da çok ya neyse, imkanları kısıtlı diyelim. Ya Meclis’e ne demeli? Denetim görevini tam 14 yıl aksatmış. Sayıştay raporlarını ele alacak Komite yeni, hem de geçici. Bu nasıl denetim görevi? Raporda “kullanılacak karbon kağıdın yeni olmasına dikkat edilmeli” gibi bir ifade bile var. 99’dan buyana gelişen teknolojiyi düşünüyorum da, komik geliyor… Öte yandan sorumlulardan bir kısmı hayatını kaybetmiş. Eleştirmeye çıkan milletvekilleri bunu kürsüde öğreniyor…                                                                                             

      Yine raporda, “Veznede oturan personelin Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından atanmış olması gereği”ne işaret ediliyor. Yani liyakata, bilgi, beceriye. Vezne gibi ciddi bir yere hiçbir sınava tabi tutulmadan, arka kapıdan alınan bir geçiciyi koymayın diyor rapor. Herhalde hoş olmayan bir şeyler yaşanmış, Sayıştay da bunu tespit etmiş. Ama konu sıcağı sıcağına gündeme gelmemiş. Yıllar geçmiş, bugün bakın Maliye’nin bütün veznelerinde, geçiciler çalışıyor… Bir süre önce geçici olarak işe alınan bir makinistin Maliye veznesinde çalıştığını, önünde kuyrukların uzadığını yazmıştık da, ailesi bize saldırmıştı. İşte Sayıştay bunu söylüyor, öneriyor, uyarıyor ama ne fayda, rapor tam 14 yıl raflarda tozlanıyor, aynı hatalar katmerlenerek tekrarlanıp duruyor…                                                                              

  Ya Belediyeler? Başta Lefkoşa Türk Belediyesi olmak üzere, bugün domino taşı gibi dökülen belediyeler? Onların bu noktaya gelmesi de denetimsizlikten değil midir? Meclis belediyelerin bütçe denetimini zamanında ve doğru bir şekilde yapmış olsaydı bu noktaya gelebilirler miydi? Ya da mesela Cypfruveks, KTHY, ETİ ve diğer tüm batak kurumlar…                                                                              

  Meclis’in görevi sadece yasa yapmak değil. Anayasa ile kendine verilmiş bir denetim görevi var. Demokrasinin gereği bu, yasama ve denetim… İşte bakın, Sayıştay’ın denetim raporları ancak 14 yıl sonra gündeme geliyor. Hiçbir manası yok, hiçbir yaptırımı yok. Alınacak bir tedbir kalmamış. Arada tam 7 ayrı hükümet kurulmuş. Yüzün üstünde milletvekili gelmiş, geçmiş. Ama demokrasi işlememiş. Şimdi de kalkmışlar hala sen ben kavgası yapmaktalar. Oysa ortada bir suç var ve hepsi bu suça ortak…                                                                                                                                                                        

   Tüm siyaset dünyamız, gelip geçen tüm siyasiler hepsi ama hepsi, demek ki demokrasiyi sadece seçimler olarak gören bir zihniyete sahipmişler. Kimsenin kimseyi suçlayacak hali yok. Suçlu biziz. Gereken tepkiyi göstermediğimiz, önümüze konulan seçim sandığına sorgusuz sualsiz koşturarak gittiğimiz için…

 

 

YERİN KULAĞI VAR
HER YIL AYNI SORUN:
Tarih bu kadar kısa sürede tekerrür edebilir mi? Ediyor işte. Tam da geçtiğimiz yıl bugünlerde, iktidar partisi UBP kurultay krizi yaşanmaktaydı. Konu UBP’nin başkanını seçmek olsa da, seçilecek olan Başbakan olacaktı. İlk kurultay 21 Ekim’de yaşanmıştı. Ülkenin geleceği belirsizdi. Çünkü adayların seçilmekten başka gailesi yoktu. Ülke için ne vereceklerinden bahsetmiyorlardı bile. Dertleri, onları seçecek olan bin civarı delegenin yarısını kafaya almaktı. Yani 500 civarında kişi, ülkenin geleceğini belirliyordu. Sadece 13 ay sonra bütün bir ülke, bütün bir halk aynı olayı bir daha yaşıyor. CTP Kurultayı yine başkanı ama aynı zamanda Başbakan’ı seçecek. Sizce bu sağlıklı bir demokrasi örneği midir? Değilse sorun nerededir..?
  
ÖDEMEYENLE, ÖDEYEMEYEN AYRILACAK:
CTP milletvekili Tufan Erhürman dün Meclis’te Hukuk Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasa Önerisi sundu. Gerekçesinde Mahkemenin borcunu ödeyemeyenle, ödemeyen arasındaki farkı gözeterek hapis cezasını ona göre vermesi var. Öneri ivedilikle ve oy birliğiyle komiteye havale edildi. Düzenleme, maddi durumu bozulduğu için borcunu ödemeyenlere bir ölçüde nefes aldıracak. Tabii bu arada Mahkemenin yüzsüzü de iyi ayırt etmesi gerekiyor…

İŞTE UTANCIMIZ:                                                                                                                                                           Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için yapılması düşünülen ama bir türlü hayata geçirilemeyen anıt mezarın yapımı için destek Türkiye’den geldi. Anıt Mezar için “kaynak yok” dendiği söylentisi ortada dolaşırken, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün “Anıt mezarı ben yapacağım” demesi üzerine, birilerinin yüzü kızarmıştır sanırım. Biz beyhude yerlere hovardaca harcamalar yaparken, Türkiye’den bir Belediye Başkanı’nın bu devleti kuran lidere sahip çıkmasından ben bir Kıbrıslı bir Türk olarak utandım…

RÜZGARA GÖRE EĞİLENLER:                                                                                                                                 Toparlanıyoruz Hareketi, “Kurultay İstihdamları” konusundaki ılımlı tavırları nedeniyle Cumhurbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı’nı eleştirerek, yaşananların Devletin nasıl yönetildiğine güzel bir örnek olduğunu savundu. İlahi Sayın Özersay, herkes bu devletin, şahıslara ve siyasilerin gelecek kaygılarına göre yöneltildiğini bilmiyor mu sanki..? Gelen de, giden de aynı. Resmen rotasız bir gemi gibi, rüzgar nereye eserse oraya doğru eğilmeyi marifet sayan bir toplum ve ona yakışan bir devlet yapısı…

POPÜLİZM İLLETİ HER ŞEYİN ÖNÜNDE:
Merkez Bankası’nın, 2013 yılı ikinci raporunda çok ciddi bir uyarı var; “KKTC ekonomisi için yapılması gereken, herhangi bir ekonomide olduğu gibi kaynak israfına sebep olan maliyet artırıcı etkenleri azaltarak verimliliği artırmaktır. Bu ise, iktisadın konusu olduğu kadar iktisadi kararlara uygulama alanı sağlayan hukukun alanına da girmektedir. Bu çerçevede, iktisadi meselelere getirilen kişisel yorumlar ve subjektif yaklaşımlar, yerlerini hukukun yaptırım gücüne ve objektifliğine bırakmalıdır.” Başkan Bilal San, bununla “donuk alacaklar” ve borç alacak ilişkileri konusuna işaret ediyor. Ancak bu konular bir zihniyet değişikliği gerektiriyor. Popülizmin hakimiyetini kıramadığımız için de bu cümleler yıllar yılı tüm raporlarda yer alıyor.

ANASTASİADİS’İN İŞİ ZOR:
Rum tarafında sağın en katı, en bağnaz partisi DIKO’nun başına eski başkan Tassos Papadopulos’un oğlu Nikolas seçildi. Malum DIKO halen Anastasiadis hükümetinin koalisyon ortağı. Bundan önceki Başkan Marios Karoyan’ın nispeten ılımlı tutumuna karşın yeni başkan, özellikle Kıbrıs konusunda Anastasiadis’in elini ayağını bağlayacak. Onun için bence çözüm hayalleri şimdiden başka bir bahara kalmış durumda. Acaba diyorum, Anastasiadis de fırsatı gökte ararken, yerde mi buldu?

İDEOLOJİK AYRIŞMA MI:
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, “Maraş bütünlüklü çözümün parçasıdır, kapsamlı çözüm hedefi olmayanların projesidir” diyor. Bu sözler, yıllar yılı CTP’nin Maraş’a bakışına ters. Daha birkaç ay önce, CTP’nin ağır toplarından Abbas Sınay “Ercan ve Gazimağusa Limanlarının açılması Kapalı Maraş’ın iadesine değer” diyordu. Bir başka milletvekili Dr Arif Albayrak da “Maraş’ın palyatif çözümü Mağusa ve Kıbrıs için bir artıdır” demekteydi. Okan Dağlı, yine eski CTP milletvekili, halen Maraş’ın eski sahiplerine iadesi inisiyatifinin başkanı. Bu durumda, CTP’nin ideolojik olarak da ayrıştığını söylersek, yanılmış mı oluruz..?

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: İkinci Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye’den elektrik getirilmesi konusunun ciddi ciddi projelendirilmesi gerektiğini, gelecek elektriğin özel sektör tarafından da getirilse, yine de daha ucuza mal olacağını savunuyor. Kendi santrallerimizin olağanüstü dönemler için hazırda bekleyeceğini, özelleştirme sorununun da, bacaların yaydığı zehrin de son bulacağını söylüyor. Aklın yolu bir. Ancak bunu yapmak için de bir takım kitlelerin kendi özel çıkarlarıyla, toplumsal çıkarların yolunu kapatmasını engelleyecek cesarete ihtiyaç var. Talat’ın bir elektrik, elektronik mühendisi olduğunu da unutmamak gerek…

DİPTEKİLER
Mumlu Protesto: Bir grup sendikacı dünkü Meclis çalışmaları sırasında izleyici sıralarında elektrik zammını protesto için yeşil mum yakmışlar. Vatandaştın güvenini yitiren, meydanları dolduramayan sendikaların, bundan daha iyisini yapmalarını beklemiyordum. Zaten dünkü eylem de, tribünlere oynamaktan öte bir işe yaramayacak.

Elektrik zammına karşı bir araya gelen 59 örgüt, Cumhuriyet Meclisi’nin dünkü oturumunda yeşil mum yakarak eylem yaptı