Hiç önem vermeyiz ama… Adaleti sağlamadığınız sürece, üzerine inşa ederseniz edin, kıymeti yoktur.
Lefkoşa Türk Belediyesi de bu durumdadır.
LTB’de geçmiş döneme ait ciddi iddialar vardır.
Nedendir anlamadım ama… Sayıştay Başkanlığı ısrarla çözüm üretecek raporu açıklamalardan kaçınıyor. Bu konuda “iyi niyetimiz” de bir yere kadar. Sayıştay, neden oyalanıyor, sorgulanmalıdır.
LTB’de çok ciddi iddialar var.
Ortada çok büyük bir açık var. Bu açık, “yanlış yönetimle” açıklanamayacak kadar büyüktür.
O kadar büyüktür ki, toplumun gözü önünde yaşananları halen unutmadık.
Tartışmalı ihaleler…
Belediyede kilit noktalara getirilen personellerin icraatları…
Surlariçi Temizlik İhalesi…
Remon’a kiralanan reklam panoları…
İlaçlama ihalesi…
Yüksek faizli borçlanmalar…
Gelişi güzel yapılan personel istihdamları…
Şimdi hiçbir şey olmamış gibi sadece, “çalışanın maaşını” tartıştırıyorlar bizlere.
Sorun “iki aylık maaştan” çok daha büyüktür.
Birileri öyle bir semirdi ki LTB ensesinden…
Mafyavari düzenlerini LTB içerisine kuranlar bugün tartışma konusu bile değildirler…
Şimdi siz diyorsunuz ki, “iki maaş daha ödensin…”
Kala kala gündeme “ödenmeyen maaşlar” kaldı.
Hangi maaşlar?
Bu maaşların önemli bir bölümü bugün LTB’de olmaması gerekenlere gidiyor.
Kadri Fellahoğlu, beklediğimiz adımları atmadı.
Şu anda LTB’de bildiğimiz en güzel şey, “toplanan paralar doğru alanlara kanalize ediliyor…”
Eyvallah ama yetmez…
LTB’de hesap sorulmadı… Hesap sorulmalı… Haksız yere belediyeden nemalananlar deşifre edilmeli.
Mafya ile iş birliği yapan ve Lefkoşalının parasının uçup gitmesine göz yumanlar LTB yapısı dışına çıkmalı, çıkarılmalı…
Yoksa istediğiniz kadar personeli zamanında ödeyin, borcu harcı kapatın, yolu sokağı temizleyin…
Lefkoşalı har vurulup harman savrulan parasının nereye gittiğini bilmek istiyor.
Bu halktan “vergi” istiyorsanız, adaleti de tesis etmeniz gerekmektedir.
Belediyeye vergi ödemese, yeridir.
Halk desteği olmasına rağmen, LTB yönetimi “kaçak” güreşmektedir…
Namertlerden hesap sorulmadığı sürece, bu belediye yönetimi başarısızdır.
İyi Pazarlar…
/////////////////////////
Hiç Unutmadım
“Faili belli” ama “meçhul”
1994 yılında başlamıştım Yenidüzen Gazetesi’nde… Her gün vazgeçilmez bir andı… O kapıyı açar… Önden köpeciği içeriye girer… Ardından da kendisi… Her gün tekrarlanırdı.
Yazısını eliyle gazeteye getirir, dizilmesini bekler, okur, öyle giderdi. Kutlu Adalı’dan bahsediyorum. Ölümü halen içimizde bir yara.
Evinin önünde, sokak ortasında vurdular Adalı’yı. Alınan ifadeler… Görgü tanıkları… Deliller… Herkes de biliyor ki “faili belli…” Ama tarihimize “meçhul” olarak geçti bu ölüm.
Tarihi İncil ve St. Barnabas Baskını… Baskın sonrasında Adalı’nın olayın üzerine gitmesi ve bildikleri. Bugün Ergenekon’dan tutuklanan ve secereleri Susurluk’a kadar uzanan çete, Adalı’nın öldürüldüğü gün bu adadaydı ve bu bir tesadüf öyle mi?
6 Temmuz 1996 tarihinde öldürüldü. Haberi aldığımda, St. Hilarion bölgesinde bulunan Komando Bölüğü’nde askerdim. Ziyaretçim elinde bir gazete ile gelmişti ve ön sayfasında, yerde upuzun yatan, üzerinde beyaz bir çarşaf örtülü Kutlu Adalı vardı.
Bu olayı unutmak mümkün mü? Faili belli. Failleri belli. KKTC’deki işbirlikçileri belli… Adalı ölümsüzleşirken yüreklerde, failleri “lanetlenmiş” bir şekilde sağda solda ölmeye devam ediyor, ya da can çekişiyor.
/////////////////////////////////
Twitledim @husekmekci
Lefkoşa Türk Belediyesi’nde şimdi maaş tartışması var. Ya çalışan sayısı azalacak, ya çalışanların maaşı. Ya sağlanmayan adalet ne olacak?
///////////////////////
Twitledi @dagliokan
Ülkenin halinden en çok şikayet edenler koalisyon milletvekilleri… Yasa ile değil siyasi iradeyle düzelebilecek çok konu var. Hemen şimdi!
////////////
Her Zaman Dinlerim
Neşet Ertaş: Ah Yalan Dünya
“Neşet Ertaş türküdür, binlerce yıl söylenecek olan… Neşet Ertaş bağlamadır… Binlerce yıl çalınacak olan…”
Belki de Neşet Ertaş’ı anlatan en güzel cümleler bunlar. Çünkü o şatafatlı yaşamadı… Sade… Düz… Aşık oldu sadece… Zahide’si vardı… Uğruna babasından ayrıştığı…
Ama her şeyden önce türküleri vardı, yüzyıllar boyu dilden dile dolaşacak. Bozkır’ın Tezenesi Neşet Ertaş’ı hep dinlerim… “Zahidem”i de severim… “Talı dile güler yüze” dinlerim… “Niye Çattın kaşlarını” ile keyifsiz bir türkü hasreti gideririm… Ama en güzel…
“Ah yalan dünyada… Yalandan yüzüme gülen dünyada…”
Mükemmel… Bunu yazıyorum ya… Şimdi gene dinliyorum…
////////////////////
Önermezsam Çatlarım
Ercan’a gidip gelirken utanıyorum… Hele de Türkiye’deki Atatürk Havaalanı’ndan çıkarken gördüğüm peyzaj, “Neden bizde yok” dedirtiyor. Balıkesir’den Ercan’a uzanan kısacık mesafeyi cennet bahçesine çeviremez miyiz? Ülkeye girişte “oh” dedirtsin…
///////////////
Bir Kenara Not Edin
Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, kamunun borç yükünü anlattı geçen hafta. “3.5 milyara” çıktı dedi. Bu borç ödenmiyor. Kamudaki tüm bu pahalı hizmetlerin, yüksek faizlerin de nedeni bu borçtur. Ne dedi Tatar:
• Eğer bu devlet kendi ayakları üzerinde durabilecekse, bu borç meselesine kaynak ayırması lazım, bunu ciddiye alması lazım.
• İç borç meselesinde ciddi bir adım atılamamıştır. Programa girdi, bunun bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.
• Bu da yapılacak ve kaynak aktarılacaksa, bazı yaptırımların yapılması gerekmektedir. Kamu bankalarının iştiraklerinin özelleştirilmesi gerekmektedir.
Ezberimde
Adiloş bebe
Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü…
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü…
Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.
Ahmed ARİF
////////////////////////

Bu Fotoğraf Hep Aklımda
Alaniçi doğup büyüdüğüm köy. Öğrencilik yıllarımızın en büyük eğlencesiydi “kebap partileri…”
En hamaratımız Serkan Tuğralı’ydı. Bilmem şimdi mutfakta eşi ve çocukları için yemek yapar mı? Hep takıldığımız kahvenin işletmecisi de oydu. Soldan başlayarak Ediz Uzun, Rüstem Küçüker, Serkan Tuğralı ki etleri kesiyor… Niyazi Filo, gözündeki gözlüklerden de anlaşılacağı üzere en artistimiz o… Ve etleri dizen Kürşat Zemin… Arşivimin en güzel fotoğraflarından biri de budur… Bedi’s Piknik Alanı’ndan kalan güzel bir anı…
































