Köşe Yazarları

Maya


 

Yıllar, yıllar önce… Arabahmet Mahallesi dostlukları ölümsüzdür! Ender’in gönderdiği fotoğraf, beni yıllar öncesine taşıdı! Anılarım canlandı birden…

Ender’in nenesi, aslında mahallenin bütün çocuklarının nenesi Sabriye nene düştü içime! Kısık ve davudi bir sese sahip olan Sabriye nene oldukça etkileyici, bilgili ve duayen birisiydi… Çok güçlü bir çekim alanı vardı. Hepimizi toplar ve insanlığa dair anlatırdı hep! Ne müthiş bir kadındı ama!

Bir yanda kızları, güzel insanlar Traje teyze ve Suna ablayla birlikte Sabriye nene, diğer yanda anama analık eden dikiş ustası hayranlık duyduğumuz Mediha teyzem, mahallenin danışmanı Refet amca, ırkçılığın ne kadar kabul edilemez bir saçmalık olduğunun farkındalığını bizlere ilk kez algılatan ve tanıdığımız tek siyahi kadın olan Zalihe nene ve kızı değerlimiz Şenay teyzem, vergili insan Cemaliye teyzem, balıkların yumurtaları nasıl döllediğini bizlere anlatan Sıddıka teyze ve eşi öğlen uykusunda rahatsızlık verdiğimizde başımıza bir lenger suyu boca ederek bize siestayı öğreten Salahi amca…

 

 

Kara yılanları sütle besleyip doğayı olduğu gibi kabullenme becerisini bizlere kazandıran Arabahmet Camii’nin bahçıvanı, iyilik timsali Muharrem dedem, kazancının neredeyse tamamını sokak hayvanlarını beslemeye harcayan dev insan Halil dayım ve onun yokluğunda bu görevi sürdüren Mehmet Taçman abim, Camii’nin karşı köşesinde oturan Fahriye nene ve kızı muhterem Hatice teyzem, erkek terzisi usta Cemil abim, bakkal Mehmet dayım, kadın bakkallarımızdan Şifa teyzem ve aliye Ablam, spor muhabiri, usta fotoğrafçı ve dürüstlük sembolü Mehmetali Acar abim…

Pırıl pırıl bir insan olan ve bende iz bırakanlardan Yunus abim, Kıbrıs’ın gelmiş geçmiş en önemli futbol yıldızlarından Suat abim, canım kahve çektiğinde “annem seni kahveye çağırıyor” diye bize davet ettiğim hoşsohbet insan Rasime nene, “insan önce kendi kapısının önünü temizlemeli” diye kendi kendine söylenerek sürekli kapısının önünü süpüren ve bizlerin de bu düşünceyi şiar edinmemizi âdeta tetikleyen Samiye nene, ağaç işleme erbabları Duran, Ahmet ve Faruk Usta, sempati duyma ve empati kurma arasındaki farkı bizlere pekiştiren Emine ablam, öğretmenler öğretmeni sevgili Sacit Nereli ve pek değerli eşi Melda hanım…

 

 

Akşam üstleri velesbitiyle bütünleşik Çetinkaya’ya geçen Orhan Bayraktar abim, Beli Paşa bey, Mimarımız Behzat bey, Mediha teyzemin pul kolleksiyoncusu eşi Numan dayım, Doğan abim, leziz şeftali kebablarıyla Kemal Anayasa abim, Lefkoşa Surlariçi’nin otantik semtlerinden Sarayönü’nde konuşlanan posta dairesinin hemen köşesinde sulu muhallebi satan Mehmet Ali dayı, hemen karşısında, eskiden İngiliz Valiliği olan sonradan mahkemelere dönüştürülen muhteşem güzellikteki kolonyal yapının önünde hep bir arada bulunan boyacı Rauf ve sandviççi Ahmet, Osman Gezer ve Çoronik…

 

 

Ve tabii ki Victoria Kız Lisesi tarafına bakan balkonumuzda “efsanevi radyo”suyla haberleri ve maçları dinleyerek pazar keyfi yapan muhteşem babam, babam Hasan Caner, Kıbrıs’ın gelmiş geçmiş en büyük değerlerinden yurtsever mücadele adamı ve satranç ustası abim, unutulmaz Reha Caner ve daha nice ölümsüz değer besleyenler ve değerler…

Pehhh! Mayaya bak… Yurdumun her yerinde aslında yüz yıllardır kullanılıyor bu maya! Öylesine kaliteli bir maya ki bu! “Kıbrıs Mayası”! Bu maya değişmez, değiştirilemez! Dönüştürülemez! Özümüze her daim sahip çıkma kararlılığını tebessüm ederek ifade edelim; gülümseyelim…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı