KİTAP ELEŞTİRİSİ: VRETÇALI HOCA (1)  (*) - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Perşembe, Nisan 18, 2024
Köşe Yazarları

KİTAP ELEŞTİRİSİ: VRETÇALI HOCA (1)  (*)

halil paşa

Eğer 1950’li yıllarda AKEL ve PEO’da örgütlenerek sol düşünceden etkilenen Kıbrıslı Türkleri “birinci sol kuşak”, Türkiye 68 kuşağı solundan etkilenenleri de “ikinci sol kuşak”, Türkiye 78 solundan etkilenen kuşağımı da “Üçüncü sol kuşağa” eklemek mümkün.

“Vretçalı Hoca” kitabında siyasi yaşamı anlatılan Ö. Özgür’e gelince. Onun siyasi yaşamı, Kıbrıs Türk Solunun hem ikinci ve üçüncü sol kuşağını, hem de SSCB’nin dağılmasından yani 1990 ile başlayıp 21’nci yüzyılın ilk on yılına uzanan ve solun kendini yeniden tanımlayıp alan açmaya çalıştığı genişçe bir dönemi kapsadığını söylemek mümkün.


Kitaptaki anlatıda, 1950’li, yani “Birinci Kuşak Kıbrıslı Türk Solu” yıllarında Özker hoca, “Ya Taksim Ya Ölüm” sloganı atan Türk Milliyetçiliğinin etkisi altındadır. “Biz o zaman bilinçsiz insanlar olarak Denktaş’ın peşinden gitmiştik.  … Pişmanım…” diye de Özker Hoca’nın sözlerine yer vermiş kitabında yazar. (Sf.17)

Vretçalı hoca

Ayrıca kitapta yazılanlardan yola çıkarsak, Özker Özgür’ün, gerek Türkiye’deki yüksek öğrenim, gerekse Kıbrıs’taki ilk öğretmenlik yıllarında, Denktaş’ın Nacak ile dönemin Akın gazetelerinde Türk milliyetçiliğinin etkisi altında “anti komünist” makaleler iye öne çıktığını görürüz. (Sf.18)

1963 yılı olayları patlak vermezden hemen önce Hoca’nın tuttuğu günlüğünden, onun “soysuz millet” olarak bahsettiği Rumların Türkiye’nin askeri müdahalesiyle yola getirilerek adanın “Taksim’iyle Türk bayrağı altında hür yaşamayı” arzuladığı ortaya çıkıyor.(Sf.23)

1970 yılında Lefke’de Amerikan menşeli maden şirketi yönetimiyle işçiler ve bölgedeki toprak sahibi Türklerin direnişini desteklemek için Naci Talat ve Turgut Afşaroğlu ile bölgeye gidip konuşma yapan bildiri dağıtan Özker hoca, bu kez anti-emperyalist, emekçiden yana ve de BEY (1) rejimi tarafından hapsedilen sol bir kimlikle çıkıyor okurun karşısına.(Sf.37)

Sanırım Hoca’nın sol görüşe meyledişi de bu olayın birkaç yıl öncesine rastlıyor olsa da, o Türkiye 68 kuşağı solundan direk olarak etkilenmez.

Ayrıca Özker Özgür, 27 Aralık 1970’de 68 kuşağı Kıbrıslı Türk yükseköğrenim gençliğinin de katıldığı CTP’nin kurucuları arasında yer al(a)maz.(Sf.40)

20 Temmuz 1974 tarihinde ise dönemin Kıbrıslı Türk solcuları gibi o da bir mücahit bölüğündedir ve savaş sonrasında sahip olduğu ganimet birkaç sanat tablosudur.(Sf.43)

15 Kasım 1983 yılında KKTC ilanına karşı Özker Hocanın gönlünde “hayır” oyu yattığı ancak meclise devam edebilmek adına “kerhen evet” oyu verdiği ve diğer milletvekilleriyle birlikte bizzat CTP’ni de buna yönlendirdiği anlatılmış kitapta.(Sf.53)

Özker Özgür’ün kendisine “mafya babası” dediği iddiasıyla dava açan Denktaş’ın, davayı kazanınca Yeni Düzen gazetesi ile matbaa makinelerine el koyma girişimine karşın, yazarın ifadesi: “CTP’liler ve basın özgürlüğüne sahip çıkan yurttaşlar matbaa önünde direnişe geçerler”(Sf.55) sözleriyle mülhem olsa da, Durduran ve dönemin bazı TKP milletvekillerinin de gerek matbaaya el koymaya gelen polise karşı direnişte, gerekse medyada yer alan demeçlerinde ve nihayet mecliste destek vermiş oldukları kitabın yazarının gözünden kaçıp atlanmış olmalı.

Türkiye’nin 1980 “24 Ocak kararlarını” (neo liberalizm) adanın Kuzeyinde dayatmasıyla bir yandan Kıbrıslı Türkler göçe zorlanırken, yerine Türkiye’den nüfus aktarımını eleştiren Özker Hoca’nın sözlerine yer verilmiş kitapta. Örneğin Bulgaristan’daki Türkler ile İran ve Irak’daki Kürtler kimliklerinin baskılanması ve asimile edilme çabaları ne kadar haksız ve de kimliklerini koruma ne kadar haklarıysa, Kıbrıslı Türklerin de kimliklerini koruma çabalarının o denli haklı olduğunu dillendiren ve Türkiye ile ilişkileri sorgulayıp eleştiren Özker Hoca’nın söylemlerine yer verilmiş..

Bu siyasi düşünceleri nedeniyle, milletvekili ve siyasal bir partinin başkanı olmasına rağmen TC Elçiliği tarafından pasaportuna el konması ve aldığı tehdit mektupları anlatılmış. Kendisine postalanan tehdit mektuplarından birisini gönderdiği Başbakan Eroğlu’nun Hocaya; “O mektupları kendi kendinize siz postaladınız” (Sf. 58) mealindeki nobran cevabına da yer verilmiş kitapta.

(DEVAM EDECEK)

……………………………………………………………………………………..

(*) Vretçalı Hoca, Baranga yay, Abdullah Korkmazhan.

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar