Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Limanı işçilerini da battos ettiniz

Liman İşçileri Şirketi, yıllardır Mağusa için bir tabu.

1976 yılında geçen bir yasa ile kurulan şirket, öyle bir konuma sahip ki, Mağusa ve Girne Limanı’nda, tüm “indirme- bindirme- yükleme” işleri bu şirkete tabi.
Yasa ile.
Ama bir de geleneği var (dı).
O da, sadece işçiler, limanda ter dökenler hissedarı oluyor.
Emekli olanın yerine, başka bir çalışan geçiyor.
Bugüne kadar da böyleydi.
Ancak, son yıllarda, kimse hissedar yapılmadı.
Ta ki geçtiğimiz güne kadar…

Ya öncesinde…
Yedi kişinin Yönetim Kurulu kararı, Liman İşleri Başkanlığı onayı ile hissedar yapılması öncesinde, “aman dikkat” diyenler sayesinde konuyu takibe almıştık gazete olarak.
Neydi tasarlanan film:
“7 kişi tepeden inme hissedar yapılacak. Neden 7? Zira yönetim kurulu yedi kişiden oluşuyor. Bu yedi kişinin limanla alakası olmayacak. Amaç, liman yönetimini Arap sermayesine peşkeş çekmek…”

Ne yaşandı?
İddia neyse, o yaşandı aslında.
Yedi kişinin vasıflarının tutması için zemin hazırlandı. 2 kişi kısa süre önce vatandaş olmuştu.
Diğer beşi de “güvenilir” isimler arasından seçildi.
Limanda çalışan dededen Kıbrıslılara haksızlık edilircisine…
1975’de geldiği adada, hamallık yaparak parasını kazananları hiçe sayarcasına…
Sonradan vatandaş olan ya da “alelacele” vatandaş olması sağlanan kişiler hissedar yapıldı.
Neredeyse tamamı Dilekkaya köyü etrafında şekillenen devir işlemi ve işte o yedi kişi:
1. Bülent Ecevit Emmi
Kimlik no:181421. 3 Haziran 1976 Lefkoşa doğumlu. Anne Baba Dilekkayalı
2. Marwan El Erian
Kimlik no:370340. 13 Ağustos 1985 Doğumlu. Anneden dolayı vatandaş oldu. 21 Nisan 2014’de kimliğini aldı (Hisse devrinden 4 ay önce)
3. Hüseyin Özipek
Kimlik no:182073
1976  Lefkoşa Doğumlu
4. Fırat Menteşoğluları
Kimlik no:215673 1986 Lefkoşa Doğumlu
5. Tamer Ramadan
Kimlik no:371106
18 Mayıs 1986 Ürdün Doğumlu. Babadan dolayı vatandaş oldu. Babasının ölüm kaydını yaptığı gün 5 Haziran 2014’te Kimlik başvurusu yaptı. (Hissedar yapılmazdan 4 ay önce)
6. Orhan Osmanlızade
Kimlik no:199768. 13 Eylül 1979 Mağusa Doğumlu
7. Mehmet Cemiler
Kimlik no:271530
1995 Mağusa Doğumlu. Anne Baba Dilekkayalı

Pişirildi, kurtarıldı
Belli ki, “kılıf” hazırlandı, senaryo yazıldı ve oynandı.
Yedi kişi seçildi.
Alelacele vatandaşlık işlemleri de yapıldı. (2 kişinin)
Ardından da 90 gün, geriye dönük sosyal sigorta- ihtiyat sandığı yatırımları yapıldı.
“Evraklar tamam” denilerek, yasa gereği konu “Liman İşleri Başkanlığı”na götürüldü.
Sayın Serdar Canaltay, limanda, bırakın çalışıp- çalışmayanı, hangi noktada karınca deliği var, bilir…
“Bana ne, prosedür tamam” noktasında, işlemin altına imza attı.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı da, gerekli soruşturmayı yapmadı.
Şimdi, “4 milyon Euro rüşvet döndü bu iş için” dedikodusu altında, debelenip dursun, işini tam yapmayanlar…

Hükümetin haberi yok
İş dünyası, tıpkı Ercan’da olduğu gibi, yer hizmetlerinin özelleştirilmesinden yana.
Bu konuda dünya kadar araştırma, açıklama var.
Ama ne oldu?
“Siyasetin gölgesinde” Mağusa ve Girne Limanları’nda, “gıyabında özelleştirme” yapılabileceği düşünüldü.
Konu Bakanlar Kurulu’na gelince, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı olayın şokunu yaşadı.
Bu Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif ile Başbakan yardımcısı Ekonomi Bakanı Serdar Denktaş arasındaki ilk “uyuşmazlık” olarak öne çıktı.
Daha da kötüsü, İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay, bu tablo içerisinde, “İki kişiyi bu operasyon için vatandaş yapan” bakan pozisyonuna düştü.
Dün, “Bunu bilerek yapmadığını, vatandaş yapılanların bunu hak ettiğini” açıkladı ama…
Geçti.

Herkesin gözü limanda
Şimdi herkesin gözü orada.
Başbakan işlemin iptali için talimat verdi.
Zaten, bu olayla da ortaya çıktı ki, Liman İşçileri Şirketi’ni yönetenler, “devre ya da özelleştirmeye” karşı değil.
Hükümet, bu noktadan sonra gereğini yapmak durumundadır.
Esas ben, şirketi “yönetemeyenlerin”, ayin- oyunla hisse dağıtanların, çalışana ne hesap vereceğini merak ediyorum.
“Olan beni hissedar yapmadınız yıllardır, şimdi tepeden inme bu yedi kişiyi hangi hakla, yüzle, vicdanla vatandaş yaparsınız, sonra da benim hakkım olan hisseyi devredersiniz?” diye sormayacak mı işçiler?
“Madem ki şirket sermayeye açık, neden özelleştirmezsiniz?” diye sormayacak mı limanda iş yapanlar?
Çivi koptu.
Takke düştü, kel göründü.
Top başbakanda…
Ne yapacağını göreceğiz.