Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KOMPLO TEORİSİ. (BU KEZ YAPIMICISI İNGİLTERE Mİ?)

Ortadoğu’yu ateşler sarmadan, Türkiye’deki Kürt hareketine ellemeden, Suriye’de olanları izlemeden, Rusya’nın nasıl Akdenizin en sıcak karnı olan bölgesine indiğini ibretle görmeden, falan, “komplo teorilerine” çok da inanmıyordum. Hatta her taşı kaldırıp altında Amerika’yı arama işgüzarlığına hep hayret ediyordum. Ne var ki önce Türkiye’deki Fethullah Gülen’li “paralel yapı” ile uyandıktan ve son dönemlerde bizi saran Ortadoğu ateşinin yalazlarının sıcaklığını bedenimizde hissettikten sonra inanıyorum ki “dünyada olup bitenlerin arkasındaki asıl etken işte dudak büktüğüm o  Komplo teorilerinden” kaynaklı siyasi ve ekonomik tezgâhlardır!
MESELA. Hiç aklınıza gelir miydi? Kuzey’deki bazı mülk sahibi 7  Rum Güney’deki bir mahkemede 100 milyon liralık dava açacak. Bu davayı kazandıktan sonra, “bir AB ülkesi mahkemesinin aldığı kararı bir başka AB ülkesi de uygulama hakkına sahiptir” mevzuatına dayandırarak İngiltere’deki bir yerel mahkemede Türk diplomatların hesaplarının bloke edilmesi kararını çıkartacak. Ve gerçekten de bu “İngiliz mahkemesi “ihtiyadi tedbir” olarak  Türk diplomatların bankadaki hesaplarının dondurulmasına karar verecek!..   Tabi Türkiye gerekli girişimleri başlattı, böyle bir saçmalık kalıcı olmaz! Ancak  kafanıza üşüşen soruları da bertaraf edemezsiz. Mesela:
  Bir: Müzakereler devam ederken “şeytanın aklına” gelmeyen böylesi bir “hukuk atraksiyonu” kimin nasıl aklına geldi? İngilizin bir yerel mahkemesi aslında Uluslararası skandal olacak böyle bir kararı nasıl aldı? diplomatik dokunulmazlıkları çiğneyerek Türk diplomatlarının bankadaki yatırımlarını nasıl bloke edip dondurdu? 
İki:  Zaten müzakere masasında tartışılan ve nihai çözümde şu veya bu şekilde  sonuçlanacak  mülk sorunu gibi önemli ve şaibeli bir konuyu, bundan sonra Türkiye aleyhine “içtihat” sayılacak bir kararı İngiltere’deki bir yerel mahkeme  nasıl alabildi? 
Üç: Bundan sonra mülk sorunu ile ilgili  Güney’deki Rum mahkemelerinde alınacak  kararlar  AB’nin çeşitli ülkelerindeki mahkemelere taşındıkta, ikili müzakereler olumsuz etkilenmeyecek midir?
Dört: Yoksa Türkiye’nin  gıyabında alınan bu saçma kararla müzakerelerin olumsuz etkilenmesi mi hedeflenmektedir? 
İŞTE KOMPLO TEORİSİ. Düşünün! Müzakerelerin başarısızlığı adadaki İngiltere’ye ve öteki güçlere  ne kazandıracaktır?   Mesela:
Ağrotur’daki üssünün kalıcılığını mı?
Türkiye’nin garantörlüğünün devamının sağlanmasını mı?
Nihai bir çözümde adada “Rum ağırlıklı bir federal sistemin” bölgede ve Türkiye eksenli stratejik konumunda   yaratacağı siyasi zafiyetin önlenmesini mi!
Mevcut sorunları kaşıyıp kanatarak nihai çözümde tüm adayı Rum’a yedirtmemek mi?
Dolayısıyle İntgiltere şu anda adada bir çözüm aşamasına gelinmesini stratejik yönden “bölge gerçekleri” ile bağdaştıramamakta mıdır?  Kimbilir! Sonuçta “komplo teorisinden” söz ediyoruz!             

   **********     

  DEVLETE İNANMAYANLAR: (DEVLET ÜZERİNDEN OYNUYORLAR!)
Geçen hafta kendini “polit büro” yerine koyan CTP Parti Meclisi ile Başkanı Talat’ın hem “Devletin “başı” olan Cumhurbaşkanı’nı hem de Hükümetle Meclisi “devre dışı” bıraktığının ibretlik “siyasi serüvenini” izledik. Hemen ardından da   Ombudsman  ile TC Büyükelçiliğinin ayrı ayrı, fakat sonuçta “devletin tepesinde” patlayan bombalarına tanık olduk!
Ancak tüm bu olaylar, “hukukun üstünlüğü”  ve “kuvvetler ayrılığı” gözetilerek değil, “yetkili devlet ricali ile parti başkanlarının hükmü karakuşi davranışlarından kaynaklandı! Bu nedenle “hükümeti by pass ederek “popülist”  yaklaşımlarda  ortalara serilen kararlar devletin itibarını yerle yeksan ederken, geçen hafta sonu perde indiğinde geriye sadece “viran harap bir KKTC” kaldıydı!
DEVLETİMİZİ SEVERİZ! “Var mı sevmeyen” demeyiniz! Biliyoruz ki başından beridir Kuzey Kıbrıs Türk Devletini sindiremeyen, çokluk bunun da nedenini açıklayamayan fakat Güney ile oluşturulacak  “bir federal devleti” öne çıkarıp, “işte adada hakçasına esas devlet düzeni o zaman oluşacaktır” iddiasına kazık çakan bir zümre vardır. Bu haftaya onların  yarattığı fasaryanın dalgalarında fakat arkamızda bir enkaz bırakarak  intikal ettik.
Düşünün CTP’nin Parti Meclisi hükümeti yönetecek kararlar alıyor, almaya devam edeceğim diyor, bu kararlarının içine TC’den akan su sorununu da koyuyor…
Düşünün TC Büyükelçiliği Yönetim tartışması nedeniyle hâlâ TC’den boşuna akan su karşısında duyarsız kalamıyor, açıklama yapıyor ve bu konuda muhatabımız  “parti meclisi” değil, “hükümettir” demek gereğini duyuyor zaten hukukun üstünlüğü de bunu söylüyor.
Ve düşünün ne oluyor? “TC Büyükelçiliği CTP Parti Meclisi tarafından, “sen bize karışamazsın” laflarında, “kararları sen değil biz veririz” uyarılarında hizaya sokulmak isteniyor!

Düşünün: Ombudsman hükümetin ilgili bakanlarını dikkate almadan “halkımı aydınlatırım” diyor. Sonra da Ercan gibi şaibeli bir konuyu çiğnesinler diye sakız gibi halkın önüne atıyor!    Ötesi zaten tufan!
NE OLUYORUZ: Bir süredir devletin üst kademelerinde tatsız olaylar gelişiyor. Odağa da Türkiye konuyor. O kadar sistematik ve uygun konuyor ki “halkın olumsuz tepki göstermemesi mümkün değil!” Çünkü estirilen havalar şöyle:
Mesela 13. Maaşlar mı verilemedi? Suçlu Türkiye çünkü KKTC Hükümeti Suyun yönetimini TC’ye bırakmadı, emirlerini uygulamadı!
Mesela: Su krize mi dönüştü. Suçlu Türkiye çünkü ille de kendi istediği gibi yönetmek istiyor KKTC devletini hiçe sayıyor!
Mesela: Mali ve Ekonomik protokoller mi uygulanmadı. Suçlu Türkiye çünkü KKTC ve şartlarını hiç dikkate almadan dayatmacı bir siyasetle “özelleştirmeler” istiyor!
Mesela: TC büyükelçiliği sonuçta TC’ye yönelik suçlamalara açıklama mı getirdi? Büyük yanlış yaptı üstelik KKTC’nin siyasi iradesine tecavüz etti!
PEKALA NEDEN TÜRKİYE? Son zamanlarda niçin her vesile ile “Kıbrıs Türk halkının ne kadar bağımsızlık ve özgürlük düşkünü olduğu gibilerinden  bir iddia yeşertilirken, Türkiye bu egemenlik ve özgürlük hakkını gasp etmekle suçlanıyor!  Neden?
Bir komplo teorisi daha üretelim mi? Yoksa “Türkiyesizleştirilecek Kıbrıs’ta yerine konacak Güney’deki Rum’a şimdiden  zemin mi hazırlanıyor!”