Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kırmızılık

 

Bisikleti velesbit,

Beytülmal’ı beytambal,

Passa tempo’yu bassadembo,

Gelinabla’yı genabla,

Limonatayı leymonadda,

Bahane’yi mahana,

Ruj’u kırmızılık,

Kapış kapış’ı kapişari,

Haçan’ı haçanabir yaptık…

Çoğaltmak mümkündür…

Benim hoşuma giden yakıştırmalar arasında “kırmızılık” gelir.

Çok da eskilere dayanmaz, kadınlar ruj demez kırmızılık derlerdi.

Küçük kız çocukları büyümeye can atarlar, daha küçükken dudaklarına kırmızılık sürerlerdi ki büyümüş gibi görünsünler.

Kırmızılık ellerinden düşmezdi…

Velesbitlerin kullanıldığı dönemlerde hayat daha sakindi.

Caddeler sokaklar daha gürültüsüzdü.

Böyle yaz zamanlarında boş sokaklarda gidip gelen tek tük velesbitlerin sesleri dalardı evlere.

O sesler sanki Lefkoşa’nın sesiydi, hele velesbit sesleri dikiş makinelerinin seslerine karışınca…

Günümüzde “genabla” sözü pek kullanılmıyor.

Aileye giren “gelin”e ki bu geniş aileden de olabilirdi, bu kadınlara genabla denirdi.

Her ailede genablalar vardı ve onlara o şekilde hitap edilirdi…

İngiliz döneminin etkisi olmalı kadınların çay saatleri vardı.

İkindi çayı.

Birbirlerine misafirliğe giden kadınlar önceden keklerini hazırlar, ki buna kek değil keyik denirdi, yanında da lemonadda ikram ederlerdi.

Günümüzde bu adetler de ortadan kalktı.

Birbirine gitmeyi bırakınız, birbirinden kaçmayı tasarlayanlar var!

Kapılar kapalı!

Tabii, teslim etmek lazım ki her dönemin koşulları vardır ve bu koşullar içerisinde herkesin bir mahanası olabilir!

Velesbitlilerin bol olduğu, kadınların kırmızılık kullandığı dönemlerde koşullar bir arada yaşamayı zorluyordu adeta.

Söz gelimi 1963 ile 1974 arası Lefkoşa 11 yıl kapalı bir hayat yaşamıştı,

Hırsı olan bile bu duygusunu kaybetmişti.

İşte, o koşullarda yaşamak birbirine tutunarak mümkündü ancak ve öyle yapılıyordu.

Hep birlikte sinemaya gidiyorlar, hep birlikte Kuğulu Park ile Mücahitler Parkında bassadembo çıtırdatarak eğleniyorlar,

Çocuklar hep birlikte Çocuk Bahçesine gidiyor, bayram yerleri de hep birlikte yaşanıyordu.

Neredeyse hiçbir şeyin kıymeti yoktu bu yüzden her şey için beytambal kalsın denebiliyordu…

Bozulma 1974’ten sonra olacak ve kapişari düzeni başlayacaktı!

O ahali gidecek yerine başka ahali gelecekti sanki!

Ve zaten o kapalı hayat haçanabir sürecekti?

Yani azizim,

Neticede kapanın ellinde kalacaktı!

Onların da mahanası 1974’tü!

Kıbrıs ağzında üretilen bu sözcüklerin bir kısmı siyasette de yerini bulmuştur.

74 sonrası olup bitenlere “kapişari düzeni” denildiği gibi,

Ya da yakın geçmişte “Biz basadembo yemeyiz” denildiği gibi.

Hatırlayanlar olacak, ışıklar içinde yatan Naci Talat dostumuz “beytambal” ve “haçanabir” sözcüklerini sık sık kullanırdı.

Rumların da kullandığı Venedik kökenli bir sözcük olan “tumba” sözcüğü de siyasette yer almıştı eski yıllarda…