Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Koltuktaki Adam

Bugün konumuz siyasetin nankör koltuğu değil, bizimkisi futbolun nankör koltuğu. Evrenin en önemli futbol direktörü Sir. Alex Ferguson (Fergie), United yıllarında ilk 6 yıl boyunca ha’bire sallanan beyaz mendilli bi’protesto yedi. E başarı gelmeyince Manchester çocuğu beyaz mendil sallar ya, e kupa olmayınca neydi olacağı! Geçen akşam da selefi David Moyes’e çaktılar beyaz mendili. 26 yıllık teknik patron Fergie; “Manchester United’da göreve başladığım ilk günleri hiç unutmadım. Başkan Martin Edwards kulübe yol gösteren ilkeyi açıklamıştı: United’taki en önemli kişi menajerdir. Her şey menajere göre ayarlanır. Benim dönemimde yönetim kurulu, bir futbol kulübünün nasıl yönetilmesi gerektiği noktasında menajerin yetkilerini bir kez bile aşmadı” demişti bi’açıklamasında. Diğer bi’Arsenal efsanesi Arsene Wenger de; “Gelecekte menajerin kontrolü tamamen kaybetme gibi bir durumun söz konusu olacağını düşünmüyorum çünkü bir menajerin kalitesini kontrol kabiliyeti belirler. Menajerin Arsenal’de güçlü bir rehber olduğuna inanıyorum. Aksinde bir kulübün önemli kişisi menajeri değilse, işler kötü gitti gittiğinde neden ilk o gönderiliyor? Üstelik de timsah gözyaşlarıyla!” diye menajerin önemi konusunda bi açıklama çaktı geçtiğimiz günlerde. E ülkemizde durum ne? Bildik Türkiye veya Asya Modeli; Başkanlar teknik direktör olmuş, teknik direktörler de yardımcı antrenör olmuş. Parayı veren düdüğü çalsın ama birçok düdük çalıcı bu’işi beceremiyor mâlum. Neymiş? Teknik direktörü futboldan anlamazmış! Üstelik de bu söylemler teknik heyetin huzurunda yapılıyor. E hâl böyle olunca da futbolcular ve diğer personel de ilgili teknik adama Yalova Kaymakamı vaziyetleri buyuruyorlar. E teknik direktörlerde hiç mi hata yok? Hiç mi günah yok? Geçmiş dönemlerdeki büyüklerimiz sigara paketi üzerinden hiç mi maç kadrosu almadılar, hiç mi kucakta gezmediler, hiç mi meslek arkadaşlarıyla ilgili abuk ve de sabuk dedikodu yapmadılar. Yazıklar olsun ki birçoğu bunlardan en az birini yaptı. Başkanlar ve de yönetimler için galibiyet önemli mi? E dibine kadar. Diğer bi’milli menajer Roy Hodgson; “Kazanan bir futbol takımı yaratmak zorundayız. Sizi bu takımı oluşturup oynatma üzerine görevlendirilen uzmansınız. Bu durum futboldaki kadar hiçbir yerde önemli olamaz. İllâ ki kazanmak zorundasınız. Bir futbol kulübünde her hafta sahaya çıkıp kazanmaktan veya kaybetmekten daha önemlisi ne var?” diye sormuştu gazetecilere. İşte, bu çerçevedeki endüstriyel futbol ilahları, yine bu çerçevedeki futbolcu göçmen kuşlar, taraftarlar, hakemler ve de medya cenderesi içerisinde tükenen yıldızlar var bildik. Sonuçta insanız ve de hata yapma hakkımız var. E bedel? Herkes hata yapacak ama teknik adam yanacak merkezli bi’zihniyet milyon euroluk kulüpler için de geçerli. E işin içerisine “menajer” adı verilen futbplcu temsilcileri de girince futbolda mertlik tamamen bozuldu. Tam tersi durumlar da var. Menajerler artık kulüplere futbolcu pazarlarken önce teknik direktörü(!) görüyor. Arkasından futbol şube sorumlusu ve de genellikle onun yönetimdeki ağır ağabeyini de görüyor nakit cinsinden. Sonuç itibariyle sirk’e çevrilen yıldızlar topluluğu ve de fıstık attıkça oynayan maymunlar gibi futbolcu arkadaşlar da çim zeminde boy gösteriyorlar. Teknik adamlar mı? E birçoğunun dümeni başkasının elinde. Hatta ve de hatta Karagöz ve Hacivat’ı arkadan yönlendiren ipler var ya, işte bizim adamların bir kısmı da o cinsten. Koltuktaki adam mı, yoksa koltuk mu mühim olan? Kuvvetle ihtimâl koltuk…