“Irk fikrini canlı tutan şey kıyafettir.”
…
Yukarıdaki sözler 1878’de adaya gelen W. Hepworth Dixon adlı yazar,
Kıbrıslıları gözlemleyip tanıdıktan sonra, bu saptamayı yapar.
…
Demek ki, Kıbrıslılar 1878 yılında da fiziki özellikleri bakımından kaynaşmış durumdaydılar.
O dönemler Türk kadınları ile erkeklerin kıyafetleri Rum kadın ve erkeklerin kıyafetlerinden faklılıklar gösteriyordu.
…
Sanki herkesin bir benzeri var.
Yaşlı bir kadını gördüğünüzde, kendi sokağınızdaki birini sanmanız mümkün.
Lidra yolunda yürürken, kim Rum kim Türk ayırt edilemez.
Kıyafet ayırımı olmayınca, tekmil tek tornadan çıkmış gibi görünüyorlar.
…
Bütün mesele edinilen siyasi, dini kimlikler üzerindendir.
Bunlar sonradan kazanılır.
Bazen de dayatılır.
…
Bizim çocukluğumuzda Fenni Sünnetçi Şah vardı.
Hatırladığım kadarıyla şişman ve koyu esmer biriydi.
Bir elinde küçük parmağının tırnağı uzundu.
Sünnet çocuğunu bacaklarının arasına alır, elinde bir ustura işlemi tamamlardı.
Çocuk avazı kadar bağırdığı an, ağzına bir lokum konurdu.
…
Kıbrıs meselesi buna benzer mi?
Kim avazı çıktığı kadar bağırırsa, ağzına bir lokum mu atılır?
Belki de çözümsüzlük bu nedenden kaynaklanır.
…
Herhangi biri,
Askerin, silah yerine şeyini eline alarak harekat düzenlediğini söyleyebilir mi?
Askerin, “Silah al” yerine “Şeyini al” şeklinde komut verdiğini duyan var mı?
Ya da “silah tut” yerine “şeyini tut!”
…
Böyle şey mi olur?
Ama silah ile şey arasında bir benzerlik vardır.
Her ikisi de sıkar.
Her ikisine de “Rahat” komutu verildiğinde rahatlamış olurlar…
…
Bu, savaş.
Kötü şey yapan da var,
İyi şey de…
Fıtratında var…
…
Kolay olmasa da,
Gün gelir karşılıklı özür dilenir.
…
Öteden beri meseleleri anında kavrayan bir ahali olduğumuz için gururluyuz.
Güneydeki yoldaşların Enosis’i destekledikleri ta anlaşılsın, aradan 40 yıl kadar zaman geçmişti.
Tecavüz, katliam gibi olaylardan da 1963’ten 2014’e 51 yıl geçti.
Yarım asır eder.
AKEL Merkez Komitesi’nin açıklaması 19 Aralık 2014.
…
Buna da şükür.
Bir kırk yıl sonraya da çözüm…
…
İyi gidiyoruz…
…
Dixon’ın adaya geldiği dönemde kimin Rum kimin Türk olduğu sadece kıyafetlerinden anlaşılabiliyordu.
Şimdi o da olmadığına göre.
Ne akıllılar, ne akılsızlar ayırt edilebiliyor.
…
Konumuz lokum olacaktı.
Diyeceğimiz,
Lokumla kandırılıp usturaya boyun eğen cemaatimizin ve vaftizle kutsanan komşu cemaatin geleceğinden umutluyuz…
































