Köşe Yazarları

Klerides’in evi ve tarihe saygı…

Eski Kıbrıs Rum lider Glafos Klerides’in evi güney Kıbrıs’ta olay oldu.

2013’de 94 yaşında ölen Klerides’in babası, eski bir politikacı olan Ioannis Klerides tarafından 1945’de yapılan bina, Lefkoşa’da kendi adını taşıyan caddede yer alıyormuş…

Klerides cumhurbaşkanı olduğunda, saraya taşınmayı reddetmiş, o evde kalmayı tercih etmiş.

Kızı Kety Klerides ise, evin bakımını sürdüremeyeceği için satmış.

Ev şimdi yıkılıyormuş ve bir kadın doğum kliniğine park yeri olacakmış.

Olay tam da burada başlıyor…

Sosyal medyada DİSİ yanlıları partilerini topa tutuyor.

Ortak tepki, evin müze yapılmamasına…

Klerides Müzesi

Kimisi “Katy evi partiye bağışlayamaz mıydı?” derken, kimi de partinin yetkililerini ve parti üyesi milyonerleri suçluyor, neden evi satın almadılar diye.

Hatta eski bir DİSİ milletvekili, AKEL’i, kurucu başkanı Ezekias Papayuannu’nun evini müze yapmasından dolayı kutluyor, DİSİ’nin kurucusunun evinin de satılıp otopark yapıldığını belirterek “ayıplar olsun bize” diyor.

Hükümetin büyük ortağı DİSİ’nin sözcüsü de diyor ki, “ev özel bir mülk, karışmak mümkün değil, ne isterlerse yaparlar, kaldı ki, yıkılmak üzereydi”…

Tabii bu arada, Klerides’in tüm koleksiyonları ve özel eşyaları, kendisine verilen hediyeler, adına açılan dev gibi bir müzede sergileniyor.

Ve önemli…

Sadece vefa değil, toplumun hafızası da, kendi tarihine saygısı da…

Bu tür değerleri korumadığınız sürece, köklü bir yeriniz olmaz. Varlığınıza geçici gözüyle bakılmasından kurtulamazsınız.

Düşünün Dr. Fazıl Küçük hayatını kaybettikten tam 32 yıl sonra, müzesi Meclis Başkanı Sibel Siber’in ısrarlı çabalarıyla hayata geçebildi.

Ya Rauf Denktaş…

Yakın tarihimizin, kaderimizi belirleyen tüm olayların tanığı, sırasında belirleyicisi Denktaş’ın adını kendine reklam olarak kullanan çok da, 6 yıldır bir anıt mezarı bile yok.

Ya arşivleri…

Ya koleksiyonları…

Kitapları?

Kimin elinde, ne yapılıyor..?

6 yıldır neden hala bir yerlerde sergilenemiyor?

Üniversitelerle birlikte bu işe neden hız verilmez?

Bunun Denktaş yanlısı ya da karşıtı olmakla alakası olamaz. O bir simge ve bir tarih.

Hepsinden geçtim, Kıbrıs Türk kültürünün simgelerini bir araya toplayan bir etnografya müzemiz dahi yok…

Müzecilik, anıya saygı, tarihi koruma bir çağdaşlık meselesi…

O bizde eksik…

Ne acı…

Acaba diyorum bazen, biz de mi kendimize inanmıyoruz..?

Tarihimizi red mi ediyoruz?

Ondan mı bu boşvermişlik..?

YERİN KULAĞI VAR

AKANSOY’DAN CEVAP VAR:  

Dün bu köşede, CTP eski milletvekili Birikim Özgür’den, CTP milletvekili Asım Akansoy’a, ‘hükümeti düşürmek istiyorsunuz’ suçlaması geldi” diye yazmıştım. Akansoy bu iddiaya bir mesajla yanıt verdi. Akansoy’un gönderdiği mesaj şöyle, “Bu hükümetin devam etmesi gerektiğini en çok savunan kişiyim. Başbakan ile de aramızda en küçük bir sıkıntı yok. Sağın solun çocukça laflarına itibar etmeyiniz lütfen”…

 

NEYİ BEKLİYORSUNUZ:

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, dövizdeki artışı fırsat bilip fahiş fiyat uygulayarak vurgun yapmaya çalışanlara karşı yasaların hapislik dahil cezalar öngördüğünü belirterek, bu yetkiyi kullanmak için kimseden çekinmediklerini söyledi. Tamam işte madem yetkiniz var, bunları bize söyleyeceğinize gereği neyse yapın o zaman… Baksanıza adamlar hala pervasızca devam ediyor.

 

KRİZDE BOĞULMADAN:

Eski siyasilerin açıklamalarına bakıyorum, çoğunlukla dile getirilen, kriz döneminin sorunlarına kısa vadeli çözüm bulmaya uğraşılırken, uzun vadeli planlamalar ve köklü değişimlerin bir kenara bırakılmaması gerektiği… Hükümetin işi zor, biliyoruz. Ancak krizde boğulup, asıl yapılması gereken yapısal düzenlemeleri ileriye bırakırlarsa, hem KKTC, hem kendileri kaybedecek. Eski düzenin devamını isteyenlerin fırsat beklediklerini unutmamak lazım.

 

BİR KARAR VERİN:

Tuhaf bir toplum olduk vesselam. En çok ülkede yeterli denetimin yapılmadığından şikayet eder dururuz ama, hükümetin denetim yapacağını açıklaması kararına da dudak büküp dalga geçmekten geri kalmayız. Yapsa vay, yapmasa yine vay. Her yapılana bir kulp bulmakta üstümüze yok vallahi…

 

AĞLAMA DUVARI:

Bu bayram sosyal medya “fukara edebiyatı” ile doldu taştı. Fakirleştik orası kesin. Evlere giren para pul oldu. Ama akşamları meyhanelerin önünden bir geçin, oturacak yer bulamazsınız. Sorsanız bir çoğu kederden içtiğini, başka türlü hayatın çekilmediğini söyleyecek. İşi siyasete dökme kolaycılığı öyle bir sırıtıyor ki… Hele de bunu tatil fotoğraflarıyla birlikte paylaşanlar…

 

7 AYDA 12 BİN BAŞVURU:

Barış Ruh ve Sinir Hastahanesi’ne bu yılın ilk yedi ayında 12 bin kişi başvurmuş. Bilmediğimiz ülke nüfusunu düşündüğümüzde korkunç bir rakam. Hastalar, yorgunluk, bitkinlik, tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme gibi şikâyetlerde bulunuyorlar. Bir tarafta kavurucu sıcaklar, diğer tarafta önlenemeyen döviz artışı. Normal bir ülkede, sadece bu ikisi bile delirmek için yeterli sebep olurdu.

 

GEREKÇELERİ HEP AYNİ:

İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Karen Pierce, “Esad kimyasal saldırı yapabilir” uyarsında bulunmuş. Dikkat edin özellikle ABD ve yandaşları, Ortadoğu’da gözlerine kestirdikleri ülkelere müdahale etmek için hep aynı “kimyasal saldırı” bahanesini uyduruyorlar. Son olarak Irak’a yapılan ABD müdahalesinde de Saddam’ın kimyasal silah kullandığı bahanesine sığınmışlardı. Ardından öyle bir tehlikenin olmadığı görülmüş ama, iş işten çoktan geçmişti. Bu defa da Suriye’de devam eden savaş yetişmemiş, yeni planlar devreye konacak galiba.

 

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün (Havadis Gazetesi): “Başbakanın marketleri dolaşması ve fiyatlarla ilgili bizzat gözlem yapması çok iyi oldu. Yaptığı gözlemlerde fahiş fiyat uygulayanları tespit etmesi de isabetli oldu. Vatandaş açısından en hayırlısı da şu oldu: Başbakan ‘fırsatçılara asla göz yummayacağız’ diyor. Evet, vatandaşın Başbakandan tam olarak da beklediği budur. Fırsatçılara asla göz yummasın ve daha fazla para kazanma hırsı olan fırsatçılar karşısında vatandaşı ezdirmesin. Bence doğru yoldadır, inşallah yolun sonuna varır”…

DİPTEKİLER

Sisteme Güven: Başbakan, kazıkçıları bitirmeyi kafasına koydu. Son olarak da raf fiyatıyla, kasa fiyatı farklı olan mallara dikkat çekti ve tüketicilerin ALO 171 tüketici hattına şikayet yapmalarını istedi. Fakat bakıyorum insanlarımız şikayetlerini sosyal medyada yayınlamayı tercih ediyorlar. Bunun nedeni de ALO hatlarıyla yaşanan kötü tecrübelerden. Özellikle ALO 123 çevre hattıyla ilgili herkesin bir tatsız tecrübesi varken, şikayetlerin takip edileceğine güvenemiyor insan. Yine de bugünlerde 171’i denemek gerek. Hem belki güveni yeniden kazanırlar…

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı