Bu ülkede Kuran kursu tartışmaları uzun süredir her yaz yapılır. Özellikle Türkiye’deki AKP iktidarından sonra bu daha da arttı. Şimdi düşünüyorum da 15-20 yıl önce Kuran kursu tartışması var mıydı? Pek yoktu. Kuran kursu belki vardı ama kapalı kapılar ardında yapılırdı, göz önünde olunmazdı. Tabii ki bugünkü kadar da çok fazla değildi. Bugün neredeyse her camide Kuran kursu yapılıyor. Bir gerçek varsa, hepsi de izinsiz ve yasal değil.
Eğer bu ülke yasalar ile yönetiliyorsa hiçbiri de yasal değil. Anayasanın 23’üncü maddesi “din eğitim ve öğretimi, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır” der. Peki bu kuran kursları devletin gözetimi ve denetimi altında mı yapılıyor? Koca bir hayır.
Yine anayasamızın 59’uncu maddesi de “her türlü öğretim ve eğitim etkinliği devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir. Devlet, bu etkinlikleri, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda yapar” der.
Milli Eğitim Yasası’nın 12. Maddesi de “eğitimle ilgili her türlü etkinlik, Kıbrıs Türk Milli Eğitiminin genel amaçlarına uygunluğu bakımında bakanlığın gözetiminde ve denetimi altındadır” der. Öyle anlaşılıyor ki bugünkü şekli ile Kuran kursları yasalara takılıyor ve yasal değil…
Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova’nın açıklamalarından anlaşılıyor ki ülkedeki Kuran kursları izinsiz. Sayın bakan polisi göreve davet ediyor ama ilk önce izinsiz kursları kendisinin polise bildirmesi gerekiyor.
*******
Hukuksal olarak konuya baktıktan sonra bir de işin pedagojik kısmına bakmakta yarar var. Kuran kurslarını kim veriyor? Herhalde camilerin imamlarıdır veya “özel görevliler” olduğunu düşünüyorum. Peki bu imamların pedagojik formasyonları nedir? Din İşleri Dairesi Başkanı Talip Atalay’ın göreve ilk geldiği günlerde basına yaptığı açıklamalardan çok iyi hatırlıyorum ki, sayın Atalay’ın ilk şikayet ettiği konulardan birinin de KKTC camilerinde görev yapan imamların eğitim düzeyinin düşüklüğü idi. Üniversite mezunu imam sayısının çok az olduğunu söylemişti. Sayın Atalay’ın göreve gelmesinin üstünden 5-6 yıl geçti. Bu sürede bu konuda bir ilerleme oldu mu? Bilemiyorum. Belki sayın Atalay konu ile ilgili yeni verileri kendisi açıklar önümüzdeki günlerde…
Öğretenler açısından durum bu. Bir de öğrenenlere bakalım. Piaget’ye göre bilişsel gelişim dönemi 4’e ayrılır. Duyuşsal-Motor dönemi(0-2 yaş), İşlem öncesi dönem(2-7 yaş), Somut işlemler dönemi(7-11 yaş) ve Soyut işlemler dönemi(11-18 yaş). Piaget’ye göre çocuklar ancak soyut işlemler döneminde çeşitli ideal fikirleri, değerleri, inançları geliştirmeye başlar. Dolayısı ile bu Kuran kurslarına soyut işlemler döneminde girmemiş 12 yaş altındaki çocukların pedagojik olarak gitmesi çok sağlıklı görülmüyor.
Şimdi düşünüyorum da bizim çocukluğumuzda ilkokullar altı yıldı ve biz din dersini son sınıfta alırdık. Yani 12 yaşına geldiğimizde din eğitimi verilirdi. Bugün artık Türkiye’deki eğitim sisteminin etkisi ile ilkokullarda 4 ve 5’inci sınıfta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi yapılıyor. Bu öğretim sırasında çok fazla soyut ifadelerin de yer aldığını biliyoruz. Bunun da doğru olduğunu söylemek çok güç…
Öyle görünüyor ki Kuran kursları özellikle ilkokul düzeyinde hem pedagojik hem de hukuksal olarak sıkıntılı. Ben bu Kuran kurslarının Türkiyeli göçmenlerin ülkede çoğalmasıile birlikte Türkiye’den getirdikleri alışkanlıkları olarak görüyorum. Yapılacaksa bile bunun hukuksal ve pedagojik uyumluluğu sağlanacak ve devletin kontrolünde pedagojik formasyonu olan öğretmenler tarafından yapılması gerekiyor.
“Çocuklar yazda boş kalmasın, camiye Kuran kursuna gitsin” anlayışı çok da sağlıklı görünmüyor. Daha bilimsel bir planlama ile doğru dürüst “ahlak bilgisi” ve “tüm dinleri içeren din bilgisi”ne birinin itirazı olmaz.
Yeter ki siyasal ve örgütsel bir amacı olmasın.
































