Seyahat

MASAL ŞEHİR COLMAR


Geçen haftaki yazı dizimde sizlerle İsviçre’nin Basel şehrine yaptığımız GEZİyorum’u paylaşmıştım. Basel SBB tren garından 40 dakika süren yolculuğumuz sonrası rotamızdaki şehre varmıştık. Bu şehir Fransa’nın kuzey doğusunda yer alan Colmar’ dı. Şehir, 2018 yılında Avrupa’nın en iyi Noel pazarları kategorisinde 2.ci seçilmiş ve ben de işte o günlerde bu şehri gidip gezmeye karar vermiştim.

Colmar, ‘Haut Rhin’ bölgesinin merkezi olup Alsace -Lorraine yolu üzerinde ‘Alsace Şarap Başkenti’ olarak da biliniyor. Colmar’ ın kuruluşu 9.cu yüzyıla dayanıyor. Bir dönem Fransa idaresine giren kasaba kısa bir süre de Almanya idaresinde kalmışsa da daha sonraları yeniden Fransa toprağına dahil olmuştur. Kasaba, II. Dünya savaşı sırasında hiç zarar görmeyen birkaç yerleşim yerinden biri olarak bilinir. Fransa genelinde olduğu gibi burada da ağırlıklı olarak Fransızca dili konuşulur. Colmar’ın nüfusu 71 bin civarındadır. Ancak, Avrupa başta olmak üzere Dünyanın farklı ülkelerinden kasabaya gelen turist sayısı her yıl artmakta olup son istatistiklere göre ise bu rakamın 3 milyon 500 bin ziyaretçiyi aştığı tespit edilmiştir. Bu rakam şehir nüfusunun oranı ile kıyaslandığı zaman hiç de küçümsenecek gibi değil doğrusu…

Nasıl gidilir

Colmar’a, Avrupa’nın farklı şehirlerinden yaygın olarak kullanılan demiryolu bağlantısı ile gidebilirsiniz. Turizm acentelerinin günü birlik Strasbourg’ dan düzenledikleri turlarla katılmanız ise bir başka alternatiftir. Colmar’a yakın olan Uluslararası Stuttgart, Zürih, Strasbourg veya Europort Havalimanlarına yapacağınız uçuşlar ise yine bir  alternatiftir.

Bizler, Kıbrıs’ın Larnaka havalimanından yaptığımız direkt uçuş ile Euro Port Havalimanına uçmuş ve Basel konaklamamızın ardından demiryolu ile ulaşımı seçmiştik. Basel’den Colmar’a tren yolculuğu 44 dakika sürüp tren bilet fiyatı ise €6.80 idi.

 

 

 

 

Colmar’a ne zaman gidilir

Colmar’da yılın her mevsiminde farklı bir güzellik yaşarsınız. Bahar ve yaz ayları ılık geçtiği için kasabanın her yeri rengarenk çiçeklerle donanır. Kış aylarına, özellikle de Noel dönemine denk gelirseniz şehir yine inanılmaz güzelliktedir. Colmar, yıl içerisinde fazla yağış almadığından Fransa’nın en kurak şehirlerindendir.

 

Colmar içi ulaşım

‘Old Town’ olarak bilinen bölgede yürüyerek gezmeninin zevki tarif edilemezdir. O nedenle arabaya gerek yoktur. Bisiklet kiralayıp gezmek isterseniz pek tabii ki o da münkündür.([email protected])

Alsace- Lorraine güzergahında farklı kasabalara uğrayacaksanız ve toplu taşıma araçlarını kullanmak istemiyorsanız en ideal ulaşım sizler için kiralık araba olacaktır.

Gezilecek yerler

Yol kavşaklarında bulunan tabelalar yayalar için o kadar düzgün yapılmış ki rehberiniz dahi olmadan hem yönünüzü hem de bir sonraki tarihi yere kaç dakika sonra varacağınızı bilirsiniz. ‘Old Town’un en güzel sokakları ise Rue des Merchands, Rue des Boulengers ve Rue de Merciere’dir.

Frederic Auguste Bartholdi: Bu kişinin adını duymamış olabilirsiniz ancak okul yıllarında ‘Özgürlük Anıtı’nın New York şehrinde olduğunu öğrenmiştik. Anıt, ABD’nin 100.cü Bağımsızlık yılı olan 1886 yılında Colmar doğumlu heykeltıraş Bartholdi tarafından yapılmıştı. Heykeltıraşın 100.cü ölüm yıl dönümünde ise Özgürlük Anıtının replikası kentin girişine yerleştirilmiştir. Ayrıca, ‘Old Town’ un merkezinde heykeltıraşın adını taşıyan 3 katlı müze vardır. Ziyarete açık olan bu müzede ise sanatçının eserlerinin yanı sıra özel eşyaları da sergilenmektedir. Müze1922 yılında ziyarete açılmış olup giriş ücreti €6’dur.

Müzeden çıkıp yolun tam karşısına geçtiğinizde ise Colmar’ın elit restoranlarından birisi olan ve heykeltıraş ile ayni adı taşıyan ‘Bartoldi Restorant’ı görürsünüz.

Sokak aralarında dolaşırken kaldırım üzerinde özgürlük anıtının resminin bulunduğu plakalar gözünüze çarpar. Bu plakaları takip ederseniz Bartaldi’nin doğduğu eve varırsınız. Bu ev ‘Salle du Corps de Garde’ olarak bilinir.

Unterlinden Müzesi: 13.yy’da yapılan Manastırın içinde bulunan Müze 19.cu yüzyılda tamamlanarak ziyarete açılmıştır. Müze içerisinde Romanesk -Gotik heykeller, Orta Çağ tabloları yanı sıra Monet, Dubuffet ve Picasso gibi sanatçıların eserleri de sergilenmektedir.

Maison Tetes: Bina 1609 yılında mimar Albert Schmidt tarafından Rönesans tarzında kırmızı renkte inşa edilmiştir. Binanın dış yüzeyinde 106 farklı kafa figürü vardır. Günümüzde ise bina restoran ve otel olarak kullanılmaktadır.

St. Martin Kilisesi: Kilise olarak inşa edilmiş olsa da ebatlarından dolayı Katedral olarak anılır. 1235-1365 yılları arasında inşa edilen bu Katedral Gotik yapı tarzının en güzel örneğini teşkil eder. Özellikle de iç süslemeleri ile gezilip görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Rue des Marchands: Bu ev ‘kibrit kutusu’ büyüklüğünde olan Colmar’ ın en küçük evidir.

Au Vieux Pignon: Hediyelik eşya satış mağazasıdır. Bina dış cephesi Noel dolayısıyla renkli ışık ve beyaz kutup ayıları ile süslenmiştir. Ben de dahil olmak üzere Colmar’a giden ziyaretçilerin mutlaka fotoğraf çektiği yerlerin başında gelir.

Marche Couvert: Kıbrıs’taki ‘bandabuliya’yı gözünüzün önüne getirin. Burası kapalı bir çarşı, kısacası bir pazar yeridir. Tuğla ve onu çevreleyen metal dış kaplama ile 1865 yılında inşa edilen bina 2010 yılında yeniden restore edilerek kullanılmaya başlanmıştır. Pazar içerisinde salam, sosis, peynir, hardal ve baharat çeşitlerinden tutun da birbirinden güzel dekore edilmiş Noel tezgahlarındaki hediyelik eşyaları bulabileceğiniz yerdir. Alışveriş yapmaya niyetiniz olmasa bile böyle güzel süslenmiş olan tezgahların önünden geçerken mutlaka bir şey alıp oradan öyle ayrılırsınız.

Perşembe günleri Marche Couvert binasının hemen sol yanına saat 14.00’e kadar satış yapılan sebze pazarı kuruluyor. Pazarın kapanması ile tezgahlar bozulup, çöpler hemencecik belediye tarafından toplanıp, yollar ilaçlı sular ile yıkandıktan sonra açık pazarın olduğu yere saksı içindeki renkli çiçekler yerleştiriliyor. Sanki de orda sebze pazarı kurulmamıştı…..

.

Dominik Kilisesi: Ünlü Schongauer tablosu başta olmak üzere muhteşem mimarisi ile görülmesi gereken yerlerdendir. 14.cü yüzyıldan kalma vitray pencereleri ise ayrı güzelliktedir.

Musee du Jouet: 19.cu yüzyılda kullanılan oyuncakların sergilendiği bir müzedir. 8 yaş altı çocuklara müze girişi ücretsiz olup yetişkinler için €5.5 dur.

Pfister Evi: 1537 yılında Ludwig Schener tarafından yapılan ev Rönesans dönemine kadar dayanmaktadır. Evin dış süslemelerinin güzelliği Colmar’a gidenlerin uğrak noktalarının başında gelmektedir. Bina 1927 yılından itibaren ‘Tarihi Anıt’ olarak kabul edilmiştir.

Colmar’ ın Arnavut kaldırımlı sokaklarında farklı özelliği olan birbirinden güzel renkli evler arasında dolaşmak ve bu evleri resimlemek günümüze gün katmıştı. Sokak aralarında gezerken Fontaine de L’Amiral Bruat(1864), Fontaine Schwendi(1898) gibi farklı şekillerde dizayn edilmiş çeşmeler de görülmeye değerdi.

Le Petit Venise: Programımızın ikinci gününde ‘Old Town’daki kanal turuna katıldık. 25 dakika süren rehberli turun fiyatı €6 olmasına rağmen biletimizi önceden otelimizden aldığımız için €5 ödemiştik. Kış aylarında havanın soğuk olmasından ötürü kanal turu sadece sabah 11-13 ve 14.30-15.30 arasında yapılmaktadır. Tur Körfhus’un arkasından başlayıp Fishmongers Wharf,’dan devam ederek St. Pierre köprüsünde son bulur. Birbirinden güzel dekore edilmiş renkli evlerin önünden geçerken tahta çerçeveli olan bu evleri resimlemek gerçekten müthişti. Noel dolayısı ile tüm evlerin dış cepheleri hem ışıklandırılmış hem de   kocaman beyaz kutup ayıları başta olmak üzere Noel babalar ile de süslenmişti. Evlerin görüntüsü fevkalade güzel olup sizi kendinizden alıp masal dünyasına sürüklüyor.

Kanal turumuz sırasında evlerin tahta pancurlarında farklı şekillerin kazılmış olmasını ise rehberimiz bize şöyle açıklamıştı: Pancur üzerinde kalp şekli varsa evde evlenme çağında bekar kızın olduğu, pancurda bir uzun- iki kısa çizginin dini bir anlam taşıdığını bunun Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemesi anlamına geldiğini anlatmıştı. Hava soğuk olmasına rağmen suda ağaçların yansıması, kızıl yaprakların su üzerinde yüzmesi kanal gezimizi daha da zevkli kılmıştı. Gezintimiz sırasında kayıkların suya batırılmış olduğunu gördük. Bunun nedeni ise kışın kuru soğuğundan tahtaların çatlamaması için yapıldığını öğrendik. Eğer sizler de kayıkla kanal turu yapmak istiyorsanız (www.barques-colmar.fr)webi ziyaret edebilirsiniz.

3 Rue Kleber’den başlayan yeşil lokomotifin çektiği açık vagonlardaki gezi treni ring olarak yapılır. Colmar’dan bu geziyi yapmadan ayrılmak istemedik. Sunum 16 farklı dilde olup trene bindiğinizde size verilen kulaklıklardan şehrin tarihini ve gezilen yerler hakkında detaylı bilgiyi dinleyebilirsiniz. Yeşil tren için daha fazla bilgiyi ise ([email protected]) ‘den bulabilirsiniz.

 

Colmar’da ne yenir

‘Bredeles’ olarak adlandırılan tarçınlı Noel bisküvileri, ‘Bretzel’ olarak bilinen zencefilli simitler ‘baeckaoffe’ ördek ciğerinin şarap sosunda marine edilerek pişirileni bölgeye has yemeklerdir. Bu arada ‘Tarte flambee’ ise her restoranın menüsünde karşınıza çıkan tatlılardandır. Şarap yolu üzerinde olan Colmar’da içeceklerin başında pek tabii ki şarap gelir. Muscat, Pinot Noir ve Pinot Blance gibi şaraplar ilk sırada yer alır. Tatlı sohbetler eşliğinde yenen öğle ve akşam yemeğinde mutlaka alınan içecekler yerel şaraptır.

Colmar’ da birbirinden güzel küçük restoranlar hemen hemen her yerde karşınıza çıkar. Hepsi de yürüme mesafesinde olup kolayca ulaşabileceğiniz yerlerdir.

Le Lion d’Or:1924’ den beri işletilen aile restoranıdır. Patisserie Birke, Mojo Cafe &Nova Club, Collis Martis tavsiye edebileceğim yerler arasındadır.

Pinott Noir: 1741 yılından beri Alsace şaraplarının üretilip satışının yapıldığı yer yürüme mesafesinde olup daha fazla bilgi(www.vinsbaur.com) sayfasından alınabilir.

 

Colmar’da nerede kalınır

Quartier Ctre, Old Town, Quartier St.Leon ve Harbourg bölgelerindeki farklı tesislerde konaklayabilirsiniz. Le Rapp (4*) gecelik fiyatı €130’ dan itibaren, İbis Colmar Horbourg-Wihr (4*) gecelik fiyatı €70’dan itibaren olan farklı alternatifler vardır. Bizim konakladığımız butik otel kategorisindeki Hotel Restaurant Les Marachers gecelik fiyatı €109’ idi.  Old Town’a 3 dakika yürüme mesafesinde olan otelimiz butik otel olup ayrıca da kanal üzerindeydi. Her odaya ise bir klasik müzik sanatçısının adı verilmiş olup oda içerisinde sanatçının bir portesi ve biyografisi ile eserlerinin listesi yer alıyordu. Colmar’a giderseniz konumu, güler yüzlü personeli ve harika dekoru ile sizlere tavsiye edeceğim bir oteldir.

 

 

Ne alınır

Colmar, Alsace – Lorraine şarap yolu üzerinde olduğundan alınabilecek hediyeliklerin başında şarap gelir. ‘Alsace’ yazan mutfak önlükleri, peçeteleri, içi peluş olan leylek oyuncaklar ve seramikten yapılan çanak ve çömlek gibi yöresel el işleri ise farklı alternatiflerdir.

 

2019 yılı Kasım ayı sonunda 2 gece konakladığımız Colmar ‘Old Town’da ;14-15yy’dan kalma şirin mi şirin yarı ahşap renkli evleri özellikle de Noel dönemindeki ışıltılı süslemeleri ile kendimizi masal dünyasında hissettik. Colmar; temizliği, düzeni ve tarihe gösterdiği bilinçli yaklaşımı ile pek çok kişinin vazgeçilmez destinasyonu olmuştur. İnsan, bazen şehirden ayrılmadan tekrar o şehre gitmek için bahaneler arar işte COLMAR’ benim için öyle olmuştur. Eğer sizler hala bu şehri gezmemişseniz çocuğunuz hatta torununuzla gezebileceğiniz bu şehri artık programınıza almalısınız.

Haftaya, Şirin’ce GEZİyorum’da Alsace rotamız üzerindeki bir başka kent de buluşuncaya kadar sevgiyle kalın…

 

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı