Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kurtuluş hikayesi

Herkesin dilinde aynı hikaye:

-Bitse de kurtulsak…

Memur da öğretmen de zaman kollar.
-Şu mesai bitse de kurtulsak.
İşçinin elinde mistiri, duvara alçı atarken söylenir.
-Bitse de kurtulsak…

Genç kadın dertli.
Kaş al, tüy sök.
Allıktı, rimeldi.
Derken,
Cımbız kütleşti değiştir.
Her sabah, her akşam aynı hikaye…

Garson da aynı, perde gerisinde yemek yapan aşçı da.
Sabahtan akşama müşterilerle.
Bir masa, iki masa, üç masa.
Gündüzlere gecelere, geceler gündüzlere karışır.
-Bitse de kurtulsak…

Dağda çobandır.
Sürü otlatmakta.
Çoban sürüden, neredeyse sürü çobandan bıkar usanır.
-Bir bitse…

En çok ev kadınının dilindedir.
Süpür, mopla, pencereleri sil, yemek hazırla, masa topla.
Artık söylenir:
-Bitse de kurtulsam…

Daha ilkokula gider.
Büyüklere özenir.
Sanki büyünce her şey güzel olacakmış gibi.
-Ben de senin gibi olmak isterim.  Büyüsem de kurtulsam…

Aşk zordur.
Gönül yarasıdır.
Kavuşmakla kavuşmamak arasında bir şey.
Deli eder insanı.
Bitsin de nasıl isterse bitsin.
Kurtuluş o zaman, bu ıstıraptan…

Herkes için durum aynıdır.
Elinde ne iş varsa, yürüdüğü yol ne ise bitmesini ister.
Bitince kurtulacak…

Polis vardiyasından, asker nöbetinden bıkar usanır.
Bitmesini ister.
Doktor hastasından, hasta doktorundan, esnaf tezgahından, yolcu yolundan, kadın kocasından, koca kadınından, imam camiden, papaz kiliseden, pilot uçmaktan, öğrenci okumaktan, öğretmen okutmaktan, oyuncu sahneden, yazar yazı yazmaktan bıkıp usanır.
Bitmesini ister.
Biterse kurtulacak…

Kış gelir “ah bir yaz gelse”,
Yaz gelir “Bu yaz bitse de kurtulsak…”

Hayat sürer gider,
Aynı mırıldanmalarla…

Sonra yıllar geçer.
Ansız anlarla birlikte.
Bir de bakar yaş fırlamış.
Sanki o insan kendisi değil.
Derman kalmamış.
Geriye bakar.
Hayat boş.
Belki son sözüdür:
-Bitse de kurtulsak…

Hayat bir kurutuluş hikayesidir…