Böyle zamanlardı hatta böyle günler bir günde birkaç mevsim, güneş, bulut ve yağmur.
Böyle bir gündü arife ki herkes bayrama hazırdı artık.
Sadece herkes değil, sokaklar, caddeler, sinemalar, parklar, bahçeler ve pastaneler de hazırdı bayrama.
Meyhaneler de, gece vardiyası tutan çorbacılar da…
…
Bunları yazıyoruz ama bir türkünün sözleri var aklımızda:
Gök gri
Bulut yalancı
Kandırıp düşürse derde
Bil ki güneş var güzelim
Her zaman olduğu bu yerde
…
Köyler kasabalar da hazırdı bayrama köy otobüslerinin motorları dinlenmiş şafak vaktini beklemekte.
Böyle günlerde eski Lefkoşa’da çarşı pazar kalabalık son alış verişler yapılmakta.
Çocuklara yeni urbaları çoktan alınmış, yeni potinleri demir karyolaların ayakucuna asılmış, her şey tamam.
Camilerde temizlik çalışmaları çoktan bitmiş, minareler, şerefeler ve kıbleler şafak vakti bayram namazına akın edecek ahaliyi beklemekte.
Sokaklarda ve her yerde bayram heyecanı.
Eski kent Lefkoşa’da Çocuk Bahçesinden önce Musalla tabyasında kurulan bayram yerinde yer alacak esnaf sessiz sedasız yerlerini almış; şans arabalarını geceleyin fanuslar aydınlatmakta…
…
Bunları yazıyoruz ama bir türkünün sözleri girmek istiyor araya:
Korkma bağır
Olmadı hızırı çağır
Hızır senin kalbindedir
Sen hızırsın be güzelim
…
Bulutlar tez dağılır güneş açardı yeniden nasıl olsa mevsim yaz girişidir haziranda havalar pek kararsız lakin geceler serin.
Nasıl bir heyecandı ki her kapıda yaşanırdı, yetmez, köylerden, kasabalardan şehere kadar uzanırdı.
Çocukların yüreği serçe kanatları gibi çırpardı sabaha dek uyku girmezdi gözlerine; gözlerinden damla damla sevinç akardı.
Evlerde her şey tamam.
Bayram temizliği çoktan bitmiş günün son deminde tatlı bir telaş…
…
O türkünün sözlerine devam edelim:
Dur da suya bak istersen
İstersen kör aynalara
Sende hızır var güzelim
Vur kendini mor dağlara
…
Türkü gibi geçerdi bayramlar, şiir gibi, müzik gibi, yani diyeceğim bir zamanlar öyleydi, telaşı bile güzeldi.
Ki neydi memleket aslında ekmek, lambasuyu, cigara ve birçok şey karneye bağlıydı, ya da arabalarla tayin dağıtılırdı her eve, evet öyle zamanlardı,
Fakat doğrusu budur, klasik olacak ama bir başkaydı o eski bayramlar…
…
Demir parmaklıkların ardında tutsak bir cumhurbaşkanının yazmış olduğu “Korkma Bağır” adlı türkünün sözleri ile bitirelim:
Korkma bağır
Olmadı hızırı çağır
Hızır senin kalbindedir
Sen hızırsın be güzelim
































