Köşe Yazarları

Korona bağımlılığı







İtiraf etmem gerekir: Korona bağımlısı oldum.

“Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu” üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, insanlarda “korona korku sendromu” oluştuğunu belirterek bu tip bir virüsle başa çıkmanın korku ve panikle olmayacağını vurguladı.

Benim derdim korku falan değil, bağımlılık. Gündüzleri pek umurumda olmuyor. Ama akşamları TV’nin karşısına geçince beynim gıdıklanmaya (gıcıklanmaya) başlıyor. “Bugün koronanın dünyadaki durumu ne oldu?” sorusu gelip karşıma asılıyor. Ben de BBC ve CNN TV’lerinde bunun yanıtını bulmaya çalışıyorum. Çok şükür onlarda da koronadan başka haber yok.

İlk zamanlarda Boris Johnson ve Donald Trump’ın günlük saçma sapan açıklamalarını dinliyordum. Sonra Johnson koronaya yakalandı ve TV’den çekildi. Şimdi bakanlarını dinliyoruz. Onlar daha aklı başında şeyler söylüyor.

Trump açıklama yapmaya devam ediyor ama CNN onun açıklamalarını eskisi gibi naklen yayınlamıyor. Her durumdan bir övünme payı çıkarmayı beceren Trump’ın beğenilme ve desteklenme oranı yükseliyor. Gallup’un son yaptığı kamu oyu yoklamasında Amerikalıların %49’unun Trump’ı desteklediği ortaya çıktı. Saçmaladıkça beğenilme oranının yükseldiğini gören muhalif TV’ler korona konusundaki naklen yayınları durdurdu.

CNN şimdilerde New York valisi Andrew Comuo’nun günlük açıklamalarını naklen veriyor. O da küçük kardeşi Chris gibi TV yıldızı oldu. (Sahi Chris koronaya yakalandığı için bu günlerde karantinadadır. Evinin bodrumundan çıkmıyormuş.)

Trump, Adam Smith’in “Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler” düsturuna yürekten bağlıdır. Devletin iş insanlarına ne yapacakları konusunda emirler vermesini içine sindiremiyor. Bu nedenle “savaş hali” ilân etmiş olmasına rağmen onu uygulamakta tereddüt ediyor. Millete tavsiyelerde bulunuyor. Ama tavsiyeleri kimse takmıyor.

Vali Cuomo kan bağır yakınıyor: “20 sentlik maskeler 6-7 Dolar’a satılıyor. Biz onu dahi bulamıyoruz. Çin’den gelenlere de Federal hükümet el koyuyor. Duyuru yapıyorum: Kimin elinde önlük, eldiven veya maske yapacak malzeme varsa bize gelsin anlaşma yapalım. Bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için aletlerinde dönüştürme gerekiyorsa masrafları biz üstleneceğiz. Ürettikleri malzemelerin hepsini satın alacağız. Dönüp ben kendilerine bonus da vereceğim.” New York valisi hastanelerinde çalışan pesonele koruyucu ekipman bulamıyor ve fabrika sahiplerine bonus yani rüşvet öneriyor.

Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan Amerika’nın hali, yürekler acısı. Son iki hafta içinde işsizlik sigortasına baş vuranların sayısı 10 milyonu aştı. Dünyada en çok korona virüsü vak’asına sahip ülke durumunda. Ölü sayısı katlanarak büyüyor.

Bir üniversitenin yaptığı hesaplamalara bakılırsa korona virüsünden Amerikada 84 bin can kaybı olma ihtimali var. Bill & Melinda Gates Vakfı’na göre bu sayı 93 bin olabilir. Boğuk sesiyle Trump’ın Bilim Kurulu Başkanı Dr. Anthony Fauci hafta arasında şöyle diyordu: “Ölü sayısını 100 binin altında tutarsak başarılı olacağız. 100 – 200 bin arasında tutabilirsek bir o kadar hayat kurtarmış olacağız demektir.” Yani şunu ima ediyor: Ölü sayısı 400 bin de olabilir.

Övünmek gibi olmasın ama bir ay kadar önce korona Amerika’da görülünce şunları yazmıştım: “Trump’ın lâf kıtlığında asma budadığına bakmayın. Yok, Amerikalılar dünyada en dayanıklı, en cesur, en yetenekli insanlarmış. Bu nedenle korona virüsünü hafif atlatacaklarmış. Bir yere not edin: Amerika bu felâketi, Çinden de İtalya’dan da daha ağır geçirecektir. Amerika’da dünyanın en iyi hastaneleri bulunur ama dünyanın en kötü sağlık sigortalarından birine sahiptir.” Sigortasız hastalar, bazı hastanelerde kapıdan kovuluyor ve ölüme terk ediliyormuş.

Lâf aramızda, Türkiye’deki gidişat da hiç hoşuma gitmiyor. Sokağa çıkma yasağı ilân edilmezse Türkiye, Amerika’yı bilmem ama İtalya ve İspanya’yı geride bırakabilir. Bir ülke, her şeyi bildiğini sanan biri tarafından yönetiliyorsa sonuç çoğunlukla felâket olur.

Bizimkiler fena gitmiyor. Lapta’daki ve Karpaz’daki bulaşı kontrol altına alabilirlerse başarılı sayılacaklardır. Rum tarafında işler kontroldan çıkıyor gibi. Baf ve Aradip’te herkesin test edilmesine başlandı. Bu da tehlike büyüktür demektir. Onlarda yaygınlaşırsa muhakkak bize de sıçrayacak. Kapıların kapalı olması yardım eder ama tehlikeyi tamamen önleyemez.

Haftanın sorusu

Haftanın sorusu dolaylı olarak korona ile ilgilidir ama aslında gazeteciliği ilgilendirir. Önce ilkeyi hatırlatalım: Bir gazeteci, harhangi birinden tırnak işaretleri arasında alıntı yapıyorsa, o kişinin ağzından çıktığı gibi aktarmalı. İki istisnası var. Biri dil hatası varsa onu düzeltmeli. Ötekisi de alıntıda sövgü kelimeleri varsa onları metinden çıkarma hakkına sahiptir.

Şimdi de alıntıya geçelim. Amacım herhangi birini rencide etmek olmadığı için isimleri çıkardım: Konu hakkında sosyal medya hesabından açıklama yapan Doktor X X, ‘Fernando Muslera ve eşi Patricia Muslera, X hastanesine virüsten korunmayı sağlayacak ekipman desteğinde bulundu. Bu unutulmaz destekleri için tüm çalışanlarımız adına kendisine teşekkür ederiz’ ifadelerini kullandı.”

Doktor sizce kime teşekkür etti? “Kendilerine” demediğine göre bir kişiye  teşekkür etmiştir. Bazıları “Parayı kazanan Fernando olduğuna göre ona teşekkür etmiştir” diyebilir. Bazıları da “Kadınlar daha rikkatli oldukları için yardım etmek için kocasını üstelemiş olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle Patricia’ya teşekkür etmiştir” diyebilir.

Size göre kime teşekkür etmiştir? Gazeteci kesinlikle teşekkürü hak etmemiştir.

 

 








Başa dön tuşu