Köşe Yazarları

KİŞİLİK EROZYONU






İnsanların kişiliklerinin oluşumunda genetik özellikler ve çevre etkileşimi çok önemlidir.

Ana karnındaki gelişim bile, bir insanın gelecekteki gelişiminde önemli izler bırakabilir.



Kıbrıslılarda 1955lerden beri süregelen toplumlar arası çatışmalar ve bunun aileler üzerindeki etkileri de,  birçok insanın gelişiminde derin izler bırakmıştır.

Çevresiyle barışık insanlarda ve onların çocuklarında, travmalardan dersler çıkartarak, travmaları yaratan etkenlere karşı mücadele eğilimleri genellikle baskın olmaktadır.

Travmaları fırsat olarak bilen ve çocuklarını o ruhla eğiten insanlar, toplum içerisinde hak etmedikleri pozisyonlara, dış etkenler sayesinde ulaşabilirler.

Kıbrıs Rumlarında Ortodoks kilisesinin metafizik eğitimi ve daha sonraki okul yıllarındaki milliyetçi eğilimler, genellikle mucizelere inanan bireylerin ağırlıkta olduğu toplumlar yaratır.

Bu koşullarda yetişen bir bireyin, özgür olma ve pragmatik düşünme  yetenekleri büyük oranda körelmekte ve bu bireyi, içinde bulunduğu koşulları objektif analiz etmemeye itmektedir.

Kıbrıs Türklerine gelince, Kıbrıs’ta yaşamaya karar vermek, Türkler için, her koşula direnmekle eş anlamlıdır.

Özellikle 1963-74 yılları arasında, Kıbrıs Türk toplumu ezilmemek için  ,daha dayanışmacı ve komünal davranışlar içerisine girmek zorunda bırakıldı.

Bu durumsa, Kıbrıs Türklerinde ÖZGÜVEN ve DİRENME özelliklerini alabildiğine geliştirdi.

Özgüven ve direnme özellikleri de özgür birey için, olmazsa olmaz özelliklerin başında gelmektedir.

1974 dönemi sonrası, Rumlarda yıkımla birlikte, özellikle kilise ve eğitim tarafından pompalanan Türk düşmanlığı eğilimleri güç kazandı.

Rum çocuklarının bilinçlerinde Türk kavramı, farklı olumsuz özellikler içeren insanlar olarak yerleştirildi.

2003 ‘te kapıların açılması ve her iki toplumun birbirini yeniden tanıması sürecinde, birçok Rum çocuğunda bu eğilimi canlı şekilde görebildik.

Kıbrıs Rumlarının hala büyük bir çoğunluğunun Kuzey Kıbrıs’a geçmemesi ve buna direnmesi de aldıkları eğitim ve kilisenin bilinçlerinde yarattığı travmalardan kaynaklanmaktadır…

1974 sonrası Rumlardan elde edilen “ganimet” Kıbrıs Türklerinde büyük kişilik erozyonlarına yol açmıştır.

Ganimet devriyle birlikte, çalışmak, üretmek, emek vermek kavramları alabildiğine aşınmış ve bunların yerine, başkasının adamı olmak, yaltaklanmak, fırsat kollamak özellikleri ön plana geçmiştir.

Bu savrulma içerisinde gençliğinde, evrensel değerleri savunan birçok insanı, daha sonra, zıt kutuplarda, makam ve mevki peşinde görmek normalleşmiştir.

İster Rum olsun,isterse Türk olsun, her dönemde insani değerleri ön planda tutmak, her iki toplum yararına olacak davranışlardır.

Bu davranışların dışına çıkıp, fırsatçılığı, yaltaklanmayı seçen insanlar, belli bir yaştan sonra, makamlarından ayrıldıklarında, toplum tarafından da bir kenara bırakılmakta olduklarını sık sık görmektedirler.

Kişilik, bir insanın geleceğe bırakacağı en büyük mirastır.Bunu titizlikle korumak da her insanın yapabileceği bir şey değildir.

 







Başa dön tuşu