Başbakan, eski KTHY ve ETİ çalışanlarını temsil eden sendikalarla dün bir protokol imzaladı.
Kendileriyle görüşmediği suçlaması yapan çalışanlara “Salıya randevu verdim, o zaman gelsinler” diyen Başbakan, aniden bu protokolü ortaya çıkarttı…
Protokol, çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi için, 31 Ocak’a kadar bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyor.
İçerik önemli değil. CAS çalışanlarının haklarının verilmesi başka konu. Şu anda yasal değişiklik gerektiğine göre, gelir Meclis’e, milletvekilleri oturur, yasayı değiştirir, onlar da hakları neyse alırlar.
Burada ise, kuvvetler ayırımına aykırı bir durum var.
Daha doğrusu, popülizm adına yapılan bir zorlama…
Bu çalışanların sorunlarını gidermek için, geçtiğimiz pazartesi günü Meclis’e TDP tarafından verilen bir yasa değişikliği önerisi var. İvediliği de alınmış durumda.
Şimdi Başbakan, sendikalarla çıkacak olan yasa değişikliği konusunda protokol imzalıyor.
Peki Başbakan, yasama organı adına taahhütte bulunmaya yetkili mi?
Yasaları yapan Meclis değil mi..?
Kendisi yürütmenin başı değil mi..?
Güçler ayrılığı yok mu..?
Meclis’teki milletvekillerinin iradesine ipotek koyabilir mi..?
Başbakan, parlamenter demokrasiyi hiç mi anlamamış, yoksa bilerek mi yapıyor…
Parlamenter demokrasinin ruhuna aykırı.
Yürütmenin başı, Meclis’te en çok oya sahip partinin başı olarak, girişimde bulunacağına dair söz verebilir…
Ama yasal düzenleme yapma sözü veremez…
Bu pratikte şu anlama gelir;
“Merak etmeyin; Meclis’teki milletvekilleri benim ipoteğim altındadır… Ben tasarı gönderirim, talimatı veririm onlar da parmak kaldırır onaylar”…
Bu mudur..?
Tufan Erhürman diyor ki, sunulan yasa tasarısında, bu kişilerin KTHY personeli statüsünde olmamasından ve bu kişilerin kamuya istihdam edilememesinden kaynaklanan bir sıkıntı var.
CAS’a geçerken de bu kişilere yeni sözleşmeler imzalatıldı ve bu da birçok karışıklığa sebep oluyor…
Şimdi tüm partiler olumlu oy da verseler, bu sıkıntılar komitede enine boyuna tartışılacak. Gerçi bu noktadan sonra şartlar zorlanarak değişiklik geçirilecek. Ancak bir kez daha söyleyelim; Başbakan’ın yaptığı protokol, sistemi aşan bir zorlamadır ve hiç bir önemi yoktur…
YERİN KULAĞI VAR
DP-UG’Lİ 4 VEKİL İSTİFA MI EDİYOR: Bakanlık görevinden alınmalarıyla birlikte parti içerisinde rahatsızlıklarını dile getiren Ahmet Kaşif, Ergün Serdaroğlu, Menteş Gündüz ve Hamit Bakırcı’nın, önceki akşam partilerinden istifa etme konusunda kesin mutabakata vardıkları iddia ediliyor. Gelen duyumlara göre söz konusu 4 vekil, Pazartesi düzenleyecekleri bir basın toplantısıyla bu kararlarını açıklayacaklar. Vekillerin hemen UBP’ye geçme durumları olmadığı, bir süre bağımsız olarak kalacakları da iddialar arasında…
ADALET BU MU: Aylardır asgari ücrete yapılacak zammı bekleyen işçiler 115 liralık artışla yetinmek zorunda kaldılar. Milletvekili maaşlarının brüt 11 bin 529 TL olduğu ülkemizde, asgari ücret 1675 lira. Milletvekili bir işçinin maaşının yaklaşık 7 katı fazla para alıyor. Birisi yazın sıcağında, kışın soğuğunda günde ortalama 10 saat ağır iş yapıyor, diğeri ise konforlu odalarda haftada iki gün keyif sürüyor. Sonra da kalkıp, haktan, hukuktan, adaletten söz ediyorlar…
YA MECLİS ONAY VERMEZSE: KTHY eski çalışanları ile Başbakan Yorgancıoğlu arasında imzalanan protokol, eylemi sona erdirdi. Buna göre, çalışanların mağduriyetinin giderilmesi için 31 Ocak’a kadar yeni bir yasal düzenleme yapılması öngörülüyor. Buraya kadar tamam da, ya Meclis böyle bir yasal düzenlemeye onay vermezse ne olacak acaba, bunu düşündünüz mü..?
GÜNAHSIZ PARTİ KALMADI: Kıb-Tek’e münhalle 30 kişi aldılar. Dün Detay gazetesi, alınanların sayısının 100’ün üzerinde olduğunu yazdı. Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim de bunu kabul ediyor ancak, “Münhale gerek yoktu” savunması yapıyor. Bu ne demek, Kutlay Erk’in baş koyduğu CTP’lileri almak demek. Bu noktadan sonra ne CTP ne DP, çıkıp bana İrsen Küçük ya da ondan öncekilerin partizanlıklarını eleştirmesin. Ha bir şey daha… Sakın ola; “Kıb-Tek zor durumda, zam yapacağız” sözlerini bir daha ağızlarına almasınlar.
AÇIK, SÖYLENEN RAKAMIN İKİ MİSLİ Mİ: UBP Milletvekili Ersin Tatar, bütçedeki açığın yazıldığı gibi 386 milyon değil, 700-800 milyona ulaşacağını, verilen rakamın içinde, iç borçlanmaların faizinin ve kurumların borçlarının bulunmadığını iddia etti, halka doğru bilgi verilmesini istedi. Maliye Bakanı Zeren Mungan şimdi bunu herkesin anlayacağı şekilde izah etmelidir…
SİYASETE BAYRAM ARASI: Bütçe görüşmeleri, cumhurbaşkanlığı seçimleri 15 Kasım Cumhuriyet kutlamaları nedeniyle bayram tatiline girecek. Dün itibarıyla KKTC’ye gelmeye başlayan konuklar nedeniyle iç sorunlar 2-3 günlüğüne bile olsa askıya alınacak. Bunu fırsata dönüştürecek olanlar var mı, onu da önümüzdeki hafta göreceğiz…
GEREK VAR MI: Kıb-Tek, iki yeni diezel santral alınacağını açıkladı biliyorsunuz. Ülkenin artık mevcut santrallerle bu işi götürmesi imkansız, yenilenme ve takviye şart. Ancak Türkiye’den elektrik getirilmesi için birtakım çalışmaların yapıldığı da bir gerçek. Eğer durum bu ise, iki yeni santrale verilecek para ile başka yatırımlar yapılamaz mı? Yoksa bu şekilde, bir yerlere mesaj mı vermek isteniyor..?
ZİRVEDEKİLER
Hasan Sertoğlu: “Spor Bakanı, futbol olan hiçbir yerde yoktur. Serdar Denktaş, konu futbol olunca 2 mil öteye kaçar. Serdar Denktaş her nedense futbola kin ve nefret duyar” diyerek Denktaş’ı eleştiren KTFF Başkanı Sertoğlu, “Devlet gençliğine sahip çıkmaz. Biz attığımız imzayı, futbolumuzun ilerlemesi için attık. Vatan haini olduk. Ama sorun yoktur. Yola devam edeceğiz” dedi…
DİPTEKİLER
KTHY Olayının Üstü Örtüldü: Meclis’te KTHY konusundaki araştırma komitesi, iç tüzüğün öngördüğü sürede görüşmelerini tamamlayamamış, verilen ek sürede de katılım olmadığı için toplanamamış olduğundan, çalışmalarına dün Meclis’te son verildi. Kim suçluydu, kim değildi, kimin ihmali, kimin kastı vardı ortaya çıkamadı. Şimdi komiteyi çalıştırmayanlar, yeniden aynı komitenin kurulmasından bahsetseler de, ülkenin en büyük gerçeği bir tokat gibi yüzümüze vuruldu. Hesap soramıyoruz. Devletin hava yolu şirketi batırıldı, Meclis de el birliğiyle üstünü örttü. Yalnız unutmasınlar, hepsi de işlenen suçun bir parçası olarak tarihe yazıldılar. Yazıklar olsun…
































