Köşe Yazarları

KORONAVİRÜS KKTC’E NEDEN GELMEDİ







 …Kendini dünyanın odağı zanneden asil Kıbrıs Türk halkı meğer yolsuzluk ve rüşvet rekortmenlerindenmiş!

Meğer iş kazalarında da çok başarılıymış! Mesela 11 yıllık sürede 2 bin 497 iş kazası olmuş, 59 kişi hayatını kaybetmiş!

Ölümcül trafik kazalarıyla arabaları çarpıştırma konusunda da çok ama çok yetenekliymiş! Mesela sadece bir haftada 49 kaza, 3 ölü 14 yaralı olmuş! 17 yılda trafikte ölenler 677 kişiymiş!

Çevre kirliliği yaratmak da Kıbrıs Türk insanının kanında varmış!

Sahi, fuhuş konusunda da söz sahibi, olacak kadar ileri aşamadaymış!            Tümüne birden “altyapı” dedikleri yolları, kaldırımları, köprüleri, planlı yapılaşması, ışıklandırmaları falan da ya heymiş!

Okulları varmış ama öğretmenleri eksikmiş. Öğretmenleri tam olsa okutacak dershaneleri tamam olmazmış!

Nüfus sürekli artarmış ama hastaneleri hep ayni sayıda kalır hastalara hizmet sürekli teklermiş!

Depolarda binlerce kolilik ilaçlar kullanım süreleri geçtiği için yakılırlarmış!

Yirmiyi aşkın üniversitesi varmış ama mezun olan gençlerine sadece askerlik kapıları açıkmış!

İş aş aslanın ağzında dolayısıyla para da nanaymış!

“Denetimin” sadece resmi ve belirli yerlerde adı geçer fakat meali ile tatbiki hiç görülmezmiş!

Devlet vergi almayı beceremezmiş ama “dolaylı olanıyla” insanların ceplerini boşaltırmış!

Devlet dairelerinde torpilsiz iş yapılmaz, fakat yapanlarla yaptırtanlar takdir ve terfilerle ödüllendirilirlermiş!

Gençler hatta kelli felli insanlar konuşmaya y…la başlar d…la bitirirlermiş! Buna da Kıbrıs Türkçesi derlermiş ki dünyada eşi benzeri yokmuş!

Bütün gün birbirlerine ne kadar aç ve parasız olduklarını anlatanlar akşam oldu mu kolkola yemeye içmeye giderlermiş!

Yiyip içemeyenler bile Mersedes araba kullanır fakat sürekli benzinin pahasından şikâyet ederlermiş!

Ve Kurumları varmış kuru otlar gibi verimsiz! Kanunları varmış ama illegal olaylara yetmezmiş!

Mesela KIB-TEK bir yandan yolsuzluklarla çalkanır öte yandan 400 milyon vereceğine karşılık 1 milyar da alacağının hesabını yaparmış!

Devletin su işleri bekler bekler, tam da Ağustos’un en sıcak günlerde “bakım onarım” yapacağım diyerek tüm KKTC’nin suyunu keser, fakat üç gün sona erer ama çeşmelerden tıs sesi bile gelmezmiş!

Kendi insanı işsizlikten kırılırken Afrika’nın, Orta Asya’nın, Uzak Doğunun ne kadar işsizi varsa KKTC’ye doluşur kaçak çalıştırılırlarmış!

TC’liler de her gün bir iş yerinin bir toprağın bir tesisin bir otelin bir kumarhanenin sahibi olmaya devam ederlerken, bizimkiler de bu gelişimin yorumlarını yaparlarmış!

Her yıl zeytin enginar narenciye dalında, patates toprakta kalırmış!

Sütler ellerde kaldığı için tonlarcası ile yollara dökülürmüş ama devletin süt üretici ve imalatçısıyla kavgası hiç bitmezmiş!

Narenciye ülkesinde sıksanız iki damla su çıkarmayan limonların kilosu 25 TL’ye satılırmış!..                                                          (Lütfen unuttuklarımı siz tamamlayın. Sadece aşağıda bir lafım daha olacak:)

***

İŞTE tüm bu ahval ve şeraittir ki dünyayı kasıp kavuran koronavirüs, “olmaya ki KKTC’de mahvolurum” korkusundan Kuzeyi hep pas geçmiş! Eğer “kazanımımızsa” galiba son yıllarda en büyük kazancımız da virüsü bile korkutacak bu büyük başarımız olmuş!

 








Başa dön tuşu