Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KTHY konusunda adalet yerini bulmadı…

Haber Rum basınından; “Kıbrıs Hava Yolları, Heathrow’daki iki slotundan birini 6.3 milyon Euro’ya Middle East Airlines’a sattı”…

Önce slot nedir ona bakalım; “Slot: Havalimanlarının kapasiteleri göz önünde bulundurularak, uçakların daha önce belirledikleri geliş-gidiş zamanlarına uymalarını amaçlayan bir sistemdir.” Yani bir anlamda iniş-kalkış hakkı…
Dönelim bize…
KTHY’nin kapanması sürecinde yapılan yanlışlar, bin türlü laf cambazlığıyla gözden kaçırılmaya çalışılmıştı.
Bunlardan biri de KTHY’nin İngiltere’deki slotlarıyla ilgiliydi. Heathrow dışında KTHY’nin Manchester, Gatwick, Burmingham ve Stansed slotları da vardı.
Ancak KTHY aniden uçuşları durdurdu ve ACO denilen Air Cut Operation Certificate belgesini de kaybetti. Bu nedenle milyonlarca Euro’luk slotlar da satılamadı. Kuruş bile alamadan, İngiliz Sivil Havacılık Otoritesi’ne geçti.
Oysa İngilizler slotlar için belli bir süre de vermişti. Ama şirket uçuşlarına yeniden başlamadığı için, sonunda el koydu. Hatta o arada KTHY’ye talip olan şirketler, zamanın Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner’e slotları Lutfthansa’ya satabilecekleri teklifini de getirmişlerdi. Saner illa da Atlasjet’le anlaşma gibi bir ısrardan dolayı, bunu bile görmezden gelmişti.
Daha sonra Saner, slot hakları için THY yönetimi ile görüştüğünü, anlaşmaya vardıklarını ancak İngiliz Sivil Havacılık tarafından bu anlaşmanın kabul görmemesinden dolayı hakkın kaybedildiğini söylüyordu. E uçuşlarını durdurduğunu ilan eden, sertifikasını kaybeden şirketin slotları satmasına izin verilmezdi zaten. Saner o tarihlerde, yeni şirket kurulacak, slotlar geri alınacak gibi hayallerle kamuoyunu meşgul etmekteydi…
Şimdi geri dönüp bakalım. Burada yapılan tam bir iş bilmezlik, aymazlık değil midir?
Madem ki bu şirket çıkmazdaydı, önce elindeki milyon Euro’luk slotları satmak neden akıllarına gelmedi..?
Neden şirketi küçültüp kurtarmayı değil de, kapatmayı çare gördüler?
Şirket’in batmasından çok önce Ekim 2009’da, Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek KKTC ziyaretinde konuyu gündeme getirmiş, “THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkan Vekili Hamdi Topçu, 7 Ekim Çarşamba günü KTHY yönetimi ile Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy’un da katılacağı bir toplantı yapılacağını ve şirketin kendi ayakları üzerinde durur hale gelmesi için yapılması gerekenlerin ele alınacağını” söylemişti. Orada konu, KTHY’nin küçülmesiydi tabii ki. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kısa bir süre kala, böyle bir kararı almadılar. Türkiye’den gelen nakdi bile bu sebepten kaybettiler. Ve devletin havayolunun sonunu getirdiler…
Kıbrıs Havayolları, bir slotunu satarak, yaşamayı başarıyor ama bizler bunu beceremeyip, kendi havayolumuzu siyasete, beceriksizliğe, bilgisizliğe kurban ediyoruz.
Meclis’te bir KTHY Araştırma Komitesi var. Bir önceki dönem UBP Milletvekili Afet Özcafer’in başkanlığındaydı. Sonuç almasını beklemek ölü gözünden yaş beklemek olurdu. Zaten öyle oldu.
Peki şimdi niye çalışmıyor bu komite? Neden devleti zarara uğratanlardan hesap sormuyor? Ellerini turan nedir?
Yasa çıkartmakla işler yoluna girmiyor. Önemli olan uygulanıyor mu, ona bakmak lazım. Geçenlerde Meclis’ten geçen bir İyi İdare Yasası var. Tam da bu işe uygun. Şimdi o yasaya göre, KTHY’nin batırılmasından sorumlu olanların hepsi yargılanmalıdır. Beceriksiz olan da, bilerek şirketin geleceğini bitiren de…
Sivil toplum örgütleri gerekirse bu yönde dava açmalı, yapanın yanında kalmamalıdır.
KTHY tarihe karşıtı, ama hiç olmazsa adalet yerini bulsun…

YERİN KULAĞI VAR
GİRNE’DE İŞLER KARIŞTI: UBP-DP ittifakı sonucu Girne’de adaylık konusunda karmaşa yaşanıyor. Mevcut başkan Sümer Aygın’a karşı DP’nin adaylık için düşündüğü Gürkan Kara ismine karşı bağımsız adayların yarışabileceği konuşuluyor. Geçen dönem Aygın’a karşı iyi bir oy alan UBP adayı Nidai Güngördü’nün de bağımsız aday olarak seçimlere gireceği iddia ediliyor. Diğer taraftan Orçun Kamalı’nın da Kara’ya rağmen aday olmak için bastırdığı haberleri geliyor. Kısacası Girne ortak aday konusunda, oldukça sıkıntılı bir süreç yaşayacağa benziyor…
ESENTEPE’DE BİRİNCİ ADAY GİBİ: Demokrat Parti, Esentepe’deki adaylık için örgüt ile merkez arasında yaşanan sorunu çözmeye çalışıyor. Örgüt’ün aksine merkez tekrardan Hasan Birinci ismi üzerinde karar varmış gibi görünüyor. Bölgede büyük bir desteğe sahip olan Birinci’nin, önümüzdeki hafta başı adaylığının resmen ilan edilmesi bekleniyor…
SEZEN’E KARŞI ÇALIKUŞU: Mevcut Büyükkonuk Belediye Başkanı Sezai Sezen’e karşı, Salih Çalıkuşu’nun bağımsız aday olarak seçimlere gireceği kesinleşmiş gibi. Bölgede sevilen bir isim olan iş adamı Çalıkuşu’nun, yine bölgenin bir başka güçlü ismi Ömer Tatlı tarafından da desteklenmesi, bu seçimlerde mevcut başkan Sezen’e karşı, şansını bir o kadar daha artırmışa benziyor…
BET OFİSLER KONUSU MECLİS’TE: TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı Meclis’e 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren günümüze kadar bet ofis çalıştırma izinleri ile ilgili yazılı bir soru göndermiş. Hızla yaygınlaşan bu yerler kumar bağımlılığını arttırması bir yana, iskan bölgelerinin içinde bulunmalarından dolayı da bir çok sosyal soruna neden oluyor. Sayın Çakıcı’nın sorusu vesile olmalı ve bet ofisler konusu Meclis’te enine boyuna incelenmeli…

KAŞ YAPARKEN…: Tapu harçlarındaki indirim Bakanlar Kurulu’nda açıklanalı, tam bir ay oldu. Ekonomik kararlar alındığı anda, hemen uygulamaya girsin diye kanun hükmünde kararname yetkisi vardır. Yoksa spekülasyonlara neden olur ve aksine ekonomiye zarar verir. Bu konuda da aynen öyle oldu. Bu indirim açıklandı, ancak bir ayda Meclis’ten geçemedi. Öyle olunca da tapu işlemleri resmen durdu. Şimdi Tasarı nihayet Komite’den oybirliği ile geçmiş. Ancak bu gecikme hesaba katılmamış, ilk tapu harcındaki indirimlerin süresi yine 31 Ağustos 2014’te bitiyor. Hiç olmazsa kayıp süreyi ekleselerdi…

ZEHRİN KARŞILIĞI: Çevre ve Doğal kaynaklar Bakanlığı, baca emisyonlarını arıtmayan AKSA’ya, 12 asgari ücret tutarında ceza vermiş. Yani 20 bin TL’ye yakın bir para cezası. Peki ama çevreye yaydığı zehir, kanser vakalarının artmasının bedeli bu mu olmalı sizce? Kimse çıkıp da, “ne yapalım, yasalar böyle” mazeretinin arkasına sığınmasın. Yasayı değiştirmek hiç zor değil. Ama daha çok para versin, zehirlemeye devam etsin diyemeyiz. Önemli olan sözleşmenin yeniden yapılması… Bunun için de gerekçe Bakanlığın elinde hazır, ama “her nedense” bir türlü kullanmıyor.
ADRES BELLİ: KTAMS, Ercan’da çalışanların bile iş yerlerine gidebilmek için, ilgili şirkete oto park parası ödemek zorunda bırakılmalarına karşı çıkarak, sorunun çözülmemesi halinde grev dahil, her türlü yasal haklarını kullanacaklarını açıkladı. Daha 7 ay önce hem Serdar Bey, hem de Ahmet Bey, iktidara geldiklerinde Ercan sözleşmesini iptal edecekleri sözünü vermişlerdi. Hatta mart sonunda, yeni hava yolunun uçacağını bile söylemişlerdi. Şimdi bu arkadaşlardan bu konuda tıs yok. Bence sendika, Taşyapı yerine bu arkadaşların kapısını çalmalı…

ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Siyaset, işgal altındaki Kıb-Tek’i seviyorum demek değildir. Kamu özel ortaklığı olabilir. Kıb-Tek, bir hasta düşünün ki ameliyat etsen ölecek. Böyle garip bir durumda. Kurtulabilmesi vizyonunu geliştirmesine bağlı. Bugünkü mantaliteyle ‘aman özelleştirmeye karşı Kıb-Tek’i koruyalım’ anlayışıyla kurtaramayız…”

DİPTEKİLER
Boş Hayaller: Bugünlerde birileri yine toplumu boş hayallere sürüklüyor. PRIO öncülüğünde hazırlanan rapora göre, 2015 yılında bir çözümün oluşması durumunda özellikle turizm, gemicilik, inşaat, finans ve eğitim sektörlerinde adeta bir patlama yaşanarak ekonomiyi yüksek seviyelere çekeceği ön görülüyor. En çarpıcı örnek ise kişi başına düşen milli gelirin, çözümsüzlük durumunda olacağı seviyeden 11 bin 653 Euro ( yaklaşık 35 bin TL) fazla olacakmış. Annan Planı dönemindeki “havuzlu villalar” gibi…

Foto Gündem…

Ülkenin önde  gelen işadamları Mehmet Çamgar, Ertan Birinci, Halil Depreli ve Erdinç Küçükuncular biraraya gelerek objektiflere poz verdi