Ülkemizde son 2 yılda 5 kez hükümet değişikliği olmuştur. Bu değişikliklerde Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı da 5 kez değişti. Gerek hükümetin ekonomi ve maliye politikaları gerekse Maliye ve Ekonomi Bakanlarının verdikleri demeçlerden görülmüştür ki geçmiş yıllardaki ekonomi politikalarından herhangi bir değişiklik yok ve olmayacakta.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Pazar yerindeki açıklamasını manidar buldum. ‘fiyatlar makul’ ‘birçok aile lüks içinde yaşıyor.’ Açıklamaları sanki toplumla iç içe değil ve/veya başka bir ülkeden bahsediyor. K.K.T.C.’deki gelir dağılımının farkında değilmiş gibi açıklamalar yapıyor. ‘Beş on aile lüks içinde yaşıyor.’ ’Birçok aile ile değil.’ İstatistiki rakamlar bunu söyler. Gelir dağılımı bozukluğunu ölçen Gini katsayısı çalışmaları da bunu söyler.
Belirtilmeyen ve/veya hiç söz konusu yapılmayan ve son beş yılda bozulan ve git gide daha da kötüleşen gelir dağılımı bozukluğunun nasıl giderileceği açıklamaları da yer almadığı gibi sanki gelir dağılımı adaletliymiş gibi gösteriliyor.
Ülkemizde en son 2008 yılında hane halkı bütçe çalışmaları yapılmıştır. İlgili yıldan sonra herhangi bir çalışma İstatistik bölümü tarafından yapılmamıştır. Bu ülkemizde büyük bir eksiklik olurken KKTC’de ki gelir dağılımının yani GSYH’nin kimler tarafından ne oranda paylaşıldığını maalesef bilmiyoruz. Ülkemizdeki gelir dağılımı bozukluğunu kendimiz kendi yöntemlerimizi kullanarak saptıyor ve yorum yapıyoruz.
Finansal olarak bağlı bulunduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nde ki gelir dağılımı nasıldır? Bu konuyu araştırırken TÜİK’in verilerinden faydalandım. 2001 krizinden sonra yılda 0,44 gibi bir düzeyde olan Gini katsayısı 2003’te 0.42, 2004’te 0.40 ve 2005’te 0.38 ile düzelmenin en üst noktasına çıkmış. Fakat 2006’da 0.43’e tekrar çıkan Gini katsayısı 2007 ve 2008 yıllarında 0.41 2020 ve 2021 yıllarında yine 0,41 oranında kalmış, yani 2005 Türkiye’nin gelir dağılımının en düzgün olduğu yıl olmuş 0,38. Türkiye’de 2009 yılından sonra Gini Katsayısı yine bir iyileşme göstermiş ve 2011 yılında 0.40 olarak gerçekleşmiş.
Türkiye Cumhuriyeti’nde ki gelir dağılımı katsayılarına baktığımızda ve buna ilişkin yorum yaptığımızda 2008 yılına kadar benzer durum bizde de, yani KKTC’de de vardı. Fakat 2008 yılından sonra Türkiye’de Gini Katsayısı iyileşirken yani düşerken, KKTC’de bunun tam tersi olduğunu, yaşam şekli ve hane halkı göstermektedir. 2008 yılından sonra KKTC’de uygulanan politikalar sonucu bozuk olan gelir dağılımının daha da bozulduğu ve orta sınıf diye tabir edilen halkın yaratılan gelirden aldığı payın düştüğü ve en düşük yıllık ortalama gelir ile en yüksek yıllık ortalama gelir arasındaki farkın arttığını görüyoruz. K.K.T.C.’nin 2021 Gini katsayısı tahmini 0,48 ile rekor düzeydedir. Dünyada ki duruma baktığımızda Gini Katsayısının 0.25 ile 0.50 arasından yaygınlaştığını görüyoruz. İsveç, Norveç gibi sosyal demokrasi rejimi uygulayan Kuzey ülkelerinde Gini Katsayısı 0.25 – 0.30 gibi oranda çıkıyor. Sosyalist ülkelerde de bunun gibi düşük Gini Katsayıları mevcut. Refah budur işte.
KKTC’de bu konuda önemli saptamalar yapılabilinir. Özellikle özel sektör çalışanlarının büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari ücret yoksulluk dahilindedir. Hane halkının büyük çoğunluğu taksitli ve borçlu yaşıyor. Hepimiz biliyoruz ki dolaylı vergiler gelir dağılımını daha da bozar. KKTC’de de maalesef dolaylı vergiler önemli bir yer tutuyor. Hükümetlerin asıl görevlerinden bir tanesi de bu çarpıklığı düzeltmek. Ne acıdır ki bu konuda en ufak bir çalışma en ufak bir politika değişikliği görmek ne mümkün. Nasıl ‘refah’ içindeyiz? Bunu bize bilimsel açıklama yapma zorunluluğu var Sayın Cumhurbaşkanımızın.
































