Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

LTB işini de mi toprağa gömelim?..

Türkiye TV’lerinde haber izleyenler duymuştur. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde “kamuyu zarara uğrattığı” gerekçesiyle CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, yaklaşık 10 milyon lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Ayrıca suç teşkil eden karara olumlu oy veren belediye meclis üyeleri de tazminat ödeyecekler.

Mustafa Akaydın, kararı da Sayıştay’ı da eleştirmiş, temyize gideceğini söylemiş. Burası, artık adaleti alakadar ediyor.
Ancak izlenen süreç Lefkoşa Belediyesi konusunda bize birebir örnek, bakın nasıl…
İlgili Sayıştay Raporu çıktıktan sonra öncelikle, Başsavcılığın devreye girmesi, ceza davasını başlatması gerekiyordu. Geçtiğimiz günlerde Başsavcılık’tan gelen açıklama da bu yöndeydi.
Sanırım o süreç başladı. Belediye başkanı Harmancı da, polisten süreci hızlandırmasını istedi. Bu işin bir yönü.
Ama ya kayıp paralar?
Çok kez yazdım. “Lefkoşa Belediyesi’nin 2008-2011 döneminde uğratıldığı zararlar ne olacak” diye sordum. Nitekim Sayıştay da raporunda, bu kişilerin, bu parayı belediyeye geri ödemesi gerektiğini vurguluyor…
Türkiye’de sistem farklı… Orada Sayıştay bir mahkeme gibi çalışıyor… Dolayısıyla, usulüne uygun harcama yapılmamışsa, hemen bu parayı harcayan kişiden tahsil edebiliyor. Mustafa Akaydın davası da böyle.
Ancak bizde durum böyle değil.
Onların hesabını soracak olan Lefkoşa Türk Belediyesi…
Kendi soruşturmasını yapıp, kayıp paraların peşine düşmesi, geri ödenmesi için dava açması gerekiyordu.
Yapmadılar.
Beklediler ve nihayet Sayıştay raporu da çıktı, usulsüzlükler resmen tescillendi. Dökümler gayet net…
44 kişinin adının geçtiği, 10 milyonluk bir zarar ortada. Ne tesadüftür ki, CHP’li başkan Mustafa Akaydın davasındaki miktarla aynı.
44 kişinin bir kısmı belediye çalışanı ya da yöneticisi, bir kısmı şirketler…
Adalet, her biri için ayrı ayrı dava açılarak, o paraların geri ödenmesiyle sağlanabilir… Yoksa suçlu bulunup, ceza yemeleri benim umurumda değil.
Geçtiğimiz günlerde raporu şöyle bir okudum, kanıtlar dudak uçuklatan cinsten.
Ne belediyenin bugünkü yönetimi, ne de bütün bir halk bunu içine sindiremez.
Tescili bile olmayan paravan şirketlere sahte faturalarla aktarılan paralar, mevzuata aykırı ve eksik yapılan tahsilatlar, ihalesiz büyük işler, usulsüz hizmet alımları, tahsil edilen ama vezneye girmeyen paralar…
Sadece bu sonuncu kalemden kayıp paranın miktarı 46,368 TL…
Aradan da iki ay geçti, şimdi artık daha beklenecek bir durum kalmadı.
Başkan Harmancı’nın iyi niyetinden kuşkumuz yok. Ondan önceki Kadri Fellahoğlu’ndan da yoktu.
Ancak bu gecikme, can sıkıyor.
Ortada 40 yılda çeşitli iş bilmezlik, partizanlık, usulsüzlüklerle kaybedilen milyonlar var. En son da, günahıyla sevabıyla, suçlusuyla toprağa gömülen bir KTHY var…
İşte fırsat.
Bu vatandaş da artık bunca yıldan sonra hesap sorulabildiğini görsün.
Birileri siyaset adına ya da kendi çıkarları adına yaptıkları usulsüzlüğün cezasını ödesinler…
Yarın öbür gün bu iş de zaman aşımına uğradığında, buna da mı toprak örteceğiz…
Bunu mu bekliyoruz?

YERİN KULAĞI VAR

 

PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMAYALIM:
Sancılı bir dönemin ardından kurulan CTP-UBP koalisyonu ile ilgili olumlu bulanlar kadar, tepki koyanlar da oldu biliyorsunuz. Ama sonuçta bir hükümet kuruldu, bekleyip de makam alamayanlar da olmuştur ama bence sırf eleştirmek için eleştirmeyelim artık. Bekleyip ne yapacaklarını görelim, yanlış yaparlarsa da eleştirelim ama peşin hükümlü olmayalım…

FEDERASYON:
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, UBP ile kurdukları ortaklığı federasyona benzetti ve “Hep hayalimdi” dedi. Yani insan düşünüyor, yıllar yılı kavgalı olduğumuz Rumlarla ortaklığa hazırlanırken, bunu kendi içimizde hayata geçirmemiz, neden bu kadar eleştiriliyor? Üstelik de eleştirenlerin çoğunluğunu oluşturan federasyon yanlıları, aşırı sağ Rum partilerinden dahi rahatsızlık duymazken…

KAVGA DEĞİL, UZLAŞI:
UBP Milletvekili Ersin Tatar, yeni hükümete resmen savaş açtı. Son günlerde CTP-UBP koalisyonuna en sert eleştirileri yaparak, dikkat çekmeye çalışıyor. Anladığım kadarıyla Tatar’ın bu sertleşmesi tamamen UBP kurultayına yönelik. Ancak unuttuğu bir şey var, kavga kültürü artık siyasette pek pirim yapmıyor. Toplum yıllardır ne çektiyse bu siyasi kavgalardan çekti. Toplumun onayladığı bir uzlaşma üzerinden UBP yönetimine saldırarak seçilmeyi beklemek, gerçekçi bir strateji değil.

YİNE KOOP:
Önce genel müdürün aldığı maaş ile ardından üç milyonluk soygunla gündeme gelen Kooperatif Merkez Bankası Yönetimi, son olarak da açtığı münhaller ve Şeker Sigorta’ya atanan müdür ile yeniden gündem oldu. Meğer hepsi bu değilmiş, her gün yeni skandallar çıkıyor. Bu kez de bir yönetim kurulu üyesi, kendine ait iş yerini bankaya kiralamış. Başbakan Kalyoncu, bankada yaşanan bu skandallara “dur” diyerek, iyi bir başlangıç yapabilir…

JUNCKER OLDUKÇA İYİMSER:
Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’ın basın toplantısında söyledikleri içinden bence önemli olanlar, iki liderin Kıbrıs sorununu çözeceğine inandığını söylemesi, AB’nin çözümün maliyeti ile yakından ilgileneceğini belirtmesi ve son olarak da hellim konusunda iki liderin hellimin coğrafi tescili konusunda bir uzlaşıya vardıklarını açıklaması oldu. Başkan Juncker, bazılarına bunun komik gelebileceğini, oya bu küçük sembolün iki tarafın birlikte çalışabileceği konusunda güven verdiğini kaydetti. Ziyaret daha öncekiler gibi boş geçmedi ve en azından, böyle bir gelişmeye vesile oldu.

ALIŞILDIK TABLO:
Her bayram yaşadıklarımızı bu bayram da yaşadık. Metehan sınır kapısı, dün yine her bayramlıktı… Bayram kutlayan vatandaşlar, uzun kuyruklar oluşturdular ve saatlerce Güney’e geçmek için beklemek zorunda kaldılar… Biz de buna iç turizm diyelim artık…

ZİRVEDEKİLER
Rasıh Reşat: “Hep derler ya bayramda küsler barışır, dargınlar aralarındaki husumeti bitirir diye, bizde en kralı oldu. CTP ile UBP barıştı kardeşim, bundan daha büyük bir barışıklık olur mu? Olmaz. Bu bayram başka bayram. Bütün siyasi kırgınlıkların kökeni ve temeli olan CTP ile UBP çekişmesi artık ortadan kalkmıştır…”

DİPTEKİLER
Lefkoşa Devlet Hastanesi Yönetimi: Hastanede su bitmiş. Diyaliz hastaları arife günü sinir sara içinde kalakalmışlar. Saatler sonra halledilmiş, hastalar bir bir alınmış. Yahu hastanede su nasıl biter? Yok mu bunun bir idarecisi? Varsa, bu işlere bakmaz da ne yapar. Sosyal medyada konu yeni Bakan’a duyuruluyordu. Ne yapsın insanlar, “çözerse siyasiler çözer” diye düşünüyor. Bunu da mı be kardeşim, bunu da mı?..