Bu kez Girne kıyılarını parselleyen kumar baronlarının cüretini aşan bir kara propaganda operasyonu ile karşı karşıyayız.
Kıbrıs sorununda ideolojik olarak “hayır” cephesinde yer alanların cılız muhalefetleri yetmemiş olacak ki şimdi kumar baronlarının akıttığı milyonlarca dolar ile medyaya musallat olanlar devreye sokuldu.
Sözüm ona Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya karşı toprak ve mülkiyet üzerinden bir kampanya yürütüyorlar.
Kullandıkları tetikçilerin zekası ve kültürü kadar da başarılı oluyorlar.
Soğuk savaş döneminden kalma taktiklerle, Rum basınından aldıkları yalan-yanlış haberleri sanki gerçekmiş gibi Kıbrıs Türkü’nü kışkırtmak için kullanıyorlar.
Kışkırtma başarıya ulaşmayınca ve aslında kimse bu kara propagandayı iplemeyince de geleneksel olarak hayır demesi muhtemel kişi ve kurumlara küfür etmeye başlıyorlar.
Ta ki onları harekete geçirsinler.
Akıncı’nın kapalı kapılar arkasında topraklarımızı sattığı, Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçtiği algısı yaratsınlar.
Tüm bunlar önümüzdeki dönemde yaşanacakların ciddi ipuçlarını içeriyor.
Birleşmiş Milletler dahil tüm taraflar bu yıl içinde bir uzlaşmaya varılması ve önümüzdeki yılın başında referanduma gidilmesin noktasında nerdeyse görüş birliğine vardılar ya, şimdi kumar baronları devreye sokuldu.
Bir anlaşma isteyen Kıbrıslı Türkler ve onun temsilcileri kumar baronları üzerinden hizaya çekilecek.
***
Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin Havadis’ten Esra Aygın’a yaptığı açıklamalar, son dönemde yaşananların iyi bir özeti gibiydi.
Ve kumar baronlarının kara propagandalarına da iyi bir cevap niteliğindeydi.
Özel Danışman’ın söyledikleri ve Cumhurbaşkanı Aknıcı’nın yaptığı açıklamalar yan yana konunca gayet net bir şekilde anlaşılıyor ki Akıncı Birleşmiş Milletler ile uyum içinde bir çalışma yürütüyor.
Bu nokta son derece önemlidir.
Birleşmiş Milletler’in ve özellikle de Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıslı Türklerin niyetlerinden kuşku duymamaları gerekir.
Kıbrıs Türkü için en büyük tehlike “bir kez daha deneyelim, Rumlar nasıl olsa yine kabul etmeyecek, o zaman biz yolumuza devam ederiz” politikasıdır.
Bu ayrılıkçılığın ta kendisidir.
Tam da kumar baronlarının istediğidir.
Özellikle direk uçuşlar üzerindeki ambargoların kalkmasına razıdırlar.
Razıdırlar ki kumarhanelerini daha çok müşteri ile doldursunlar.
Hal bu ki Kıbrıs Türkü’nün hayati ihtiyacı uluslararası hukuk sistemine dahil olmaktır.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu noktada attığı adımlar doğrudur ve desteklenmelidir…
































