Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Koronavirüs ( COVID-19 ) ve Beyin Damarları      

2019’un sonunda Çin’in Wuhan kentinde arka arkaya ortaya çıkan pnömoni ( zatürre ) tablolarına yeni bir koronavirüsün  yol açtığı belirlendi. Hastalık önce Çin’de,  sonra da dünya çapında yayılarak benzer tablolara sebep oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Şubat 2020’ de virüse şimdilerde alışık olduğumuz ‘COVID-19’ – coronavirus disease 2019 kısaltması – ismini verdi. Mart 2020’de de COVID-19, DSÖ tarafından ‘pandemi’ olarak ilan edildi. (Pandemi kıtalar –  dünya üzerinde geniş alana yayılan, insanların daha önce maruz kalmadığı , bulaşıcı ve tehlikeli hastalıkların salgınlarına verilen isimdir, tarihteki kara veba ve kolera salgınları  birer pandemidir.)

 

Bu yeni virüse karşı ilk zamanlar herşey belirsizken, bilim insanlarının her geçen gün virüs ve hastalık oluşturma yollarına yönelik buluşları ilerlemektedir.

 

COVID 19’un zatürre tablosuna yol açarak solunum sıkıntısı yarattığı yaygın olarak bilinmektedir.  Ayrıyeten bu hastalarda nörolojik komplikasyonlar dediğimiz,  hastalık seyrinde ortaya çıkan sinir sistemi etkilenimleri de nadir olmayıp, hastanede yatışı gereken hastaların yaklaşık yarısında görülmektedir. Bunlar başağrısı,  sersemlik hissi- başdönmesi, kas ağrısı- miyalji, bilinç durumunda değişiklik, koku ve tat duyusu kaybı, inme ve epilepsi nöbetidir. Nörolojik komplikasyonlar özellikle hastalığı ağır geçiren kişilerde görülmektedir. Halen , bu komplikasyonlardan bazıları için  COVID 19’a özgü mü gelişir,  yoksa zaten kritik hastalarda beklenebilecek bulgular mıdır netlik kazanmamıştır.

 

COVID 19’un pıhtılaşma yatkınlığı oluşturduğuna dair anlamlı miktarda veri vardır. Özellikle pnömoni tablosu ağır vakalarda hastalığın ilk haftalarından itibaren D-dimer düzeylerinin belirgin artışı da bunu desteklemektedir. Dünya geneline bakıldığında COVID 19 sebebi ile hastaneye yatışı yapılan hastaların yaklaşık %0,2 -3’ünde inme-felç görülebilmektedir. Özellikle hastalığı ağır geçirenlerde izlenmektedir. Genç bireylerde büyük damar tıkanıklığına bağlı inmelere bakıldığında, COVID 19 pozitif hastaların daha sık olduğunu gözlemleyen yayınlar da mevcuttur. Daha önce felç geçirmiş olan hastalarda da, eşlik eden diğer kronik hastalıklar ve genel durum da göz önüne alındığında tahmin edilebileceği üzerine, COVID 19’un daha ağır geçtiğini ve bu hastalarda yoğun bakım ihtiyacı- hastane içi ölümlerin daha sık olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

 

Bununla birlikte dünya genelinde ,  2020’nin ilk yarısında inme sebebi ile acil başvuruları önceki seneye göre azalmış görünmektedir. Bunun sebebi net olmamakla birlikte, hastaların virüs bulaşma korkusu ile hastaneye gelmek istememeleri, izolasyon sebebi ile yaşlı hastalardaki inmelerin yakınları tarafından erken farkedilmemesi gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir.

 

COVID 19 seyrinde inme, en sık beyni besleyen damarlarda tıkanma sonucu iskemik inme şeklinde  olmak üzere, toplardamar tıkanıklığı ya da kanama şeklinde de olabilmektedir. COVID 19’ un yarattığı kanda artan pıhtılaşma yatkınlığı , ciddi inflamasyon – yangı, alevlenme, anjiotensin ilişkili hormonal sistem bozukluğu, kalp işlev bozukluğu ve ciddi solunum sıkıntısının inme oluşumunda rol oynadığı düşünülmektedir. Virüsün damar duvarına direkt olarak zarar verdiğine dair delil yoktur.

 

İnme riskini arttıran geleneksel faktörler olan hipertansiyon , şeker hastalığı, yüksek kolesterol, atriyal fibrilasyon, obezite, hareketsizlik, sigara içimi gibi etkenlerin COVID 19’dan bağımsız inme riskini arttırdığı da bilinen bir gerçektir. Bu bağlamda,  pandeminin yaşandığı bu dönemde :

  • inme risk faktörlerini en aza indirecek yaşam tarzı değişiklikleri- obezite ve sigara gibi ,
  • Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve kalp hastalarının tedavilerinin düzenlenmesi,
  • Daha önce inme geçiren hastaların kullanılması önerilen tedavilerine düzenli devamı ,
  • COVID 19 bulaşma riskini azaltacak korunma yöntemlerinin- özellikle maske , el yıkama,  sosyal mesafe gibi- kişi tarafından en iyi şekilde uygulanması inmeden korunmada öncelik arz etmektedir.