Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

LALE MEVSİMİ

“Mart soğuğu dert soğuğu” derlerdi eskiler.

Öyle anlaşılıyor ki bu sene mevsim dönmüştür.

Bizim çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda bazı kış mevsimlerinde görülen iklim geriye gelmiş sanki.

Böyle mevsimlerde mart ayı soğuk ve yağmurlu geçerdi, baharın gelmesi gecikirdi.

Bu yüzden olmalı “mart soğuğu dert soğuğu” denmiştir…

O dönemler emirnamelerle çıkarılmış yasadışı örgütler yoktu.

Ama bir gün gelecek olacaktı…

Sene ya 1970 ya da 1973 olmalıydı.

68 kuşağının etkisi ile yaygınlaşan sol hareketler dönemiydi.

Bir arkadaşımızın evinde arama yapılmış, evinde bulundurduğu sol kitaplar nedeniyle tutuklanmıştı.

Bir grup arkadaş bu olay nedeni ile Lefkoşa’daki mahkeme koridorlarında yafta tutarak oturma eylemi gerçekleştirmişlerdi.

Mevsim neydi hatırlamıyorum ama böyle zamanlar olmalıydı.

O eylemin bir de fotoğrafı vardır; bir müddet önce aramızdan ayrılan Yalçın Okut, o fotoğrafı Afrika gazetesinde yayınlamıştı…

Mart soğuğu dert soğuğu denirdi ama genel olarak ılık havalar hakimdi.

Laleler açardı, tarlalar tekmil lale festivaline dönerdi; rüzgarlar estikçe “lalelerin dansı” yaşanırdı her yerde.

Dikkat edilirse laleler de tükeniyor neredeyse.

Kapalı yaşamın hakim olduğu dönemlerde eski Girne yolu gezintiye çıkma yoluydu.

Özellikle hafta sonları arabalarla Boğaz’a gidilirken, sağda solda durulur, lalelerle döşenmiş tarlalara girilir ve çeşit renkte çiçekler toplanırdı, lale mevsiminde…

Kitaplar yasak olursa, düşüncelere zincir vurulmak istenmesindendir.

Dünya yasakları yıka yıka ilerlemiş ve bu günlere gelmiştir.

Bugün oldu kitaptan, düşünceden korkan, ürken, tir tir titreyen siyasi rejimler vardır ama nafile.

Düşünce dediğiniz bir melodi gibi dilden dile yayılır, sessiz sedasız da olsa ve gün gelir yeşerdiği görülür.

Durdurulamaz, ne tankla ne tüfekle.

Kitap okunmak içindir; katılırsınız ya da katılmazsınız okuduklarınıza, o başka…

Şimdi lale mevsimidir.

Toprak, lalelerle daha güzel.

Her taraf tarumar edilip betonlaşsa da, bir bakarsınız küçücük bir toprak parçasında laleler açmış.

Laleler yok olabilir mi?

Güzeldir mart ayı…

Yasadışı örgütler listesine baktık, hepsi reisin memleketine mahsus bir tek ikisi Rum kesiminden.

Orada ne varsa, buradaki listeye de yığmışlar.

Hiçbiri bu toprakları ilgilendirmiyor.

Ne yapılmak isteniyor bu adanın bir yarısında?

Bütün mesele adanın bir yarısını kendine benzetmek mi?

Burada da mı düşünceler yasak olsun?

Burada da mı sesini çıkaran içeriye atılsın?

Burada da mı gazetecilere, aydınlara, akademisyenlere göz açtırılmasın?

Burada da mı reise karşı olanlar mimlensin?

Burada da mı partiler teröristlikle suçlansın?

Bak! Bir olay oldu, bir gazete hemen yapıştırıverdi, falan partide PKK mı var diye?

Hoşunuza gitti mi?

Size benzedi mi?

Olmadıysa baştan alalım!

Eskiden kimi partiler “Rumcu” olmakla itham olunurlardı.

Şimdi PKK!

Bence oluyor!

Lale mevsimine dönecek olursak,

Böyle mart aylarında doğanın coşkusu insanlara da yansırdı.

Kış geçer, bahar gelir, dağ taş yeşillenir, rengarenk bir mevsimi karşılamaya hazırlanırdı herkes.

O ara Kanlıdere akar; Köşklüçiftlik ve Kumsal evlerindeki yel değirmenleri rüzgarları gözetlerdi laleler açarken…