İki gün sonra “Barış ve Özgürlük Bayramı”nı kutlayacağız.
Oysa ortada ne “özgürlük” var ne “barış!” Aksine 46 yıldır kendi coğrafyamızın tutsağıyız.. Barışa gelince o da “çorap ipliğine bağlı!” O zaman ve gerçekten neyi kutluyoruz?
Tanınmamış devlet oluşumuzu mu?
Hâlâ çözüm peşinde koştuğumuzu mu?
Elimizde Rum’un pasaportu yoksa dışımızdaki hiçbir ülkeye gidemeyeceğimizi mi?
Bırakın AB’li olmayı hâlâ ABAD kararları altında ambargolu yaşadığımızı mı?
46 yıldır sineye çekmek zorunda olduğumuz Rum şarlatanlığını mı?
Eğer Türkiye parasal yardımda bulunmazsa memurumuzu bile ödeyemeyecek züğürtlükte bir devlet olduğumuzu mu?
GERÇEKTEN biz neyi kutluyoruz? 1974’de akan kanları, şehitlerimizi, göç yollarına düşmemizi, kalan Rum mülkünü yağmaladığımızı, Rum’un siyasi tutumu nedeniyle 46 yıldır tanınmamış bir devlet olarak dünyadan tecrit edildiğimizi mi?
…Hayır yakınmıyor abartmıyorum! Hatta KKTC’i çok seviyorum çünkü “vatanımdır.” Doğup büyüdüğüm, denizinde yüzdüğüm, dağında ovasında dolandığım, havasını soluduğum, çocuk, torun sahibi olduğum yurdumdur Kuzey Kıbrıs.. Atalarımın mezarları bu yurdun topraklarında gömülüdür. Neden kahrolayım ki?
SADECE üzülüyorum. Çünkü Kıbrıs Türk halkı bu kadar uzun süren bir siyasi çözümsüzlüğü hak etmedi! Yıllarca “çözümsüz ve kendi vatanının tutsağı” olsun diye de mücadele etmedi!
Yazık ama: Bir kez daha ve 45 yıl sonra gene “tanınmamış bir devlet olarak kutluyoruz 20 Temmuz Barış Harekâtını!”
Kİ artık bu kutlamalar bana tuhaf geliyorlar! Kendimizi kandırıyormuşuz gibi! Oysa ne diyordu Barış Harekâtından hemen sonra Rahmetlik Ecevit. Şimdi de bu askeri zaferi ekonomiyle taçlandıracağız..
Belki bu konuda bir şeyler yaptık ama hâlâ çok yetersiz… Ne topraktan umduğumuz bereketi bulduk ne sanayide büyüdük!
Ki portakal enginar dallarında kalmakta.. Patates toprakta.. Sütler mamül hale gelmeden dökülmekte, hayvancılık plansız programsız, esnaf zanaatkâr batmış… Milletin bankalara borcu iki milyarı bulmuş ödeyemiyor!
“Turizm” umudunu ise bu kez de koronavirüs yedi!
KISACA bir 20 Temmuzu daha ve bu kez “virüs belası” nedeniyle çok daha fazla artan toplumsal sıkıntılarla (artık “kutlama” lafı ne kadar doğru ve anlamlıysa, kutlayacağız!”
































