Köşe Yazarları

KUZEYDE HÜKÜMET ARAYIŞLARI

Erdoğan Özbalıkçı yazdı




Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte, koalisyon hükümetinin çöküşünü yaşadık.

Özellikle UBP’sinin lider seçimine dıştan yapılan müdahalelerle, Parti lider seçememesinin yanı sıra, hükümeti kurma gücünü de kaybetti.

Bu iki faktör, Kuzey Kıbrıs’ta kutuplaşmayı da derinleştirdi.

Oysa, Maraş hamlesinden sonra, Türkiye adadaki politik gelişmelerde tam kontrolü sağlamak ve BM nin düzenleyeceği 5 artı 1 gayrı-resmi toplantısında ,Kuzey Kıbrıs’ın tek sesle hareket etmesini herkese göstermek istiyordu.

UBP hükümeti kuramayınca, bu görev CTP yönetimine verildi.

CTP yönetimi, kızgın kestaneleri çıplak elle ateşten çıkarmanın  zorluğunu bilmektedir.

Kurulacak olan hükümet, YÜKSEK BÜTÇE AÇIĞI nedeniyle tamamıyla DIŞA BAĞIMLI olmak zorundadır.

Kuzey Kıbrıs’ın DIŞTAN kaynak bulacağı tek kapı Türkiye’dir.

Dolayısıyla ister icraat hükümeti, isterse seçim hükümeti olsun, kurucusu kim olursa olsun, Yeni Hükümet Türkiye’nin istediği politikaları uygulamak zorunda olan bir hükümet olacaktır.

Doğu Akdeniz’deki ENERJİ SAVAŞLARI da Türkiye’yi, Kuzey Kıbrıs’ta kendi politikalarını harfiyen destekleyecek hükümet kurmaya zorunlu kılıyor. Bu da, kurulacak hükümetin hareket kabiliyetini alabildiğine sınırlayacak başka bir faktördür.

Kıbrıs’ta çözüm geciktikçe, tüm Kıbrıslılar, ada üzerinde söz söyleme şansını da gittikçe kaybedeceklerdir.

Özellikle Anastasiadis ve ekibi, çözüm istemediği için, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’nin, GÜNEY’İ ZORLAMA siyasetleri karşısında, ULUSLAR ARASI HUKUK ve DIŞ GÜÇLERE ŞİKAYET politikalarına yönelmektedir.

Bu tür politikalarla Türkiye’yi geriletmeleri mümkün değildir.

Türkiye son 2-3 yıldır, Rumların bu zayıf yanını daha da kaşımayı, özellikle MARAŞ AÇILIMI  ile de göstermektedir.

İşin üzücü yanı, Rumların çözüm yönünde hareketlenmemeleri, Kıbrıs’ta hem Rumların, hem de Kıbrıs Türklerinin kaybını arttırmaktadır.

Amerika’da BİDEN’İN SEÇİMİ, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta yeni bir hareketlendirme getirecektir.

Türkiyenin bozulan ekonomik yapısı, ülkeyi DIŞ MÜDAHALELERLE karşı karşıya bırakacaktır.

Ancak, Erdoğan Yönetiminin, DIŞ MÜDAHALELERE karşı MİLLİYETÇİLİĞİ KIŞKIRTTIĞI unutulmamalıdır.

Bu milliyetçilik çizgisi de Kuzey Kıbrıs’ta, hükümeti Türkiye’ye daha da bağımlı yapacaktır.

Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis, Kıbrıs’ta çözüm yönünde ilerlenmezse, Kıbrıs’ın Kuzeyi’nin 2023te Türkiye’ye ilhak edilebileceğini söylerken, doğru bir tespit yapmıştı.

Rumlar, bu dış politikalarında ısrar etmeye ve Türkiye’ye karşı DIŞ GÜÇLERİN yardımına bel bağlamaya devam ederse, Hristodulidis’in tespiti kesinlikle olacaktır.

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet kurma çalışmalarını bu geniş çerçeve içerisinde incelemek ve bundan sonuçlar çıkarmak, hükümeti kurmaya çalışanların unutmaması gereken objektif gerçeklerdir.







Başa dön tuşu