Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC MOK belgeseli ve filmi

Fırsatçı… Seviyesiz… Sorumsuz… Aciz… Ezik… Yalancı… Korkak… Statükocu… Sığınmacı… Teslimiyetçi… Mezarlık bekçisi… Summak Dayı… Hain… kelimeleri yerine, samimi(!) olarak; Ortak Akıl… Diyalog… İşbirliği… Sinerji… Takımdaş… Yoldaş… Hoşgörü… Uzlaşı… Aklıselim kelimelerini içeren futbol zirveleri günleri yaşansaydı keşke. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) ile ilgili “Suçlu, ayağa kalk!” modunda bi’ay yaşadık. Çok yazıldı, çizildi. Hâlâ daha da devam ediyor. Bu arada mâlum, Devlet Baba; Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’na mali yardımın birinci dilimini indirecek, kulüpler de bu pastadan sözleşme gereği, büyük payı rüşvet fonksiyonuyla alacaktı. Tabii garibim futbolculara da kala kala çerez parası kalacaktı. Devlet ani(!) bir gelişmeyle, müşterek bahisten elde edilecek gelirin devede kulak kısmı konusunda ayak sürüdü. Tabii bu arada Hasan Sertoğlu, Ali Karavezirler ve teşkilatı düğmeye bastı ve başbakanlık nezdinde bi’hareketlilik gözlemlendi ve de nihayetinde “güveniyoruz” merkezli bi’açıklama yaptı Başbakan Özkan Bey. Biraz Hasan Sertoğlu’nun yufka(!) yüreciği, biraz da futbolumuza ilişkin Kulüpler Birliği’nin ortak akıl yollu tarzındaki preslemesiyle konu şimdilik bertaraf edildi. Bu süreçte bendeniz de “Alan memnun, satan memnun. Hayatınızda maça gitmediniz, gitseniz de futbolumuza üç kuruşluk faydanız yok, hâlâ daha dibine dibine vursunuz be gavvole” dedim kendi kendime KKTC Milli Olimpiyat Komitesi (MOK) ile ilgili hengâmeyi izlerken. Mâlum, dört üçü yendi ve KTFF’ye çakış merkezli bi’metin gündem yaptı. Neyse, az önce BRT 1’in Spor Gündem programındaydık. Moderatör Çelen Oben ve de ‘nöbetçi yorumcu’ bendeniz keyifli bi’sohbette buluştuk. Konumuz da KKTC MOK(luk) dalgalarıydı. Kurucu Başkanımız Ahmed (Ahmet değil) Sami Topcan’ın toprağı bol olsun. Arkasından uzun ömürler versin Asım Burç Amca ve de bildik siyah kuşak Eyüp Başkan. Eyüp Zafer Gökbilen Üstat öyle ıvır zıvır bi’yönetici değil. Yılların deneyimiyle konuyu buralara kadar getirdi. Hizmetine saygımız büyük ama dünyada örneği olmayan bi’durumla karşı karşıyayız. Koskoca federasyonlarla, şahsi üyeler aynı torba içerisinde. X federasyon da genel kurulda 1 oy, Y şahıs da genel kurulda 1 oy’a sahip. Neyse,  eski performans tenisçisi ve de futbolcu Prof. Dr. Hasan Ali Bıçak araya kaynak yaptı ve bi’türlü bir(!) olamadı bizim MOK ve de ardından Serdar Savim Başkan’la  gelen kontra açılımlar. Serdar Başkan daha ilk toplantıda haklı olarak önetmeye aday olduğu federasyonları bi’çatı altında topladı ve daha ilk toplantıda eski şampşyon tenisçi Safet Barutçu’ya, eski şampiyon badmintoncu Hüseyin Özün Yamaç’a ve de gariban bi’muallim olan bendenize ilgili tüzüğün revizesi konusunda yetki devri yaptı. İşe Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) misyon ve de vizyon dalgasından daldık ve de özellikle IOC Tüzüğü’nün 4. Bölümü’nde yer alan “Ulusal Olimpiyat Komiteleri” konusuna hatim indirip çok verimli ve de uyumlu bi’taslak çalışması yaptık. Arkasından da eski dostum Sertaç Bozatlı’ya konuyu havale ettik. Sertaç Hoca ne de olsa iş bitirici bi’devlet görevlisi. O da katkı koydu ve ortaya şu çıktı; Her türlü politik, dinsel ve ülkesel etkinin dışında bütünlüklü olarak özerk bir yapıda çalışmalarını sürdürür… Olimpizm ruhunu tüm ülke çapına yayar ve gelişimini sağlar… Olimpiyatlar konusu ile ilgili araştırmalar yapar ve bu süreçte var olan çalışmalara destek verir… Olimpizm felsefesi çerçevesinde spor ve egzersiz yapma fikrini benimsetip yaygınlaştırır. Ayrıca bu felsefenin gelişerek yaygınlaşmasını destekler… Toplumda var olan spor bilincini geliştirir, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Bu amaçla tesisleri yapımında etkin rol oynar…. Başarılı olimpik sporcu veya sporcuları korur… Olimpiyatlara ve benzeri oyunlara katılacak sporcuların olimpik müsabakalara katılma yeteneklerini inceleyip onaylar… Olimpiyat konularına ilişkin ulusal spor federasyonları arasında çıkabilecek anlaşmazlıkları görüşür ve konuya ilişkin hükmünü taraflara açıklar…. Doping konusunda yapılan çalışmaları destekler ve alınan önlemleri denetler. Biz daha bu konuları kavramaya çalışırken Serdar Başkan’dan bi’istifa, arkasından da pişmanlık duyguları içerisinde bi’de hodri meydan geldi. Sonuç mu? Sonuçta egemenlik kayıtsız ve de şartsız spor federasyonlarının olmalıdır. Et kokarsa tuz, tuz kokarsa demokrasi işleyecek. Hayırlısı…