Poli

Komedyen


Constantinos-Hadjichristofi
Constantinos-Hadjichristofi

Kabul etmeliyim ki komedyenlere karşı bir zaafiyetim var. Onlar ortaçağ salon soytarılarının torunlarıdır kanımca…

Deli maskesinin arkasından krala meydan okuyabilecek tek kişidir soytarı. Imparator Nero’nun, Roma’daki mimi yasaklama sebebidir; Ingmar Bergman’ın Yedinci Mühür adlı filminde soytarı  rolündeki aktörün ölüm karşısında “bana bir kıyak geçmeyecekmisin?” diyerek ölüme yalvarmasıdır…

Thanasis Veggos, nesilleri eğlendiren ve ilham veren bir komedyendi. Kariyeri Yunanistan’ın acı yıllarında, içsavaştan başlayarak, 50’lı yılların devlet terörizmiyle devam etti ve akabine askeri cuntanın 7 yılı ve 80’lerin sosyalistlerinin yolsuzluğu ile tamamlandı.

Ailemle birlikte filmlerini hiç kaçırmadığımızdan Veggos’u ilk hayat koçum olarak nitelendirebilirim. Benim için insanlığın sıradan günlük kötülük karşısında boyun eğmeyişinin sembolüdür.  En ünlü repliği “Καλέ µου άνθρωπε” yani “benim güzel /iyi adamım” dı.
Charlie Chaplin gibi onun da markası ya tehlikeden kaçmak üzere koşan ya da başkalarına yardım etmek için koşan hali idi. Tehlike; nazi işbirlikçileri, yünan militar cuntası, ya da modern hayatın sarsıntıları veya en basit haliyle insan bencilliği olarak karşımıza çıkabilmekteydi.

Vengos’un , adı ile tatlıyı birleştirerek sizi gülerken bile içinizde bir hüzün bırakma konusunda yeteneği vardı. Böyle bir sahnede onu, Atina’da nazi işgali sırasında bir sokak kedisini, bir ümitle belki akşam yemeği olursa diye, oyuncu ve sevimli bir ses ile yanına çağırırken görebilirdiniz. Bu sahne 55 yaş üzeri yünanca konuşan insanların içine işlemiştir.  Çaresizlik ve umutsuzuk, umutla birlikte hareket eder. Tahminlere göre 1942 kışında Atina`da Nazilerin yiyecek ithaline izin vermemesiden dolayi 250000 kişinin öldüğü söylenmekte. Vengos’un kendisi de ünlü Makronissos adasında sivil savaş sonrası politik mahpus olarak yaşamıştır.

Vengos Güncel olaylarla ilgili politik yorumlar yapmaktan da asla kaçınmadı. 1980 lerin grev zamanlarında, bir başka filmde kanalizasyonu boşaltan bir araç söförü rolunu oynamıştır. Boşaltma alanını kapalı bulunca, önceden kanalizasyonu boşaltmak için gittiği mahallelerden birine geri döner, ‘ tekrar mı boşaltmaya geldiniz’ diyen gergin sorulara karşılık “bugün çekme yapmıyoruz sadece yatırım var” diye cevap verir. Bazan Kıbrıs sorunu ile ilgili gelişmeleri gazetelerde okuyunca Vengos’un bu yorumunu hissediyorum.

EN sevdiğim filmlerinden birinde Vengos bir seyyar satış arabasının şöförü olarak karşımıza çıkıyor. Vengos un bilmediği ise aracın sahibinin gizli polis tarafından durdurulup tutuklandığı. Vengos kasetçalarda askeri cunta tarafından yasaklanan Mikis Theodorakis’in kasetini bulunca çok heyecanlanıyor. Kendisini kimsenin duymaması için tüm camları sıkı sıkı kapattıktan sonra canı gönülden bağıra bağıra şarkılara eşlik ederek yola devam ediyor. Farkında olmadığı şey ise, seyyar satıcıların sattıkları ürünleri pazarlamak ve köy köy gezerken geldiklerinin reklamını yapmak için kullandıkları hoparlörlerin açık olduğu.. BU şekilde Theodorakis şarkıları ile bir sonraki köyde cunta yanlısı bir kutlamanın olduğu, her tarafın yünan bayrakları ile donandığı ateşli konuşmalarla yankılanan köy meydanına giriyor.  Diktatörlükler her zaman bayrakları ve ateşli konuşmaları sevmiştir. Arabasından inip kendisine dehşetle bakan insanlar arasına doğru yürürken karşısında kendini bekleyen eli coplu polisleri görünce Vengos’un birkaç saniyelik duraksaması ile müziği farketmesi ve kapatmak için eli ayağına karışarak arabaya doğru koşarak gitme çabaları görülmeye değer. (Youtube da “Vengos Theodorakis yasaklı şarkılar –banned songs-“ şeklinde arayabilirsiniz)

Vengos 84 yaşına kadar yaşadı ve bize sonuna kadar öğretmeye devam etti. Bir röportajında  kendisine hayattaki en önemli şeyin ne olduğu sorulunca şu şekilde yanıtladı: “ sonunda herşeyin tamamlandığı noktada size çorba verecek ve sarılacak bir eldir, sonra gözlerinizi kapayacaksınız.” Basit ve gerekli olanlara geri dönüş.. bu noktada onunla aynı fikirde olan bir baika Yünan daha var; Plato kitabı “Devlet”’te ideal bir devletin kendine yeterli ve aşırılıktan uzak olması gereltiğini ortaya koymakta. Bu yaklaşımı takip edenlerin sayısı artarsa bu dönüşüm için iyi bir başlangış olabilir.

 

 

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı