Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC, kamu ve rüşvet

Yıllarca, Türkiye Cumhuriyeti kamu düzeni içerisinde rüşvetin nasıl döndüğünü dinleyip durduk.
Yadırgadık…
Polisin “çorba” parası…
Tapucunun “ölçüm” parası…
Gümrükçünün “kıyafet” hikayelerini dinledik.
Hatta Mersin Gümrüğü’nde yıllarca rüşvet dağıtan Kıbrıslı Türk iş insanlarının serzenişlerine şahit olduk.
Hep kendi kamu çalışanımız ile övündük.
“Bizim memurumuz yapmaz” derken biz…
Merhum Turgut Özal’ın, “Benim memurum işini bilir” lafını yadırgadık.
Yadırgadık, güldük de ne oldu?
Şimdi bu yazıyı okuyan kim, bana “KKTC’de, kamu sektörü içinde rüşvet yok” diyebilir…
Sağlık…
Eğitim…
Tapu…
Gümrük…
Bu sektörler ve diğer sektörlerde de…
Etik dışı o kadar çok şey oluyor ki…
Elden ele paralar akıyor ki…
Hediye zarfları dolaşıyor ki…
Peki, Türkiye’de rüşvet ülkeyi kemirirken, bizde neden yıllarca rüşvetin “r”si bile konuşulmadı…
Tek bir nedeni var…
KAMU MAAŞLARI…
Şimdi kamuda maaşlar kuşa çevrilirken, devletin her kademesine rüşvet işledi.
Müteahhitler Birliği eski Başkanı Cafer Gürcafer üstüne basa basa haykırmıştı: Tapuda rüşvet ver, dosya memur tarafından evine getirilsin…
Ne oluyor şimdi?
Polisi dolandıran polise bile rastlıyoruz…
Kamu maaşları tek neden olmasa bile önemli bir nedendir.
Mevcut hükümetin uğraşması gereken sorunlardan biri de, kamudaki kokuşmuş ilişkilerdir.
Az üstüne gidilse…
İhbar yapmak isteyen o kadar çok kişi var ki…
Ama “rüşvet olağanlaştığı” için…
İş insanı gümrükçüden korkuyor…
Müteahhit tapucudan…
Çark da böyle dönüyor…
Bildiklerinizi söyleyin…
Biz yazmaya devam edeceğiz…