Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KÜRT KARDEŞLER: HENÜZ GEÇ KALMADINIZ…

İşte size bazı gerçekler: Bugüne kadar “Kahrolsun Emperyalizm” diye slogan atanlar ve Orta Doğu dahil dünyanın her yerindeki kötülüklerin sorumluluğunu Amerika Birleşik Devletleri’ne yükleyenler, bugünlerde Amerikan uçaklarının Kobani’deki bombardımanına alkış tutuyorlar, “Vur Gerilla Vur” sloganının yanında “Vur Amerika Vur” sloganı da atıyorlar.

Hatta, Amerikan uçaklarının Kobani’ye paraşütle silah ve tıbbi yardım atmasından sonra Amerika lehindeki sloganlarda artış var.
Daha iki hafta önce Kobani’ye yardım etmediği için Türkiye’de ayaklanma çıkarıp, ortalığı kasıp kavuranlar, içinde masum insanların olduğu otobüsleri molotofkokteyli ile yakmaya, ranzalarında fakir öğrencilerin uyuduğu yurtları yakmaya yeltenenler dün itibarı ile Kürt peşmerge güçlerinin kendi toprakları üzerinden Kobani’ye gitmesine izin veren Türkiye’ye övgüler düzüyorlar.
Amerika’nın dışındaki diğer emperyalist devletler Fransa, İngiltere ve Almanya’nın Kürt güçlerini eğitmesi için anlaşmalar imzalanıyor.
Düne kadar Orta Doğu’yu bölen ve kan gölüne çeviren Fransız ve İngiliz emperyalizmiydi.
Şimdi her ikisi de dost ve müttefiktir.
Türkiye içinde at koşturtup “devrimci eylem” diyerek banka para çekme cihazlarını yağmalayan, kurban eti dağıtan 17 yaşında çocukları işkenceyle öldüren, yol kesip araç yakanlar aslında Türkiye ile barış görüşmeleri yürüttüklerini iddia ediyorlar.
Ama bu iddiadan da öteye geçiyor.
38 kişinin ölmesine neden olan Vandalizmi durdurması için Ankara yönetimi dahil herkes hapisteki Abdullah Öcalan’a koşuyor.
O da kısıtlı olanakları içinde fetva vermeye çalışıyor.
Okuma yazması olmayan kardeşi ile mesaj gönderiyor, “Görüşmeleri hızlandırın, barışı sağlayın” falan diyor.
Sonra herkes “bu adam ne demek istedi” diye absürt bir tartışmaya tutuşuyor.

      ***
İşin tersten durumu da düzüyle aynı.
IŞİD çetelerinin Kobani’de katliam yapması olasılığını göz ardı eden Ankara’daki yönetim sanki de “iti ite kırdırma” politikası izliyor.
Tıpkı Osmanlı’nın yaptığı gibi ayak oyunları ile süreci idare edeceğini sanıyor ama yanılıyor.
Kobani’deki yüz bini aşkın sivili topraklarına kabul ediyor ama adeta IŞİD çetelerini desteklermişçesine burnunun dibindeki savaşa kayıtsız kalıyor.
En küçük bir yarımda bulunsa kendi topraklarındaki Kürtlerin desteğini kazanacağı aşikarken sınırda biriken kalabalığı coplayıp, gazlayıp IŞİD ile aynı pozisyona düşüyor.
“Hiç olmazsa yaralıları kabul et” baskılarına direniyor ama iş işten geçtikten sonra kabul ediyor.
Bir gün önce “aman açıklama yap, olaylar dursun” diye kapısına dayandığı Abdullah Öcalan’ın daha iyi koşullarda çalışması, daha çok kişiyle görüşüp mesajlarının doğru iletilmesi taleplerine da “ne yani villa mı tahsis edeceğiz” kabalığıyla yanıt veriyor.
Kendi Kürtlerine hot-zot ediyor ama Amerika’nın Kobani’deki Kürtlere silah göndermesinin önüne de geçemiyor.
Amerikan uçaklarının havadan yakıt ikmali yapmak gibi zor durumda bile Kobani’yi bombalamasına seyirci kalıyor da aynı uçakların hemen oradaki İncirlik’ten kalkmasına izin vermiyor.
Ve daha bunlar gibi bir dizi tutarsızlıklar devam edip gidiyor.
İşin özeti şudur: Orta Doğu’da artık kimse klasik sloganlarla olanı-biteni izah edemiyor.
Çünkü Orta Doğu’nun durumu dar kalıp ideolojilerin ötesinde bir durum arz ediyor.

      ***

Kıssadan hisse;
Annan Planı döneminde sırf Amerika destekledi diye Kıbrıs Türkü’nü hakir gören Kürtlere selam olsun.
Kürt kardeşler halkını koruma adına tarihi uzlaşının yollarını Kıbrıslın Türklerden öğrenebilirsiniz.
Çünkü bir halkın daimi düşmanları olmaz, daimi dostları da olmaz. Aslolan o halkın sonsuza dek kendi çıkarları olur.
Bunu öğrenmek için henüz geç kalmadınız…