“Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden, varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği’nin birincil hukuku olmasından vazgeçemeyiz. Siyasi eşitliğimizi, Kurucu Devletlerin eşit statüsünü hiçbir şekilde feda edemeyiz.”
…
Yukarıdaki sözler Cumhurbaşkanı Eroğlu’na ait…
…
“Şimdi herkes müzakerelerde sorun yaratacak veya belirsizliklere izin vermeyecek bir şekilde temel prensiplerin belirlenmesi gerektiğini, aksi takdirde Birleşmiş Milletler kararları temelinde bir çözüme varılmasının ve Avrupa Birliği’nin tam üyesi olarak düzgün çalışmamızın imkansız olduğunu anlamış görünüyor.”
…
Bu sözler de Rum lideri Anastasiadis’e ait…
…
Masal anlatmak kültürel tarihimizin önemli bir parçasıdır.
Kaç nesil masallarla büyümüştür…
…
Çocuklar masal dinlemeyi çok severdi.
Büyükler de masal anlatma işini seve seve yaparlardı.
Sosyal yaşamın bir parçasıydı masal anlatmak.
Eski Kıbrıs sokaklarında özellikle yaz akşamları kapı önlerinde guruplaşarak oturup vakit geçiren insanlar, başka muhabbetlerin yanında çocuklara masallar anlatarak zamanlarını değerlendirirlerdi.
Dağarcığı masal yüklü insanlar vardı.
Çocuklar masalcının çevresine toplanır, anlatılan masalı ilgi ile izlerdi.
Kimi masallar korku üzerine kurulu iken, kimi masallar da çocukları kahkahaya boğan cinstendi…
…
Masal anlatma özelliği çok eskiden adaya gelen gezgincilerin de dikkatinden kaçmamıştı…
…
1900’lü yılların başında adada bulunan Yüzbaşı C.W.J Orr, “İngiliz İdaresi’nde Kıbrıs” adlı kitabında Lefke’de yaşanan bir Bayramı anlattır.
İnsanların giyim kuşamlarından ve çevrenin özelliklerinden bahseden yazar, gördüğü bir masalcıya da değinmeden edemez.
Kitaptaki bu kesit şöyle aktarılır:
“…Şurada burada bir grup insanın saygı değer yaşlı bir Türkün çevresinde toplanıp onun anlattığı tüm Doğuluların hoşlandığı şu hayret verici masalları dinlemekte olduğu görülmektedir. Öykü, nefes tutulurcasına ilgi ile dinlenmektedir. Uyandırdığı ilgi, neden olduğu kahkahalar ve beğeni ifadelerinden belli olmaktadır.”
…
Masal anlatma geleneği çok eskilere dayanır.
Tenha sokaklarda vakit geçirirken, masal dinlemenin keyfini biz de çocukluğumuzda yaşamıştık…
…
Bazı kültür derneklerimiz masal anlatma geleneğine ne kadar özen gösterse de,
Eski tatların olmadığı bir gerçek…
…
Öyle masallar vardı ki inanılmaz.
Bu masalların içinde devler, cadılar, kurtlar yer alır ve çocukların zihinleri bu gizemli ama basbayağı yalan hikayelerle doldurulurdu…
…
Her şeyin sözel olarak aktarıldığı dönemlerde, masallarla aktarılan olayların etkisi azımsanamaz.
Gerçek olmasa da…
…
Tek gözlü devler çocukların rüyasına girerdi…
Kurtlar onları kapardı…
Cadılar çirkin yüzleri ve sesleri ile zihinlerinde gezinirdi…
…
Kahramanlar da vardı.
Masal kahramanları devleri yener ve çocuklar o kahramanlara özenirdi…
…
Gerçek olmasa da masalların etkileyici, sürükleyici yanı vardı.
Bazı sözlüklerde masal “Sözlü halk hikayesi. Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren yaşanmamış öyküler” olarak tarif edilir…
…
Yaşanmamış öyküler olmasa da hoş olan birçok masal üretilerek, bunların ninni yerine çocuklara okunduğu da bilinir…
…
Daha sonra masallar kitaplara aktarılmıştır.
Masalcıların da giderek azalıp neredeyse yok olmalarında bunun etkisi çok olsa gerek…
…
Yukarıda Eroğlu ile Anastasiadis’in Kıbrıs sorunu üzerine verdikleri son konuşmalarından birer paragraf akardık…
…
Doğrusu niye aktardığımızı bilmiyorum.
Araya girdiler nedense.
Niyetimiz masal anlatmaktı…
































