Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kimseyi beğenmiyoruz, sorun budur

İstanbul’dayız…

Dün geldik…
Bugün akşam döneceğiz.
Türkcell Teknoloji Zirvesi’ne bu yıl KKTCELL de katılıyor.
Davetli gazeteciler, dün yola çıktık.
Haliyle gündemimiz belli.
Ülkemiz.
Yarına zirve ile ilgili görüşlerimizi de yazacağım ama… Dün bol bol ülkemizi tartıştık…
Soruyu Selda İçer sordu:
“Neden tüm partilerde lider sorunu var..?”
Öyle ya…
UBP yaralarını yeni sarıyor.
DP’de “muhalefette partinin cefasını çekenler”, iktidarda “itilmişliğin” öfkesini yaşıyor.
TDP’de Mehmet Çakıcı “yeteri kadar partiyi büyütemediği” gerekçesi ile başarısız sayıldı, erken kurultayla başkanlığı bırakıyor…
CTP’de iktidarın büyük ortağı olundu ama…
Özkan Yorgancıoğlu tüm partiyi kucaklamamakla suçlanıyor.
Bu nedenle karşısında genel sekreter aday.
Dört parti var Meclis’te…
Dördü de iç sorunlarla boğuşuyor?
Peki sorun gerçekten “liderlik sorunu mu?”

Kimse kimseyi beğenmiyor
Sanırım “tek sorun liderlik” dersek, tam doğru olmaz.
Zira, ortada bir cadı kazanı var…
Nur içinde yatsın Özer Hatay abimiz…
Yıllar önce bir tespit yapmıştı…
“Bir kazan var be Hüseyin… Altında ateş yanar, içinde su kaynar. Cadılar da önüne geleni dutup dutup atar içine. Suçlu- suçsuz, eyi- kötü ayırmaz…” demişti.
Cadı Kazanı deyimini o gün daha iyi anlamıştım.
Bakın siyaseti yapma biçimimize…
Siyaseti yorumlama şeklimize…
Kahvede tartışma üslubumuza…

Hiç iyi siyasetçi yok
Selda İçer sordu ya…
“Neden tüm partilerde lider sorunu var?”
Galiba cevabı da bizlerin siyasete bakış açısında…
Hadi biz gazeteciyiz…
Eleştiririz…
Muhalefet ederiz…
Saptamalar yaparız…
Peki ya partililerin parti liderlerine, milletvekillerine yaklaşımı?
Milletvekillerinin partililerine yaklaşımı?
Parti liderlerinin partililerine yaklaşımı?
Partililer seçtikleri vekili beğenmez…
Milletvekilleri birlikte seçilme mücadelesi verdiklerin başkanlarını beğenmez…
Başkanlar, çeşitli gerekçelerle daha kucaklayıcı olacak yerde, ayrışırlar, yalnızlaşırlar.
Eleştiriler acımasızdır…
Cadı kazanı kaynar da cadılar çok insafsızdır.
Sadece eleştiri olsa iyi.
O kadar rahat karalama kampanyaları düzenleniyor ki…
Keyifle…
Zevkle…
Üstelik de cesaretle…
İşte sorun da buradadır.
Kimseyi beğenmemenin nedeni, içine düşülen ruh halindedir.
Ne istediğimizi bilsek…
Ne murat ettiğimizi kavrasak…
İşimiz daha kolay olacak.

“Beğenme” ama, nereye kadar?
Evet…
Sevgili Selda…
Lider sorunu var mı?
Elbette vardır…
Denktaş ağırlığında…
Eroğlu ağırlığında…
Talat ağırlığında lider var mı şimdi?
Yoktur belli ki…
Bakınız CTP’ye…
Talat bile ne söylese suçlu ilan ediliyor.
CTP’liler, geliştirdikleri tartışma kültürü ile Talat’ı konuşmaktan korkar hale getirdi.
Eroğlu’na UBP’de isyan başladı…
Yani halimiz budur…
Sevgili Selda İçer sordu ya:
“Neden tüm partilerde lider sorunu var?”
Lider sorunundan ziyade, var olan sorun olayları tartışma şeklimiz ve verdiğimiz tepkilerdir.
Seçtiği başkanı beğenmeyen partililer…
Seçtiği bekli küçümseyen seçmenler…
Seçip de küçümseyen üstelik…
Bir miktar şımarıklık…
Bir miktar kendini beğenmişlik…
Bir miktar ne istediğini bilememe…
Siyaseti bu noktaya düşürdü.
Buna bir de “siyaseti semirme aracı” olarak gören delege anlayışını ekleyin…
Bir de “siyasete olan soğukluk” var ya…
Bu toplum daha çok lider arar durur…
Anlaştık mı Selda?