Siyasi ve ekonomik çıkarları için net bir duruş ortaya koyan Avrupa ve ABD’ye bir bütün olarak ‘’Batı’’ diye atıfta bulunuruz.
Bu ifadeyi siyasi yelpazenin en solundan en sağına kadar olanlar kullanır.
Gönderme yapılan ‘’Batının çıkarları’’ cümlesindeki‘’Batı’’ bu anlamda bencil ve olumsuzdur.
Ama dönüp bir şeyi övmek istersek de yine ayni kavrama, ‘’Batıya’’,atıfta bulunarak gönderme yaparız.
Birçoğumuz Avrupalı, Amerikalı olan her şeyin güzel olduğunu, güzel olan şeyin de iyi olduğunu düşünürüz. Bundan dolayı eli yüzü düzgün insanlarımıza ‘’Avrupai bir çehresi var’’, iyi oynayan futbolcularımıza da ‘’Avrupai oynuyor’’ deriz.
Türk insanının batı ile kendi kültürü arasındaki ikilemidir bu duygusal gelgit.
Bizi bilinçaltında Batıyı ve Türkiye’yi hep memnun etmek isteyen siyasi söylem ve tutumlar içerisine meyilli olmaya zorlar.
xxx
Farkındamısınız Cumhurbaşkanımız Akıncı ikide birde Kıbrıs’ta çözümün, bölgeyi içine doğalgaz, su ve elektriğin de olacağı büyük bir işbirliğine götürebileceğini söylüyor.
Sanırsın ABD BaşkanıBM genel kurulunda konuşuyor. Önündekini yedi bitirdi de açık büfedeki diğer olası alternatif yemek çeşitlerini ayaküstü masadakilere pazarlama derdine geçti Akıncı.
Türkiye ve Türkiye’nin papaz olduğu bölge ülkeleri için batı adına aracılık mı yapmaya çalışıyor, yoksa kendi iyi niyetinin ya da işgüzarlığının dışa vurumu mu bilmek mümkün değil.
Akıncı’nın müzakere masasında kendi çıkarımızı düşünürken bile batının neyi, niye onaylayacağını düşünme meziyetini kazanmış olduğunu ortaya koyan bu demeçleri de elbette ‘’batı’’ tarafından not ediliyor.
Akıncı’nın Davos’a davet edilmesindeki en önemli faktör bu yöndeki söylemi ve bir ‘’solcu’’ olarak bu tarafının da olduğunu göstermesidir. Batının adadaki çıkarları için yeri geldiğinde Türkiye’ye de mesafe koyabilecek böyle bir müttefike ihtiyacı vardır. Bu söylemine devam etmesi için Davos’a davet edilmiş ve diğer ülkelerdeki siyasetçi ve kamuoyu oluşturucularına küçük bir rol modeli olarak sunulmuştur. Tanınmayan bir ülkenin Cumhurbaşkanını bile biz dünya platformuna çıkartıp onore eder, emsal yaparız mesajı verilmiştir.
xxx
Müzakere masasında çıkarımızı düşünürken bile batının neyi onaylayacağını düşünerek hareket etmemiz ve bunu öğrenmiş olmamız bize bir meziyet gibi gelebilir.
Bu meziyete sahip olmayanlarçözümsüzlük yanlısı diye suçlayabilirsiniz. Bu yetkinliğe sahip olmadıklarından Akıncı’yı kıskandıkları için siyaset yapma adına eleştirdiklerini de söyleyebilirsiniz.
Hatta dile getirmeseniz bile naif bir şekilde tanınma yönünde bir adım olarak da yorumlayabilir, bak doğru yaklaşım ve söylemlerle liderimiz itibarımızı dünya kamuoyu önünde yükseltti diye de mutluluk da duyabilirsiniz.
Bu yorumda bulunanlar bir şeyi iyi anlamları lazım.
‘’Batı’’ dediğimiz şeyin çoğu zaman esas mahareti ‘’düğmeye basarak’’ toplum içerisindeki siyasi ve ekonomik bağlantıları devreye sokarak direktif vermesinde değil, ta eğitim sisteminden ve kültüründen başlayarak seni kendi görünmeyen ordusuna süvari yazabilmesindedir.
Batı siyasi kültürü ile içli dışlı olmanın bir boyutu da sizi kendi adına fırsat kollamaya şartlandırması ve elini oynatmadan ‘’kraldan kralcı’’ duruma sokabilmesidir.
Annan planı süreci bunun iyi bir örneğiydi. Annan planının çekim gücü batıya o güne kadar şeytan gözüyle bakan Türkiye’deki milli görüş kökenli muhafazakârlarla, batıya yakın duranları emperyalizmin uşağı olarak gören Kuzeydeki solcuları ayni safta toplamıştı. Bu iki zıt siyasi görüşü ve sosyal hayat felsefesi farklı iki kesimi bir araya getiren içteki vesayetle mücadele etmek adına batıya yaranma içgüdüsüyle hareket etmeleriydi.
xxx
Şimdi de denizdeki doğal gaz ‘’kaynağını’’ çıkartmak ve çok daha geniş kapsamlı bir enerji koridoru oluşturmak için neye hizmet ettiklerini bilmeden yine birlikte ‘’namaza durmak’’ isteyenler var.
Batı ile içli dışlı olmak‘’ayı ile yatağa girmeye’’ benzer. Uyurken bile dikkatli olmak gerekir.
Batıyı kafalarının içine girip anlamaya çalışırken çok dikkatli bir şekilde bir iki adım ilerisini ve en önemlisi ‘’millive yerli’’ düşünebilmeyi gerektirir.
Karşındaki batılı ‘’milli’’ düşünürken senin enternasyonalist havalara bürünerek kraldan kralcı söylemler içinde olman en basit ifade ile naif bir yaklaşımdır.
Olası bir anlaşma sonucunda gün gelir roller o kadar çabuk değişir ki.
Bugün ‘’enerji koridorunun’’öncülüğünü yapmaya soyunanlaryarın bunun sonucunda oluşacak uluslararası çıkar ve saadet zincirinin adadaki vesayetine üstüne üsleri de ekleyip ‘’sömürülüyoruz’’ diye harekete geçerler.
Bugünkü çözümsüzlük yanlıları da kurulan ticari çıkar bağlarından direk ya da endirekt nemalandıkları andaher ne olursa olsun anlaşmanın devamının neferleri olurlar.
Batıyı memnun etmek için hep birileri sırasını bekler durur anlayacağınız.Bu bekleyişte hep sabit duran, batı ve çıkarlarıdır.
Kraldan kralcı tavırlarıyla sıralarını savanlar da birbirine karşıt görüştekiler olur.Hem de farkında olmadan. Bunun için uyanmaya gerek yok, uyumasak yeridir.
































