Köşe Yazarları

“KIRALDAN FAZLA KIRALCI” OLMAYALIM








Çarşamba günü, saat 14.06 da NTV deki bilgilere göre 1 DOLAR 14,69 TL ve 1 Euro  16,56  TL  idi.




5 Ekim 2021’in sabah saatlerinde Dolar/TL güne 9,18lira seviyesinde başladı. Sabah saat 08.30 itibariyle Euro/TL 10,64 liradan, Sterlin/TL ise 12,58 liradan işlem görüyordu.



İki ay içerisinde dolardaki artış %60 dır..

Bu oran Euro’da ise%55,6 dır.

Yukardaki rakamlar TL nin eridiğinin ve buna bağlı olarak Türkiye’nin hızla fakirleştiğinin yansımasıdır.

Kuzey Kıbrıs, her alanda Türkiye’ye bağımlı olduğu için, fakirleşme Kuzey Kıbrıs’ta daha da büyük orandadır.

Gerçekte Kuzey Kıbrıs’ta ücretler hariç, her şey döviz olarak hesaplanmakta ve tüketici aldığı her şeyi dövizin o günkü serbest piyasa kur’u üzerinden ödemektedir. Böyle bir yapının sürdürülmesi mümkün değildir.

Euro’ya geçiş kararı , sadece bir ekonomik talep değildir.

Bu talep, gerçekte AB toprağı olan Kuzey Kıbrıs’ın , Türkiye’nin alt yönetimi altında olduğu gerçeğinin siyasi olarak ifadesini de yansıtmaktadır.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ta her alanda belirleyici iken, TL nin değerli olduğu zamanlarda halkın alım gücü sarsılmadığı için, halk bu durumu onaylıyordu.

Geçmişte, iktidarda olan partiler, daha iyi yaşam koşulları vaadlerini, Türkiye’nin artacak para yardımına bağlayarak iktidarlarını sürdürmekteydiler.

Son yıllarda Kuzey Kıbrıs ekonomisi alabildiğine daraldı. Türkiye de kendi iç zorluklarından dolayı, söz verdiği para yardımını da yapamaz hale geldi.

Türkiye, içinde bulunduğu ekonomik yıkımdan kurtulmak için, DIŞ POLİTİKASINDA 180 derecelik dönüş yaparak, BAE,MISIR VE İSRAİL ile yeniden dostluk ilişkilerini canlandırma yoluna gitti.

Kıbrıs, Osmanlılar döneminde de, Türkiye’nin Lozan Antlaşması günlerinde de daima bir stratejik kart olarak kullanıldı.

AK PARTİ nin yükselme döneminde de, iktidar AB nin desteğini almak için, Kıbrıs’ta federasyonu ve ANNAN PLANINI aktif olarak destekledi.

İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’nin yeniden AB ve ABD nin desteğine ihtiyaç duyduğu açıktır.

Türkiye BAE ,Mısır ve İSRAİL politikasını 180 derecelik dönüşle değiştirdiği gibi, Kıbrıs Politikasını da aynı şekilde değiştirebilir. Bu olasılık, uluslar arası ilişkilerde benzeri görülen bir olasılıktır.

Kuzey Kıbrıs’taki politikacılar, kıraldan fazla kıralcı bir yolla, tüm toplumun kaybından başka bir şey elde edemezler.

Doğru siyaset, Kıbrıs Sorununu iki bölgeli federasyon temelinde şözmek için yeniden hareketlenmek ve “EVET EFENDİM” ci siyasetlerden uzaklaşmaktır.

23 Ocak’taki erken seçim, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanlara böyle bir yolu açabilme potansiyeline sahiptir.

 

 





Başa dön tuşu