KıbrısSürmanşet

KTÖS: Adayı kalıcı olarak bölmek istiyorlar





Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, yaptığı yazılı basın açıklamasında, “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde AKP Hükümeti ve işbirlikçi UBP-HP Hükümeti adamızın kalıcı olarak bölünmesi için Coronavirüs salgınını fırsata dönüştürme peşindedirler” dedi

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Bunun için;

  • Önce Limasol’daki daha sonra da Larnaka’daki camilere provokasyon amaçlı saldırıda bulunulmuştur.
  • TMT’ye hakaret edildi gerekçesi ile çözüm konusunu her gün gündem yapan Kanal T televizyonundaki bir basın emekçisine sistematik saldırı yapılmaktadır.
  • Bazı yerel TV’lerde Abdullah Öcalan’a Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu verilmesi konusu ısıtılıp tekrar gündem yapılmaktadır.
  • 2018 yılında TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönlendirmesi Kıbrıs’taki TC Elçiliği’nin organizasyonu, polisin de göz yumması ile Afrika Gazetesi’ne linç düzenlenmiş, geçtiğimiz günlerde de diğer yerel kanallara gözdağı vermek adına Diyalog Tv yayını kapatılmış, sahibine ise “Fetö” üyeliği suçlaması ile soruşturma açılmıştır.
  • Corona salgını bahane edilerek, derin devletin yıllardan beri Birleşmiş Milletler temsilcilerinin adanın kuzeyine geçişlerini yasaklama girişimi hayata geçirilmiştir.
  • Geçiş kapılarının kapalı kalması için TC Elçiliği’nin kontrolündeki örgütlenmeler yoğun propaganda yapmaktadırlar.
  • Adanın kuzeyinde yaşayanları baskı altına almak için 800’ün üzerinde polis kamerası, “güvenlik” gerekçesi ile kurulmaya devam etmektedir.
  • Ankara’dan gönderilen paketlerle Kıbrıs’ta yürürlükte olan İngiliz hukuk sistemini değiştirmek için yargı makamları üzerinde baskılar artırılmaktadır.
  • Kıbrıslı Türklerin beceriksiz olduğu, hiçbir işi başarı ile yapamadığı, tüm siyasi partilerin aynı olduğu algısı sürekli pompalanıp algı yaratılmakta, başarılı Kıbrıslı Türkler gizlenmektedir.
  • “Bizden adam olmaz” ön yargısı yaratılıp “biz düzgün yönetemeyiz, vali gelsin yönetsin” anlayışı hakim kılınarak paketle birlikte her bakanlığa ve TC’li kayyum atanması ARMA modeli ile hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.
  • Adanın kuzeyinde, çözüme bakış açısı temelinde hükümet ve Cumhurbaşkanlığı arasında çift başlıklı bir yönetim oluşturulmuştur.
  • Kıbrıs’ın denizdeki münhasır ekonomik alanlarında Türk savaş ve araştırma gemileri sürekli taciz yapmaktadır.
  • Yunanlı siyasetçilerin söyleyip söylemediği belli olmayan açıklamaları üzerinden savaş çığırtkanlığı yapılmaktadır.
  • Devlete ait BRT Kurumu, ayrılıkçı, ırkçı, bölücü propagandanın bayraktarlığını yapmaktadır.
  • İstanbul’da müze olarak kullanılan Aya Sofya Ortodoks kilisesinin camiye dönüştürülmesi için provokasyon amaçlı medyada propaganda yürütülmektedir.
  • “Birleşik Kıbrıs’ı isteyenler gitsin güneyde yaşasın” denilerek vatan hainliği edebiyatı sürekli pompalanmakta, güneyde çalışan işçiler ayrılıkçı siyasete kurban edilmektedir.
  • Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkışı bilinçli olarak tartıştırılmakta ve AB’yi kötüleyen propagandalar sistematik olarak sürdürülmektedir.
  • Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan provokasyonları bahane ederek Kıbrıs Cumhuriyeti’ni açıkça tehdit etmektedir.
  • Cumhurbaşkanı Sn. Mustafa Akıncı’ya yönelik olarak AKP güdümlü havuz medyası yalan haber yaparak karalama kampanyası başlatmıştır.
  • İşbirlikçi UBP-HP Hükümeti geçiş kapıları ile ilgili açılmama kararını yasadışı bilim kuruluna dayandırmış, kurulun verdiği rapor ise yalan çıkmıştır.
  • Tüm bu gelişmeler, AKP’nin yanlış politikaları ile ekonomisi batmış 484 milyar Dolar dış borcu olan Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetimindeki Türkiye devletinin, gündem değiştirmek hedefi ile Irak’ta, Suriye’de Libya’da olduğu gibi Kıbrıs’ta da savaş peşinde koştuğunu göstermektedir. Özellikle geçiş kapılarının Kıbrıslı Rumlar tarafından kapatılması için 1 Temmuz tarihi hedef olarak konmuştur. Bilindiği üzere AB ülkeleri AB Sağlık Normlarına uyan ülkelerin salgın nedeni ile kapanan sınır kapılarını açmaya başlamıştır. Güney Kıbrıs AB Sağlık Normlarına uyan ülkelere 8 Haziran itibarı ile sınırlarını şartlı olarak açmıştır. İşbirlikçi UBP-HP Hükümeti 1 Temmuz’da, dünyada salgın nedeni ile riskli ilk beş ülkeden biri olan, Türkiye’ye limanlarını açacaktır. Bu noktada AB Sağlık Normlarına uymayan Türkiye’ye sınırlarını açan alt yönetime Kıbrıs Cumhuriyeti zorunlu olarak sınırlarını kapatacaktır.

Oynanan bu oyun sonunda suçlama oyunları ve iki ayrı devlet yalanları ile bol bol propagandaya zemin yaratılacaktır. Bu oyun bozulmalıdır. Bunun için “AB Sağlık Normlarına uyan tüm ülkelere limanlar ve kapılar açılmalıdır” hedefini herkes seslendirmelidir”

 

 

                                                                                                                     








Başa dön tuşu