Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Küreselleşme, ABD, kur savaşları, kapitalizm

Gelişmiş ekonomiler, gelişmekte olan ekonomiler Kur savaşları, finansal krizler, doların aşırı değerlenmesi derken bunlara Çin’de eklenmiş oldu. Zaten dünyanın ikinci büyük ekonomisinin bahsettiğim küresel sorunlar dışında kalması düşünülemezdi.

Düşen petrol ve emtia fiyatları yanında sermaye akımlarının yön değiştirmesi, birkaç yıl öncesine kadar çok parlak zamanlar yaşayan Çin’in de ekonomik çıkışını tersine döndürdü.
Çin ekonomisi son 30-40 yılda hızlı bir büyüme gösterdi. Bunun sonucunda ciddi bir refah artışı sağlandı. Tabi nüfusu da kontrol edebildi. Bazı verilere göz atalım.
2014 itibarıyla:
Nüfus   1,400 milyon
GSYH   10,4 trilyon dolar
Kişi başı gelir 7.584 dolar
Büyüme %7,4
Enflasyon %1,5
Son 10 yılda meydana gelen küresel ekonomik olaylardan dolayı kapitalist ekonomik modelin tuzağına düşen Çin’de para politikalarıyla piyasaya müdahale etmeyi bırakmıştı. Gaye büyüme hızını daha da yukarılara çekmek. Bu durum bütçe açığı yarattı. Fakat büyümeyi daha da yukarı çekemedi.
Çin’i ciddi tehlike gören ABD gibi kapitalist ekonomik model Çin’in ürettiği ve ihracatın büyük çoğunluğunun müşterisi olduğu gerçeğiyle Çin’den ihracatı bilerek kıstı. Çin bu kıskacın içinde geçen hafta ihracat artışını sağlayabilmek ve tekrar büyümeyi hedeflere çekebilmek için Yuan’ı iki kez devalue etti. Bu devalüasyonun tek sebebi rakipleri olan Japonya’dan, Singapur’dan, Tayland’dan, Vietnam’dan yani bölge ülkelerine rakip olup Çin üretiminin daha bir ucuza gelmesiydi.

ABD’nin rolü
Yıllarca Çin üretti, ABD tüketti. ABD yıllarca Çin’e baskı yaparak Yuan’ı olduğundan daha düşük değerli tutup Çin mallarının ucuz olması yönünde teşvik etti. Çünkü ABD’nin Çin mallarını doların gücüyle ucuza ithal etme politikası hakim oldu. Çin’in Yuan’ı geçen hafta devalue etmesinin amacı bu olurken (ucuz ihracat) aynı zamanda dalgalı kur rejimine adım atmak.
Diğer taraftan Japonya’da parasal genişlemeye giderek Yen’in değerini düşürdü. Bu durumlar yeni bir kur savaşının başlangıcı olabilir. Bu durum ise ticaretin iyice daralabileceğinin bir habercisidir.
Kapitalist sistem uluslar arası ticaretin artmasının genel refahı artıracağını öngörür. Bu öngörü doğruysa önümüzde ki yıllarda uluslar arası ticarette yaşanacak sürekli daralmalar küresel sistemde genel refahın düşmesine yol açacak demektir.
Kur savaşlarıyla başlayacak bu gelişmeler kapitalizmin küreselleştikçe zarara girdiğini ortaya koyuyor.
İçinde bulunduğumuz yüzyıl, faiz ve kur savaşlarının yaşanacağı bir zaman dilimi olacak. Geçen yüzyıl da soğuk savaşlar yaşadık. Soğuk savaşlar bitmişken her şeyin yoluna gireceğini düşündük. Fakat kapitalizm izin vermiyor. Şimdide kur ve faiz savaşları yaşayacağız. Küreselleşme ve kapitalizm böyle bir şey.