Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC: ÇÖZÜLMEYEN SORUNLAR LİSTESİ VE TİRAJI DÜŞENLERİN AÇGÖZLÜLÜĞÜ…

Hey gidi tiraj korkusu hey.

Biri milyonlarca lira harcayıp, promosyonla tiraj tutturmaya çalışıyor ama nafile, etik-metik hak getire.
Diğeri gazetesine haber koymuyor, ölüm reklamlarından medet umuyor, düştükçe düşen tirajı karşısında paniğe kapılıp bu kez etik kurallarını pas geçme kararı alıyor.
Ve böylece zaten güven sorunu yaşayan basının prestiji yerlerde sürünüyor.
Üzücü intihar olayından bahsediyorum.
Rahmetli tanınmış bir insandı, ölümü üzüntü yarattı, doğru.
Bilim insanları “intihar haberlerini abartmayın, ölüm şekliyle ilgili detay vermeyin çünkü copy-cut etkisi yapıyor. Yani benzer durumda olanlar için örnek teşkil ediyor” şeklinde uyarıyorlar ama dinleyen kim.
Medya Etik Kurulu’nun oluşturulmasından sonra bu konuda bir anlayış ortaya çıkmış ve bilim insanlarının söylediklerini dinleme eğilimi başlamıştı.
Dedik ya tiraj açgözlülüğü. Düşen tirajın yarattığı panik.
Her türlü bilimsel anlayışı yerle bir ediyor.
Havadis bu açgözlülüğe dahil olmayacaktır, alenen duyurulur…

***
Sanki savaştaymışız gibi;
“Kırmızı alarm verildi, ekiplerimiz (birliklerimiz) hazır bekliyor. Her an müdahaleye hazırız…” türünden açıklamalar.
Sanki de düşman birlikleri harekete geçti ve biz de vatan savunması için kırmızı alarmda bekliyoruz.
Oysa bu gerginlik dağların üstünde beliren bulutlar, meteorolojinin verdiği “yağmur yağacak” bilgisi içindir.
Günde 3 saat yağan üstelik metrekareye 60 kilogram gibi az seviyede yağan bir yağmur nasıl da savaş ortamındaymışız gibi gerginliğe yol açıyor.
Oysa Antalya’ya aynı gün 12 saat yağmur yağdı ve metrekareye 130 kilogram yağış düştü.
Aynısı bizde olsa topyekun sulara gömülürdük herhalde.

***

Dere yataklarının talan edilmesi, üzerine evler, villalar yapılması herkesin dilinde de benim anlayamadığım Fazıl Küçük Bulvarı üstündeki Doktoroğlu Mağazası’nı her defasında niye su bastığıdır.
Gazeteciliğe başladığımda (25 sene önce) o bölgedeydik ve “Doktoroğlu’nu yine su bastı” haberi yapardık bıyığı terlememiş genç bir muhabir olarak.
Aradan 25 yıl geçmesini bırakın, son 10 yılda her gelen o bölgeye kazma vurdu, dozer soktu, boru döşedi ve iş araçlarının önünde demeçler vererek “bu sorunu artık çözdük, bu sorun artık tarih oldu” gibisinden açıklamalar yaptı.
Bu açıklamaları yapanlar tarih oldu da sorun hala devam ediyor.
Bir yetenekli Allah’ın kulu çıkıp da bu sorunu çözemiyor.
Tıpkı KKTC’nin olduğu gibi “çözülmeyen sorunlar” listesine kaydediliyor.
Boyu çoktan KKTC’yi aşan o kabarık listeye…