Sekiz gündür Ukrayna ile sancılanıyoruz… En büyük felaketin savaş olduğunu bir kez daha anlıyoruz… Ve dünyanın hiç de güvenli bir gezegen olmadığını görüyoruz…
BM’lerine, Amerika’sına, NATO’suna, AB’sine karşın dünya insanlığının ne kadar çaresiz ve yalnız olduğunun ispatında bir kez daha inançlarımızın sükûtunu çaresizliğimizin acısını yaşıyoruz!
ASLINDA Ukrayna’da olanlar insanlık faciası, insanlık ayıbıdır! lanet olsun dediğimiz bir kanlı savaştır!
VE hiç aklımızdan çıkmayan küçük adamızda “vatan” dediğimiz bir avuçluk toprak parçasına dönüp bakıyoruz: Korkuyla, şüpheyle, karanlıklardan aydınlığa çıkamamış hayatları, göremediğimiz geleceğiyle.. VE EVET Rusya Ukrayna savaşını izledikçe diyoruz ki “güvende değiliz biz de!” Çözüm olmadıkça da olamayacağız güvende!
Dünya çok ama çok huzursuzdur! Artık ne ittifaklar yetmektedir barışa ne “Birlikler beraberlikler!” Hatta güçlü olmak bile yetmemektedir bu dünyanın çılgın insanlarına!
VE diyoruz ki bu nedenle, barışçı çözüm istiyoruz.. “İnsanlık” üzerine kurulmuş, insani değerlerle yoğrulmuş, altına “insanca barışçı yaşam” imzaları atılmış barışı! ***
GÜNEY’deki Rum’a, Papazlarına, kiliselerine anlatamadık bu barışı!. Hele Yunanistan’ın o çılgın yöneticilerine! Ve acaba diyoruz şu Rus-Ukrayna savaşını gördükten sonra varırlar mı o barışın akıl izanına! Sanmıyorum ama “Allah’tan umutsuz kesilmez.” Kİ ŞU ANDA da ayni ırkın insanları, Ortodoks dininin müminleri olan Ukraynalılarla Ruslar, birbirlerini öldürüyorlar, yakıyorlar, yıkıyorlar… Birbirlerinin kentlerini evlerini yangın yerine çeviriyorlar! Lanet olsun! Hayır bu dünya hiç de adil değil!
***
KISACA TAKILDIĞIM: (VE DÖNÜP KENDİMİZE BAKIYOR, “GEÇÇEK” DİYORUM) Ki bir savaş da bizde var! Bizim de evlerimiz ocaklarımız yangın yerine döndü! Maaşlara “kaşıkla” zam yapan Hükümet sonra döndü o yaptığı zammı yarattığı pahalılıkla “kepçeyle” geri aldı! Aferin poh poh, dostlar alışverişte mi görsün!
YANİ ne? Sen kalk bilumum emtiaya bastır zamları.. Ve sadece verdiğin hayat pahalılığını değil, Allah’ın insanlarına verdiği canlarını da al!
***
SUCUOĞLU HÜKÜMETİNDEN NE BEKLERDİNİZ? Biliyorum “hiçbir şey” diye cevap vereceksiniz.. “Keşke” diyorum, memleketi “hiçbir şeye dokunmadan” idare edebilselerdi!
MERAK büyük ama: İcraat hükümeti olacakmış! Öncekiler de öyleydi, uğraşa uğraşa aslında Sucuoğlu Koalisyon hükümetine enkaz bıraktılar. Sadece şu “KIB-TEK” yeter de artar bile!
Fakattt! sorunu buraya kadar taşımışken “insaf dinin yarısıdır” diyerek önce çuvaldızı kendimize batıralım ki belki artık ayılırız!
***
BAKIN: Eğer TC’den su akıtılmamış olsaydı şimdi KKTC hem de bu kışın kıyametin yağmurların içinde “grak gruk su” derken yine de susuzluk çekecekti!”
VE HATIRLAYIN: Bu su TC’den henüz KKTC’e akıtılma tasarısı halindeyken bile bazılarımız nasıl yeri göğü inletiyor, utanmadan karikatürler yapıyor, Demirel’i duşun altında yıkanırken çiziyor, gazete köşelerinin yetmediği olumsuz tepkilerde “suyunu da istemeyiz” diyerek çığlıklar atılıyordu!
EVET bu ülkede “aziz ve kutsal” kanımız kadar gerekli “suyun” KKTC’e akıtılmasına isyan eden insanlar yolları meydanları tutmuşlardı! “Neden” diye sorduğumuzda “Türkiye’ye daha çok bağımlı olacağımız için” cevabını veriyorlardı! KKTC’e akıtılacak suyla TC’nin kulu kölesi durumuna geleceğimizi haykırıyorlardı! Osmanlı kabadayıları gibi “istemezük” naraları atıyorlardı! Yaaa!
***
VE ÇOK DEĞİL. Her halde üç dört yıl önce olmalıydı. Bu kez de Türkiye’den deniz altına döşenecek kablolarla KKTC’ye aktarılacak elektrik akımı tedariki söz konusu oluyordu..
VE yine kıyametler kopartılıyor “suyun borularla akması” benzeri karşı çıkışlarla “Türkiye’ye daha çok bağımlı olamayız” diyorlardı!
NE “özgür ruhlu” memleket! Kendi yağı ile kendi ciğerini kavuracak ama Türkiye değil mi Türkiye.. Hani her ay maaşlarımızın ödenmesine katkıda bulunan ülke.. Hani çeşmelerimizden sular akıtırken topraklarımızı sulayan Türkiye.. Hani Rum’a karşı can mal güvenliğimizi sağlayan Türkiye.. Eğer Ukraynalıların durumuna düşmemişsek ve bundan sonra da düşmeyeceksek sayesinde sağladığımız güvencesini üzerimize şemsiye gibi seren Türkiye..
…İşte bu Türkiye’nin elektriğini istemedik! Neden? Sonra büyük çiftlik Kıb-Tek mağdur olacaktı! Oysa ne kadar da güzelce ve kolayca elinde memleketin elektrik şalterini tutarken halkı mağdur duruma düşürmek pahasına da olsa padişahlığını sürdürüyordu.. Sanırsınız ki dağıttığı elektrik akımı değil, altın elmastır! ***
BU TOPLUM Rumların elinden çok çekti. Ancak top yekûn Kuzey’e kaçıp kurtulabildi gaddarlıklarıyla kıyımlarından..
TALİHE bakın ama artık bu toplumun kaçacak yeri yok. Bir yanı Güney bir yanı deniz! Kaldı mı iki cami arasında bînamaz! Amma:
GEÇÇEK GEÇÇEK Bunlar da geççek de durun bakalım bu kafalarla nasıl geççek!
































