Muazzam bir karamsarlık hüküm sürüyor.
Sanki herkes teslim olmuş gibi.
Yok yok sadece politikacılardan veya yönetenlerden bahsetmiyorum.
Onları yerden yere vurmak en basiti.
Ve onlara vurarak herkes rahatlatıyor ruhunu.
Görevini yapmış zannederek kabuğuna çekiliyor herkes.
Ama sürüp gidiyor suç imparatorluğu.
Ben sadece siyasetten medet ummuyorum.
Diğer kurumlara ne demeli?
Adalete, bürokrasiye ve sivil topluma.
***
Çeteleşmenin aşikar olduğu ve suç baronlarının at koşturttuğu bir yerde, atılan dayağı sıradan bir kavga, savrulan tehditleri kişiler arası husumet olarak değerlendirirseniz açıkça değilse bile dolaylı olarak gözlerinizi kapatmış olursunuz suç imparatorluğuna.
Bazı polisler bu suç imparatorluğun bir elemanı olmuşsa, savcılar ve hakimler “ben önüme gelen olgulara bakarım, gerisine karışmam” demeye başlamışsa ve çete kurarak ihaleye fesat karıştırmak maksadıyla insanların elleri ayakları kırılıyorsa ve bu ayan-beyan ortadaysa ve yargı adalet için yıllar süren bir savsaklama yapıyorsa nasıl kurtulacağız bu suç çetelerinden.
***
Ve suç çetelerinin önde gelenleri her türlü devlet dairesinde muteber adam muamelesi görüyorlarsa.
Vatandaş en basit bir işini halletmek için günlerce sürünüyorsa devlet dairelerinde fakat suç çetelerinin elemanları her türlü hizmeti ayaklarına alıyorsa, nasıl kurtulacağız bu suç imparatorluğundan.
***
Ve sivil toplum.
Farkında mısınız, bir tekinin bile sesi çıkmadı.
Her gün bir bildiri yayınlayıp protesto etmeyi adeta profesyonel sendikacılık haline getirenler bile sessiz.
Üniversite gibi bir eğitim kurumu ile özdeşleşen, turizm gibi alternatifi olmayan bir işten ekmek yiyen koskoca kentin suç çeteleri karşısındaki sessizliği de manidardır.
Dünyanın yakın tarihi suç çetelerine karşı verilen halk mücadelesinin zaferleri ile doludur.
Bizde ise sessizliğin utancı yaşanmaktadır.
Da bu utanç nereye kadar sürecek.
Gazetelerin birinci sayfalarında yer alan o silah birimizin şakağında patladığında mı?
































