Şurası çok açık. Artık parmağımızın arkasına saklanmayacağız, doğruları konuşacağız.
Her Allah’ın günü yeni bir vak’a.
Cana kasıt, mala kasıt.
Yetkililer de artık lütfen kabul etsinler ki, KKTC güvenliksiz bir yer olmuştur.
Bunun şakası kalmamıştır…
Geçen gün de yazdım, kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayalım diye, ama o da mümkün değil.
Trafikte tartışan bir emekli savcı düşünün. Ben kendisini tanımam, ama savcılık yapmış birinin de haksız yere tartıştığını hiç sanmam.
Sokaklar kendini sokakların efendisi sanan kriminallerle dolu. Neyi ne saat yapacaklarını tahmin edemezsiniz.
Kuralları çiğnemek sanki haklarıymış gibi. Trafikte de, diğer toplu yaşam alanlarında da.
Gece çalışan hırsızlar bir kenara, adam dövmek, soygun yapmak, gündüz vakti arabaları açmak, taksici gaspetmek ve de darp etmek….
Hırsızın da raconu vardı eskiden. Yalnız şu anda olanlar, her şeyi yapabilecek insanların etrafta cirit attığını gösteriyor. Üç beş yüz lira için adam öldürmeye kalkabiliyorlar.
Ya küçücük çocukları zehirleyenler…
Kim oldukları da belli, vukuatları ortada.
Bundan yirmi yıl kadar önce istihbaratta çalışan bir arkadaşım, işlerin bu noktaya geleceğini söylediğinde, gülmüştüm. Burada bu kadar asker var, polis var, burası en güvenli yer derdim. Ama sokakların güvenliğini sağlamada yetersiz kaldık…
Sayı Talat basına yükleniyor. “Sistem kuramayız, yapamayız” dediğimizde. İşte durum ortada. Yapamamışız. Demek ki, daha başka türlü düşünmek gerek. Endişe duymak, çaba göstermek gerek. Güvensizlik, sokaklardan başlıyor.
Kimse bana polis sayısından bahsetmesin. İster vardiya çalıştırsın, isterse kadro açsın. Ama bir planlama yapsın ve sokaklarda dolaşan, patrol yapan polisler görelim.
Yargı da sosyal duruma bir baksın. Asayişin geldiği noktaya göre değerlendirme yapsın. Hakimler takdir haklarını buna göre kullansın…
Daha fazlasını ben bilemem. Bilmesi gerekenler görsün…
Pislik, bakımsızlık zaten leke gibi üzerimize yapıştı. Bir de asayişsizlik, ne turizm bırakacak, ne üniversite sektörü…
Aslında toplum olarak aylardır yazıp çizdiğimiz ne hükümetin geleceği, ne de hafta sonu yapılacak UBP kurultayı bizi zerre kadar ilgilendirmemeli…
Yukarıda da dediğim gibi bugünlerde en büyük ve acilen çözülmesi gereken sorunların en tepesinde güvenlik konusu yer almalıdır.
Bırakın geceleri sokaklarda yürümeyi, gündüz vakti bile sokaklarda emniyet kalmadı…
Beni asıl kokutan, tolum olarak suç yoğunluğuna alışıyor olmamız. Siyasilerin “Ne yapalım, bu tür olaylar her ülkede var” dediklerini duyar gibiyim. Oysa bu ülke küçük… Küçücük bir ülkede kötülüğün yaygınlaşması çok daha kolay. Suç örgütlerinin istismara açık kitlelere ulaşması, onları kendi içine alması kolay. Üstelik de yaşam şartları,gelir düzeyleri giderek düşen kitlenin büyüdüğü bugünlerde, suça teşvik çok daha kolay oluyor…
Güvenlik konusu artık gözardı edilemeyecek kadar somut ve korkutucu boyutlara vardı..
Dilerim bizi yönetenler kendi geleceklerinin düşündükleri kadar, toplumun geleceğini de düşünürler ve çözüm için bir program ortaya koyarlar…
YERİN KULAĞI VAR
POLİS ŞART:
Sokaklar magandalara teslim… Önceki gün bir savcı ve onu kurtarmak isteyen vatandaşı dövdüler. Bizim yaştakiler hatırlayacaktır. Eskiden sadece geceleri değil, gündüzleri de sokaklarda polisler geziyordu. Polisin varlığı bile bu tür kriminal olayları önlemeye yetiyordu. Şimdi ne oldu da bu uygulamadan vazgeçildi? Personel eksikliği varsa alınsın kardeşim. Böyle giderse insanlar sokağa çıkmaktan korkar olacak…
YA İLK TURDA BİTERSE:
Eski Başbakan ve UBP Genel Başkanı İrsen Küçük, kurultayın ikinci tura kalacağından o kadar emin ki, ilk turda oy kullanmayacağını, destek vereceği adaya iknci turda oy vereceğini söylüyor. İnşallah yanılmaz çünkü, ikinci tur olmazsa oyunu boşuna yakmış olacak…
İKİ YENİ KARARNAME:
Hükümet Meclis’e iki yasa gücünde kararname getiriyor. Bunlardan biri, uzun yıllardır tartışma konusu olan, belediyelerin sokak aydınlatmaları konusunda Kıb-Tek’e olan borçlarıyla ilgili. Kararnameyle borçlar yeniden yapılandırılıyor, birikmiş borçlar Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dondurulacak ve tahsil edilinceye kadar hiçbir gecikme zammı işletilmeyecek. Diğeri ise, sokak aydınlatmalarının tümüyle enerji sağlayan şirketlerin sorumluluğuna verilmesi konusu. Burada da belediyeler devreden çıkarılıyor ve Kıb-Tek ile AKSA yetkili kılınıyor. Armatürlerin sağlanması, bakımı ve tahsilatı için artık Kıb-Tek’i arayacaksınız. Ha, unutmadan, eğer sokak lambanız arızalandı ve tamir edilmediyse, geçen süreyi sizden tahsil edemeyecekler. Bu düzeni nasıl sağlayacaklar, orası meçhul…
HEMEN, BİR AN ÖNCE:
Başbakan “TÜK’ün mevcut hali ile yürütülebilir bir yapı olmaktan çıktığını, üreticiye devrinin de örgütlerle görüşülen konular arasında olduğunu” söyledi. Devletin hazır kaynağına alışanlar bundan vazgeçer mi? Bence hayır. Buna karar verecek olan hükümettir ve bir an önce yapmalıdır. Başbakan’ın dünkü yazımızda aktardığımız “kamu kaynakları ile sürdürülen ekonomik yapıyı değiştirmek” hedefinin de gereği budur…
İNSAN İMRENİYOR:
Güney Kıbrıs’ta Ticaret Dairesi, piyasada satılan oyuncakların yüzde 23’ünün tehlikeli ve çocukların sağlığına zararlı olduklarını saptamış. Geçen yıl aynı oran yüzde 60’mış. Tespit edilen oyuncaklarda bulunan ve plastiklerin esnekliğini sağlayan “phthalates” denilen kimyasalın erkeklerde kısırlık, kadınlarda kistlere sebep olduğunu açıklamışlar. AB kriterlerine uygunluk için rutin denetimler yapılıyormuş. İnsan düşünüyor, ya biz? Bunca kanser vakası boşuna meydana gelmiyor…
ÖZEL ÜRETİM HABER:
Rusya’nın yenile popüler olan haber sitesi Sputnik, Daily Mirror’un IŞİD’e katılan militanların Kuzey Kıbrıs’tan Suriye’ye gittikleri haberini alıntılamış, Güney Kıbrıs istihbarat örgütü KİP’in eski direktörü Penderas’ın görüşlerini de eklemiş. Pendaras da hiç vakit kaybetmemiş, işi Kuzey’in güvenlik zaafiyetine bağlamış. Oysa haberde, sözde militanların İngiltere’den ilk geldikleri yerin Güney Kıbrıs olduğu da var. Onu görmezden gelecek, Kuzey’i suçlayacak. Bu da bizim bir kaç gün önce yorumladığımız gibi, haberin özel üretim olduğunu doğruluyor…
ZİRVEDEKİLER
Havadis Gazatesi: Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği Omaç Başat halı saha turnuvası, bu yıl yine zorlu mücadelelere sahne oldu. Final maçında rakibi BRT’yi 5-2 yenen gazeteniz Havadis, bir kez daha turnuvanın şampiyonu oldu. Şampiyonlukta ter akıtan tüm arkadaşlarımı kutlarım…
DİPTEKİLER
UBP Kurultayı: Hem Mehmet Ali Talat, hem de Başbakan, UBP kurultayının hükümet programındaki takvimi engellediğini söylüyorlar. Görüyorsunuz değil mi, bir kez daha kurultay kavgaları devlete de hepimize de zarar veriyor. İktidarda olan partilerin kurultayları doğrudan devlet yönetimini engelliyor. Bu nasıl demokrasi anlayışıdır anlayamadım. Umarım partilerin tabanları da bunun farkındadırlar. Birilerine koltuk sağlayıcısı olmak için mi siyaset yapıyorlar, toplumun çıkarı için mi…
































