Adam kendini bildi bileli seçtiği siyasi ideoloji için kavga veriyor.
Hayatında her şeyi o ideolojiye göre şekillendirmiş.
Lise yıllarından başlayarak bu yola baş koymuş.
Üniversite yıllarında inandığı ideolojinin daha geniş kesimlere yayılması mücadelesi vermiş.
Üniversite sonrası da bu mücadelesini sürdürmüş.
Bu arada iki kutuplu dünya modeli yıkılmış.
Sovyetler Birliği dağılmış.
Avrupa Ekonomik Topluluğu sadece ekonomik değil siyasi bir birlik olma hedefiyle Avrupa Birliği’ne dönüşmüş.
Doğu blokundan kopan Avrupa kıtasındaki ülkeleri de içine almış.
Dünyada küreselleşme öne çıkmış.
Tabii ki bizim adam da kendini yeni duruma adapte etmeye çalışmış.
AB’ye ve onun ilkelerine yürekten bağlanmış.
Dünyadaki dönüşümü anlamaya çalışmış.
Gün gelmiş birileri ona “gel sen de bu ülkenin geleceğinde karar verip icraat yap” demiş.
Demiş demesine de bir gün böyle dediğine pişman olacağını hiç düşünmemiş.
İşin teorisini bilmek bunu hayatın gerçeklerini de dikkate alarak pratiğe dönüştüremedikten sonra bir anlam ifade etmez.
Teoriyi iyi bilmek başka bir şeydir, arazide iş yapmak bambaşka…
Bizim adam için de öyle olmuş.
Her şeyi bir süre sonra yüzüne gözüne bulaştırmış.
Kendisinden çok büyük beklentiler içerisinde olanları hayal kırıklığına uğratmış.
Gittiği yolun yanlış olduğunu söylemeye çalışanlara kulak tıkamış.
Kılavuzu karga olan misali bir türlü başarılı bir şey yapamamış.
Kargalara teslim olmuş.
Ve gün gelmiş kendisine güvenenlerin de güvenini kaybetmiş.
Onları o görevi kendisine verdiklerine pişman etmiş.
Ve o görevi verenler geri almışlar verdikleri görevi.
Ama onu koruyup kollama misyonlarını da sürdürmüşler.
Ne de olsa yıllarca ayni yolu yürüdükleri birisini yolda bırakamazlardı.
Yıllar çabuk geçmiş.
Gün gele yine yoldaşlar bizim adama görev vermişler.
Ama bu kez bambaşka bir görev.
Gelin görün ki bizim adam ders almamış yaşadıklarından.
Her şeyin en iyisini bilen, çevresini küçük gören, insanlara değer vermeyen yaklaşımlarından zerre kadar geri adım atmamış.
Kıskançlık ve tahammülsüzlüğünü bir kenara bırakamamış.
Kargalar yine sarmış etrafını.
Kendilerinin hayat boyu hiç bir başarıları olmamasının öfkesini çıkarmak ve kişisel egolarını tatmin etmek için yola koyulmuşlar bir kez daha.
Kendi başaramadıklarını başkalarının yapabilmesi öfkelendirmiş bunları.
Ve başaranlardan başlamışlar intikam almaya…
Adamın kompleksli olanı ve kendine güveni bulunmayanı tehlikelidir.
Her türlü işbirliğini yapar.
Kendisine benzeyenleri bulup onları kullanmayı sever.
En çok nefret ettiği şey ise birilerinin bir şeyler başarmasıdır.
Bunun için başarıyı engelleyecek taşeronlar arar.
Adam bir yerlerde konjonktür nedeniyle dönemlik oturur ama yaptığı hasar ülkenin geleceğine büyük zararlar verir.
Kimin umurunda.
Maksat gün geçsin…
Etrafınıza bir bakın bunlardan birilerini mutlaka göreceksiniz.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























