Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kuzey’i delme operasyonu (Bu kez de güven yaratıcı önlemlerle deneyecekler!)

Dervişin fikri neyse zikri de odur. Eğer konuşmaz, yazmaz, eylemleri ile kendini ayazlatmazsa İnsanın gözünün ninnisine baksanız ne düşündüğünü anlayamazsınız…  Bu nedenle Rum liderliği ile siyasi erkânına dostluk ellerinizi uzatırken unutmayın:  Elinizi de sıkar,  ısırır da! Ki Rum tarafı kırk yıldır Kuzey’den uzatılan elleri sadece havada bırakmadı.  Isırıp kopardı da!
İşte bu “Rum tarafı” dediğimiz komşumuza son zamanlarda bir “barış” hastalığı musallat oldu! Nitekim “hadi Güven yaratıcı önlemleri artıralım” dendi, adamlar her gün “GYÖ’ler adına sayfalar dolusu listeler sunmaya başladılar! Kapıların açılmasından elektriklerle telefonların birleştirilmesine, birlikte kültür hareketleri düzenlenmesine, Kapalı Maraş’ın iadesinden ticari ilişkilerin geliştirilmesine kadar!”
FAKAT:  Tüm bunların arasına asıl neyi sıkıştırıyorlar? Mesela Rum Ulusal Konseyi toplanmış diyor ki:  “Adadaki Türk Yunan askerlerinin sayısı azaltılsın! Askerler ateşkes hattını oluşturan sınır bölgelerinden karşılıklı olarak çekilsin… Mesela Lefkoşa’da  sınırlardaki tüm barikatlar kaldırılsın…”             Dikkatinizi çekerim. Kırk yıldır Güney tüm siyasi mücadelesini Türk askerinin ve “yerleşikler” dediği TC’lilerin adadan çekilmesi ile  Kuzey’i nüfusu ile delmek  amacında sürdürdü başaramadı!  İşte kırk yıldır bu başaramadığını     şimdi GYÖ’lerle başarıp  muradına ermeyi hedeflemektedir! 
KAZIN AYAĞI ÖYLE DEĞİL AMA: Geçtiğimiz günlerde DİKO Basın Sözcüsü Erotokritu Kıbrıs Rum Yönetimine sorduydu: “Bizim açımızdan yakıcı olan  konuların müzakerelerin sonunda görüşülmesi kabul edildi mi?” Sonra da sorusuna kendisi cevap verdiydi:  “Türkiye bize her gün garantileri, toprağı, güvenliği, asker ve yerleşikleri ancak müzakereler sonunda görüşeceğini söylüyor… Kabul ettiği tek şeyin  ise Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılması olduğunu söylüyor. Neden bizim müzakereciler Türkiye’nin empoze ettiği oyunu oynuyorlar? Neden şu ana kadar sadece Türkiye’nin istediği “Yönetimle” ilgili başlık görüşüldü. Anastasiadis Hristofyas’ın hatalarını tekrarlıyor!…”
Bu serzenişler de  Rum tarafının muhalefet sesidir! Sanırsınız ki Rum Yönetimi ile büyük görüş ayrılıkları içindedirler.  Değiller! Anastasiadis sahada top koşturup  rakip kaledeki Türk takımına gol atmaya çalışan müzakerecedir..  O zaman ne yapacak? Kıvıracak tabi!  DİKO muhalefet partisidir maçı tribünlerden izliyor canı sıkıldıkça da sahaya  renga atıyor! Yoksa Anastasiadis’in  de muhalefetin  de  Ulusal Konsey  kararlarına uydukları ve uyguladıkları sır değildir…
ÖZETLEYECEK OLURSAK: GYÖ’ler iki halkın barışı için çok gereklidir.  Ancak DIKO’nun da itiraf ederek kendi zayıflıkları olduğunu söylediği mesela Askerin çekilmesi, garantiler,  toprak  gibi sona bırakılan  konuları öne çekerek GYÖ’lerin içine koymak, resmen Rum siyasi  iradesi ile egemenliğini daha çözüm olmadan kabul etmek demektir!              

  **********   

    UBP neydi nereden nereye geldi (1)
Geçtiğimiz cumartesi UBP Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nı gerçekleştirdi. Değerlenmesini yapmadan önce “nedir UBP” sorusuna kendimce cevap vereyim: 
Bir: Sadece solda toplananlardan oluşan Kuzey’deki en eski parti CTP idi. 
İki: Denktaş UBP’yi kurarken tüm Türk halkını açtığı “şemsiyesinin” altına davet etti ve ilk büyük sağcı  parti olarak UBP siyasi arenada yerini aldı.
Üç: UBP özellikle 1974’lerden sonra o kaos içinde ve kısa zamanda Kuzey’de tüm organları ile devlet oluşturdu. Bu büyük başarıydı.
Dört:  Her ne kadar Otonom Kıbrıs  Türk Yönetiminden Federe Devlete kadar bir geçiş dönemi yaşandıysa da UBP “yönetim ve anayasal vecibeleriyle” Kıbrıs Türk halkına “Devletlu” oluşunu hissettirdi.
Beş:  UBP’yi asıl güçlü kılan  uzun yıllar Yönetim Kadrolarında görev yapan yürekli ve  vatansever kurucularıydı. En zor dönemlerde devleti yüklenmesini hep bildilerdi.
Altı: UBP’nin hataları olmadı mı?  Zaten olduğunda artık partiden sürekli kopmalar olmaya da  başladıydı.  TKP, DP bu kopmalar sonucu kurulduydu. Son erozyon UG ile yaşandıydı.
Yedi: UBP memleketin siyasi hayatına “popülizmi”  sokan iktidar da olduydu! Öteki siyasi partiler de  takipçileri tabi!
Sekiz: UBP Rum mülkünün dağıtımını  adilane yapamadıydı! Üstelik  Güney’den gelen göçmenleri uzun yıllar rehabilite edememek bir yana bazılarının haklarını da yediydi!  Öte yandan  TC’den kaydırılan vasıfsız işçilere itiraz edemedi, sonuçta sosyo ekonomik hayatı  “Kıbrıslılar ve Türkiyeliler” gibi abuk bir ayrımcılığın içine ittiydi!  Bu UBP’nin büyük hatalarından birisiydi!   
Dokuz: Fakat UBP her devrin en büyük partisi olmayı sürdürmeyi başardıydı.  Bugün de  başkanı Özgürün UBP’nin ilk seçimden birinci parti çıkacağını iddia ediyor.
On:  Ne var ki UBP yaşlandı! Hantallaştı!  Gençlerini kaybetti! Ve memleketin “ikinci bir Cumhuriyet”  için büyük reformlara ihtiyacı olduğu  İrsen Küçük döneminde harakiri yaparak iktidar yarışının  dışına düştü!
     **********
Şimdi kendini yenilemek isteyen bir UBP var: (2)
Son Tüzük kurultayı bu ihtiyaçtan dolayı yapıldı. Partide bazı köklü değişikliklere gidildi.  Delege sisteminden üyelik sistemine geçildi. Ancak UBP üyeliğine de “son seçimlerin toplam seçmen sayısının yüzde yirmisini aşamayacak” hükmü getirildi. Genel Başkanının görev süresine  5 Kurultay sınırlaması kondu. Parti Meclisi’ne en az 10 kadın ve 10 gencin girmesi kararı alındı. Milletvekilliği süresi aralıksız 15 yılla sınırlandırıldı… Bir parantez açıyorum:   (KKTC hükümetleri de gelip giderlerken “kararlar”  alırlar sonra aldıkları kararlarını “değiştirmek” için yeniden “kararlar” alırlar! Yani diyoruz KKTC’de   karar almak da kolaydır,  “Değişikliklerini” yapmak da kolaydır!          Pekala uygulama?  Ondan hiç bahsetmeyelim! Çünkü “Yasalar” uygulanamıyor diye değiştirilmekte, değiştirilenler de uygulanmadığı için, memleket ayakları üzerinde değil, kıçının üzerinde yürümektedir!
Bu nedenle UBP “çok güzel tüzük değişikliği yaptı”   demek başkadır, bu tüzüğü “çok güzel uygulayacaktır”  demek çok zordur! Mesela üye sisteminin ne kadar tutacağı, kendini UBP’li olarak deşifre etmek istemeyenlerin  “üye”  olmaktan kaçınacaklarını da düşünmek gerekir. Sistemi oturtmak kolay olmayacaktır…
Buna karşın: UBP hantal, yorgun da olsa CTP gibi sürekli “ilericilikten”  söz eden bir partiyi  (ki artık CTP’ de en az UBP kadar yaşlı ve hantaldır)  utandırarak radikal değişiklikler yapmasını becermiştir. Uygulamayı görelim.