Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC eğitim sistemsizliği!

KKTC eğitim sistemi 2005 yılında kağıt üzerinde ‘yapılandırmacılık’ anlayışına geçmişti. Eski eğitim sistemiyle her şeyin taban tabana zıt olduğu bir eğitim anlayışına. Gerçekten o dönemde Kıbrıslı Türkler ilkleri başarmıştı. İlk, orta ve lise öğretim programları yeniden yazılmış, ardından da ders kitapları ‘yapılandırmacılık’ anlayışına uygun bir şekilde yazılmıştı. Bunu tamamen Kıbrıslı Türk öğretmen ve akademisyenler başarmıştı. Dönemin Eğitim Bakanlığı öncülüğünde, inanılmaz bir değişim yaşanmıştı. Gerçekten takdir edilecek bir değişimdi. Maddi, manevi her şey Kıbrıs kültürü kokuyordu ancak bu durum istenmemiş ve daha sonra yavaş yavaş berhava edilmeye başlandı.
Bir sonraki iktidar döneminde yapılanlar hemen değiştirilmişti. Önce Kıbrıslı Kitaplar’dan bazıları öğretimden kaldırılmış, yerine TC’de basılan kitaplar kondu. Sonra Kıbrıslı öğretim programları kaldırılmaya başlandı. Aynı hastalık hala daha devam etmekte. İki yıl önce TC tarafından 2 milyon TL ödenek ayrılarak, yeni öğretim programlarının yazımına başlandı. Ancak bakanlık bu uygulamada sadece “izleyen” bir kurum olarak kaldı. Şimdilerde ise komisyonlarda çatlamalar başladı. Komisyon başkanları olarak bazı KKTC’li akademisyenler önce ayıklandı. Şimdi de komisyonlarda çalışan öğretmenler bir bir görev bırakmaya başladı. Geçen aralık ayında öğretim programları hazırlanacaktı altı ay geçti, programlar ortada yok. Kitapları şimdilik tartışmaya bile gerek yok.
Eğitim sistemi bu kadar sistemsiz olamaz aslında. 2005 yılından sonra yaşanan zıtlıklar ise toplumun geleceğini karartacak düzeyde. Hükümet değişikliği ile önceki CTP-DP hükümeti döneminde yazılan kitaplar kaldırılmış, yerine TC’den getirilen kitaplar okutulmaya başlanmıştı. Çelişki büyük; öğretim programı başka kitaplar başka. Programların kazanımları ile kitaplar asla uyuşmuyor. Bu durum hala daha devam etmekte.
Tüm bunlara ek ‘yapılandırmacılık’ temelli programlarla kitapların uyumu çok önemlidir çünkü yapılandırmacılık anlayışında hedefler, önceki program anlayışı olan “davranışçılık- bilgiyi işlemi kuramı”ndan çok farklı yazılmaktadır. Yapılandırmacılıkta program tasarımlarında program geliştirme takımları “birey nasıl öğrenir?” sorusu ile ilgilenirler. Önceki anlayış ise “bireylere ne öğretilmeli” sorusuyla.
Yapılandırmacı program tasarımcıları, program geliştirmeye “bireylerin var olan bilgilerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olacak bir çalışma ile başlarlar”. Öğrenenlerin bilgiyi zihinsel olarak anlamlandırmaları için öğrenme fırsatları sağlamak amaç edinir. Öğrenenlerin sahip olduğu bilgi birikimi farklılık gösterdiğinden, yapılandırmacılıkta tek doğru yerine, iki birey aynı kavrama farklı anlamlar yükleyebilir, anlayışı hakim.
Dolayısıyla yapılandırmacılık anlayışında öğrenenlerin (öğrenci yerine öğrenen teriminin  kullanılmasının nedeni herkesin bilgiyi kendisinin yapılandırmasına vurgu yapmaktır) “önbilgileri” öğretimin temel hareket noktasıdır.
Öğrenenlerin önbilgileri ise kendi içinde bulundukları sosyal ve kültürel çevredeki uyarıcıların işlenmesinden oluşmaktadır. Bu bağlamda öğrenenlerin önbilgilerinin hem öğretim programlarında hem de ders kitaplarında yansıtılması gerekmektedir. Yapılandırmacılık anlayışını temele alan KKTC eğitim sistemi buna ne yazık ki uymak zorunda.
Yapılandırmacılıkta diğer önemli bir nokta ise hedeflerin ya da buradaki adı ile kazanımların, öğretmen ve öğrencilerin ortak kararı ile belirlenmesidir. Öğretim programları ve ders kitapları hazırlanırken, hedefler genel olarak yazılır ve öğrencilerin de fikirleri alınır. Ancak ne yazık ki öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınmadan programlar yazılmış. Program tasarılarında hedefler önceden belirlense de, ne/neler öğrenileceğini öğrenenler kendileri belirlemektedirler. Bu nedenle öğrenme hedefleri öğrenen hedefleriyle uyumlu olmalıdır. Peki KKTC eğitim sisteminde yapılandırmacılık, öğretim programlarına ne kadar yansıtılmış? Ya da bunun kontrolünü kim nasıl yapacak? Program komisyonlarında programcı eksikliği varken tüm bunlara ek ayrıca programların diğer iki unsuru olan “öğrenme yaşantıları” ve “değerlendirme” de sorun teşkil etmekte. Eğitimi planlamak çok sistemli bir olgudur. Belki yaz dönemi bunun için faydalı geçer. Tüm öğretmen ve öğrencilere iyi tatiller dileriz.