Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Lefkoşa’nın katili ”biziz”

Başkent Lefkoşa’da yaşananlar vardı ya önceki gün…
İlk etapta aklıma gelenler şuydu:
– Başkentin altyapı sorunu belediye ile aşılacak gibi değil. Maalesef bugüne bakanlar kaybedilen 40 yılı yok sayıyor. LTB üzerinde siyaset yapılamayacak kadar herkes tarafından hırpalanmıştır. Son 10 yılın sekizinde soyulmuştur. Resmen soyulmuş ama suçlu bulunamamıştır. Şimdi ahkam kesmek, Mehmet Harmancı’ya yüklenmek en kolayı. Dün LTB’de işe girmek, işe birini sokmak, ihale almak için birbirini ezenler, kötü yönetimi alkışlayanlar bugünkü durumla dalga geçerek kendilerini aklayamazlar. Lefkoşa için herkes bir master plan çerçevesinde bir araya gelmeli. Lokal çözüm zamanı geçti. Pansuman işe yaramıyor artık.
Öyle ya…
Herkes yaşananları büyük bir şaşkınlıkla, hatta sanki de ilk kez yaşıyormuş gibi algıladı.
Öyle mi halbuki?
Herkes sorumluluğu başkasına atma peşinde.
Oysa, Lefkoşa’nın bu kısacık yağmur sonrası bize gösterdikleri, “yapılmayanların” kısa bir özetiydi, acılar yaşatarak.

Girne’de neden olmadı?
Yıllarca Girne’de de benzer haberler yaptık.
Özellikle Rock’s Otel bölgesinde.
Dün sabah, Sümer Aygın’a mesaj attım, “Abi ne yaptınız Girne’de de baskın olmadı?” şeklinde.
Bakınız, Lefkoşa’ya metrekareye 26.8 kilogram su düştü.
Girne’de bu rakam 36 kilogram.
Girne bölgesinde metrekareye 10 kilogram daha fazla yağış düştü.
An az yağışı alan bölgelerden biri olan Lefkoşa bu felaketi yaşarken, Girne’de ne değişti.
Sayın Aygın, üşenmedi, sıraladı:
“Girne’de üç tane önemli iş yaptık ayrılmadan önce…
1- Hirondel çemberinde insanlar söylendi biz büyük 2х3 metrelik kutu menfez yaptık…
2- Rock’s Hotel’in oraya ve sahil bölgesine büyük yine2х3 kutu menfez yapıldı,
3- Döndük terminal bölgesine bir metrelik iki adet yan yana büz döşedik…
Karaoğlan ve Karakum bölgesine ana yolun iki tarafına ayrıca stadyum bölgesine ve Ziya Rızkı Caddesi çarşı bölgesine büyük su tahliye kanalları yaptık…
Eski Girne sokaklarını su kanallarıyla Halk Evi’nin yanından denize bağladık…
Yetmedi stadyum çıkışına, terminal ve sosyal konutlar çıkışına, eski maliye binası önüne, okullar bölgesine yollara suyu yeraltına almak için kros ızgaralar yaptık.
Bazı dere yataklarına bentler yapıldı…”

Aygın’a, “Peki bunlar yeterli mi, yeni yapılması gerekenler var mı?” sorusunu da yönelttim.
Cevapladı:
“İddiam vardır, yaklaşık dört dereye daha mevcut bent temizliği ve takviye bent yapılırsa Girne’de çok çok büyük, anormal yağışlar olmazsa sel baskınları tarihe gömülecek…
Şimdi de başta sahil ve çarşı bölgesinde sel baskınları çok büyük ölçüde ortadan kalkmıştır…
Geçen sene yaşananlar bu alınan tedbirlerle ortadan kalkmıştır.
Geriye kalan ve yapılmasını planladığımız ufak tefek tedbirlerde alınırsa Girne’de sel tehlikesi artık çok zor olur.
Bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istedim sevgiler…”

Ya Lefkoşa?
Girne’de sorunlar tespit edildi ve kısa sürede adım adım plan hayata geçirildi.
Peki ya Lefkoşa?
Herkes ağlıyor.
Dere yatakları evlerle doldu.
Belediyenin kanalizasyona suyu tahliye edecek kanalları temizleyecek gücü yok.
Akarsuyun önü inşaatlarla, yolla, kaldırımla kesildi.
Güçlü bir şekilde şehir içine dolan yağmur suyunun tamamı deli nehir gibi, nereye akacağı belirsiz.

Yaptırım şart
Lefkoşa’da köklü yaptırımlar gerekiyor.
Ev yıkılacak…
Okul yıkılacak…
Hastane yıkılacak…
Ne yıkılacaksa yıkılacak, yenisi yapılacaksa yapılacak.
Lefkoşa üzerinden siyaset yapılmaya çalışılıyor.
Ama üzülüyorum gerçekten.
Zira yaşananlar, siyasete malzeme olamayacak kadar ciddidir.
Biri ölebilirdi.
Maddi hasarın yıllardır haddi hesabı yok.
Üretim duruyor.
Neden?
Herkes “akan suyu seyrediyor” diye.
Bir de bunu şova çevirenler var.
Kalsın.
Bize tedbir gerek.
Lefkoşalının canına tak etti.
Mesarya’da insanlar yağmur yağınca zil takıp oynarken, Lefkoşalı karalar bağlıyor.
Bu konu, belediyeye bırakılamayacak kadar ciddidir.
Gönyeli’yi de etkilemektedir.
Bu bölge bir bütün olarak ele alınmalı.
Bunun için de hükümet iradesi şarttır.
Topyekun tedbir alınmayacaksa, biz bu eziyeti daha çok çekeriz.