Küresel Yeterlilik

7 Ocak 2018 Pazar | 12:41
Barış Uzunahmet

OECD’nin her üç yılda bir yaptığı PISA sınavı yöneticileri “küresel yeterliliği” şu şekilde tanımlıyor: “Yerel, küresel ve kültürler arası meseleleri araştırma, başkalarının dünya görüşlerini ve perspektiflerini anlama ve kabul etme, farklı kültürden insanlarla açık, uygun ve etkili iletişim kurma ve kolektif refah ve sürdürülebilir kalkınma için eyleme geçme kapasitesi.”

PISA’nın, “gençlerimizi kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünyaya hazırlamak” şeklinde tanımladığı bilişsel değerlendirme, öğrencilerin, küresel meseleler hakkındaki yeni makalelere ilgi gösterme, dış etkenlerin dünya görüşleri üzerindeki etkilerini fark etme, çok kültürlü bir dünyada diğer insanlarla iletişim kurma, küresel meselelere hitap eden farklı yaklaşım ve eylem biçimleri belirleme ve karşılaştırma yeteneklerini ölçecek.

Bu test, öğrencilerin küresel meselelere ne kadar aşina olduklarını, dil ve iletişim becerilerinin ne kadar gelişmiş olduğunu, farklı kültürel geçmişten gelen insanlara ne ölçüde saygı duyduklarını ve okullarındaki küresel yeterliliklerini geliştirecek mevcut fırsatları değerlendirecek.

******

Durum böyle olunca küreselleşen ve çok kültürlü bir dünyada elbette küresel yeterlilik önemlidir. OECD’nin PİSA sınavı 2018’de yapılacak ve bu kez bu küresel yeterlilik de ölçülecek. Hade Türkiye bu PİSA sınavında değerlendirmeye alınacak. Peki biz ne olacağız? Bizim “küresel yeterlilik” gibi bir derdimiz var mı?

Bence yok. Ulusal yeterlilik derdimiz bile yok… Plansız programsız ala guduru giden bir eğitim sistemimiz var. Pardon sistemsizliğimiz… Ne istediğimizi bilmiyoruz, nasıl bir öğrenci yetiştirmemiz gerektiğini de bilmiyoruz. Bilmiyoruz, bilmek istemiyoruz, değiştirmek de istemiyoruz. “Suya sabuna dokunmayalım, böyle gitsin, inceldiği yerde de kopsun” anlayışı hakim.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, son dört yılda üniversite öğrenimi için 700 civarında öğrencimiz üçüncü ülkelere gitti. Yine aynı süre içerisinde Türkiye’ye giden öğrenci sayısı da 2 bin civarında… Peki bu öğrencilerimizin küresel yeterlilikleri yeterli miydi? Gittikleri yere uyum sağlayabilmişler mi? Yoksa bir kısmı kısa bir süre sonra geri mi geldiler?

İşte normal bir ülkede bu soruların cevaplarını bulursunuz. Eğitimin çarklarının doğru dürüst döndüğü bir yerde hata yapma şansınız azalıyor. Ne yazık ki bizde bir gelecek planlaması yoktur. Gençler ne yapacağını bilmemektedir. Her yıl ortalama 2500 civarında genci liselerimizden mezun ediyoruz. Geçen yıl 2736 kişiyi mezun etmişiz. Bunların sadece %6’si üçüncü ülkelere, %20’si Türkiye’deki üniversitelere gitmiş… %51’i KKTC’deki üniversitelerine kayıt yapmış, %23’ü de üniversiteye gitmeyi düşünmemiştir. Hal böyle olunca da elbette ülkede ara eleman sıkıntısı yaşanması kaçınılmazdır

Geçen yıl mezun ettiğimiz 2736 lise öğrencisinin küresel yeterlilik durumları neydi? Dünyadaki yaşıtları ile aynı yeterliliklere sahip miydi?

Bu konuda hiçbir bilgimiz yok. Elde hiçbir bilimsel bir veri yok. Bakanlığın bir AR-GE Merkezi yok. Bilimsel çalışma yapan yok. Yapılan bilimsel çalışmaları dikkate alan bir yönetim anlayışı da yok. Bu ülkede eğitimle ilgili beş şura yapıldı. Şuralarda alınan kararların hangisi uygulandı. Onlarca eğitim çalıştayları yapıldı. Oralarda üretilen kararların kaçı hayat buldu.

Bu ülkede eğitimi öyle bir hale getirdik ki, siyasetçinin iki dudağı arasında hapsolup kaldı. Onun ötesine geçemedi. Küresel yeterlilikten bahsederken aslında eğitimi yönetenler ve yönetmeye adayların da küresel yeterliliklerinin belirlenmesi gerekmektedir. Yani eğitimi yönetenlerin dünyadaki benzerleri ile aynı yeterliliğe sahip olup olmadıklarına bakmak gerekiyor.