Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KTHY meselesi

KTHY tarih oldu.

Çalışanları mağdur.
Kıbrıs Türk insanının onuru zedelendi.
“Biz yöneteceğiz” dedik ve yönetimini üstlendik KTHY’nin.
Ama batırdık.
Her şeyini haraç mezat sattık.
KTHY’nin neden battığını araştırmak üzere komisyonlar kurduk.
Eylemler yaptık.
Çadırlar kurduk.
Ama koskocaman KTHY’nin batmasına neden olan bir sorumlu ya da sorumluları bulamadık.
Kimse hesap vermedi.
Çalışanlar ve aileleri mağdur oldu.
Çok acı travmalar yaşadı.
KTHY battığı günlerde ilgili sektörler sallandı.
Ekonomik bedeller ödendi.
Halbuki, davul zurna çalarak alınmıştı KTHY’nin yönetimi…
Ama yönetirken popülizmin esiri olundu.
Ekonomik akıl bir tarafa konuldu.
Tam da “KTHY kurtuluyor, batmayacak” denildiği bir anda birileri seçim kazanacak diye ipi çekildi koskoca KTHY’nin…
Siyasetçisi, sendikacısı timsah gözyaşları dökerken Kıbrıs Türk insanının göklerdeki bayrak taşıyıcısı bir daha hiç uçmamak üzere yere çakıldı.
Sonrasında KTHY’yi yeniden göklere taşıyacaklarını, ya da yeni bir havayolu şirketi kuracaklarını söyleyenler çıktı.
Günlerce bu konuda demeçler verildi, toplantılar yapıldı.
Fotoğraflar çektirildi.
Ama olmadı, ne batan KTHY geri geldi ne de yeni bir tanesi kurulabildi.
Giden gitti, yeri bir şekilde dolduruldu.
KTHY ise gelecek kuşaklara anlatılacak bir anı olarak akıllarda kaldı.
Bir de KTHY Genel Merkez Binası ve üzerindeki tabelası…
Bugün oldu hala kimse KTHY’nin batmasından dolayı sorumlu olarak tespit edilmedi.
Herhalde bundan sonra da edilecek değil.
Sorumluları tespit etmesi gereken mekanizmaların çalışmadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Mekanizmaları oluşturup onları çalıştırmayan bir anlayışla bu ülke yönetiliyor.
Her şey erki elinde bulunduranların isteğine göre şekillenecek biçimde yapılandırılmış.
Sürüden kopanın kellesinin alındığı bir sistem oluşturulmuş.
Birilerinin kişisel ya da siyasal çıkarlarının gerektiğinde her şeyin üzerinde tutulabildiği bir sistem.
Ankara’dan gelen kaynakla beslenen ama kimseye hesap vermek istemeyen bir sistem.
Batan bankalarla birlikte ortaya çıkan bedel de Ankara’dan gelen kaynakla ödenmişti ama bunun sorumlularından hesap sorulmadı.
Gerekli tahsilatın yapılması için yasa bugün oldu çalıştırılmadı.
Arada bir cılız bazı sesler uyarılarda bulunmaya kalkmış olsa da onları duyan olmadı.
Bankalar ve KTHY meseleleri sadece iki örnek.
Ve bu örnekler çoğaltılabilir.
Sonuçta ülkenin kaynakları kişisel ya da siyasal ikballer uğruna çarçur edildi, gelecek tüketildi.
Nasıl olsa hesap sorulmadığı için de bir şekilde tüketilmeye devam ediyor.
Sorarsanız herkes haktan, hukuktan, adaletten ve halktan yana.
Ama nasıl bir sistem ve sistem içi dayanışma yaratıldıysa kimse kimseye hesap sormaya yeltenmiyor.
Haktan, hukuktan, adaletten ve halktan yana olmak lafta kalıyor.
Bunlar seçim kazanmak için bir araç olarak kullanılmaktan başka bir anlam taşımıyor.
Toplum ve değerleri tüketilirken çarpık düzen kendisini güçlendirme adına yeni kazanımlarla yoluna devam ediyor.
Hesap sorulmadığı sürece de devam edecek.