Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KUSURA BAKMA SEVGİLİ YEĞENİM…

 

“Gece gelen telgraf dört heceden ibaretti, vefat etti…” diye tanımlar Nazım şiirinde ölüm haberini almayı.
Şimdi artık bir cep telefonu kadar uzakta ölüm haberi.
Yöntemler değişti ama acı değişmedi.
Mutlaka gece gelir bulur insanı ölüm acısı.
Ve o koyu karanlık daha da koyulaşır.
Üstelik erken bir  gidişse.
Ve yapacak daha çok işler varsa geride, bitirilmeyen sohbetler.
İşte böylesi bir acıyla bırakıp gitti bizi sevgili yeğenim Gürsel  Güngör.
Ailenin en munis ve duyarlısı.  Öfkesini de heyecanını da yaşam biçimi olan müziğe atan.
En çalışkanı ve en mütevazisi.
Bir soğuk ocak akşamında bizi bırakıp gideceğini nerden bilebilirdik.
Halbuki daha saatler önce Havadis’te kahve içip uzun uzun sohbetler yapmıştı arkadaşlarla.
Geleceğe dair planlarını anlatmıştı.
“Ne zaman Poli’ye gideceğiz yeğenim” diye sorup durmuştu.
Bir yaz gecesi, yıldızlı gökyüzü altında Akdeniz’in sesini dinleyerek uyuma sözü vermiştik.  Sabaha doğru  Trodos’lardan yağan çiğle uyanmak.
Tıpkı çocukluğumuzda yaptığımız gibi.
Bu sözümüzü yerine getiremedik.
Belki de daha uzun vakitler ayırmalıydık birbirimize.
Yapamadık.
Ve korkunç acı bir ayrılığın ardından gözyaşı döküyoruz şimdi.
Geride bir hayli “keşkeler” bırakarak.

      ***

Bir kez daha anladım ki “keşkelerle” geçmemeli hayat.
İnsan  sevdiklerine  daha fazla zaman ayırmalı.
Sadece bu lanet hayatın kahrını değil, bu güzel ülkenin ve güzel insanların varlığını da paylaşmalı.
Ve asla ertelememeli  hayal ettiklerini.
Kusura kalma sevgili yeğenim.
Sana söz verdiğimiz gibi çocuklarla birlikte Poli’ye gidemediğimiz için.
O ata topraklarında bir gece sabahlayamadığımız için.
Daha uzun zaman aralıklarında oturup uzun uzun sohbetler yapamadığımız için.
Gitarının tellerinden çıkacak o mükemmel tınıları dinleyemediğimiz  için.
Kusura bakma sevgili yeğenim.
Ama nerden bilebilirdim  ki bizi böyle ansızın bırakıp gideceğini.
Soğuk bir ocak akşamında bizi terk edeceğini.
Işıklar içinde uyu.
Yerin o yerdir…